ALL SAINTS MODA

KİLİSEMİZ
Kilisemiz 1878 yılında inşa edilmiştir. Bir Anglikan kilisesidir. Günümüzde cemaatini, çoğunluğu Kadıköylü Türk Hristiyan vatandaşları oluşturmaktadır. İbadet dili Türkçedir. Kültür ve sanat etkinlikleri için de kapılarımız her zaman halkımıza açıktır.
KELAMDAN DAMLALAR
Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız'ı yüceltsinler!” MATTA 5:16
KİLİSE TAKVİMİ
Kilise Takvimi Pentekos Sonrası Dönem, 1Kasım günü kutlayacağımız "Bütün Azizler Gününe" kadar devam eden sürece verilen isimdir. Bu dönem İsa Mesih'le kilisesinin bir arada yaşamına vurgu yapılır. Bu dönem yeşil renkle sembolize edilir.
İBADET VE ZİYARET
İbadet ve ziyaret Kilisemiz 04 Temmuz 2021 günü Pazar günü "Pazar Kelam ve Şükran Ayini" ile kapılarını yeniden ibadet ve ziyaretlere açacaktır. Kelam ve Şükran Ayini Her Pazar 11.00-12.15 arasındadır. Hafta içi kişisel ibadet ve ziyaretler için ise kilisemiz Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri -11.30-15.00 arası açıktır. İbader ve ziyaret dışı görüşme talebi için randevü alınması gereklidir. SAĞLIK VE ESENLİKLE KALIN.

Sözler

SÖZLER-1
Türkçemizde kullanılan Dergah kelimesi, farsça kökenli bir kelimedir. Der-kapı, gah-yer anlamındadır. Bir anlamda, "kapının olduğu yer" gibi bir anlamı vardır. Biz bu anlamdan hareketle, kilisemize zaman zaman "Mesih Dergahı" diyoruz. Çünkü Efendimiz Mesih İsa, özellikle kendisini tarif ederken, mana alemine esas giriş olduğunu ifade etmek için, "kapı Ben'im" diyor. O zaman, "Mesih Dergahı" ifadesinin anlamı daha da belirginleşiyor. Kısacası Mesih İsa'nın yaşamı ve öğretilerinin vaaz edildiği her yer, "mana yoluna" kapı olan ve kendisi için "kapı Ben'im" diyen Mesih'in manaya kapı olduğu yerdir. Gerçekten de bu anlamı ile, her samimi Mesih topluluğu (kilise) aslında aynı zamanda bir "Mesih Dergahı", bir "Mesih kapısıdır"-🪔

-Kapı Ben'im. Bir kimse benim aracılığımla içeri girerse kurtulur. Girer, çıkar ve otlak bulur.Yuh.‬ ‭10:9‬ ‭

-Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur.Mt.‬ ‭7:13


SÖZLER-2
Mesih İnancı, İsa Mesih'i izleme üzerine oturan bir inançtır. Bir edinim inancıdır. Akla edinim değil. Hal ve hareketlere edinim inancıdır. Kişinin bencil anlamdaki alma arzularını inkar etmesi ve bundan kaynaklı zorlukları, acıları yüklenmesi ve bundan sonra da yaşamının her anında Mesihi izlemesi esastır. Bir kulluk inancı değil, yeni yaşama talebelik inancıdır. Öğrencilik, öğrenme esası üzerinedir. Oysa burada talebe kelimesi manayı tam vermektedir. Yani kişi İsa Mesih'le sürdüreceği yeni yaşamı gerçekten edinmek, yaşamına oturtmak istiyorsa talep etmek, içten ve samimi bu Mesih'i giyinmeyi, Mesihi yaşam, öğretiş ve düşünceyi yaşamına talep etmelidir. Mesih Dergahından içeri giren kişi, eğer o dar kapıdan içeri giriyorsa elbette artık Mesih talebesi olma yoluna çıkmış demektir.

-Sonra İsa, öğrencilerine şunları söyledi: “Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin.” Mt.16:24‬ ‭
-Mesih İsa'ya ait olanlar, benliği, tutku ve arzularıyla birlikte çarmıha germişlerdir.
‭‭Gal.‬ ‭5:24


SÖZLER-3
Kelam aslında bir anlamda "ol" sözünde yer alan eşsiz yaratma gücüdür. "Tanrı başlangıçta Işık Olsun" demiş ve Işık olmuştur. Bu elbette dile kolaydır. Aslında "ol" sözü algımız ötesindedir. Bu bağlamda vahiy, esin hep böylesi bir gücün, aslında sözle ifade edilmez işleyişidir. Bundan ötürü evren iki vahye tanıktır. Bu vahiyden ilki "genel vahiydir". Genel vahiy, insanlığın sayabildiği ve yine ifadesiyle 13 milyar yıllık dehşet dünya varlığı ve sonsuz evrendir. Bu vahiyde,"Tanrı'nın varlığı" ya da "Tanrı'nın yokluğu" söylemi, görebilme gayreti ya da görebilme zorluğu tartışmasız sadece insan sorunudur. Aslında ortada ifşa olunan, açığa çıkan görkem, algı ötesinde yer alan Kelam'dır. En basit haliyle "Genel Vahiy" her yerde, her şeyde, insanın algısı ile ifade edilmek kaydı ile "ol" sözüdür. Vahyin ikincisi ise; "Özel Vahiydir". Bu daha çok üç bin yıl civarı bir dönemi içermektedir. Özel vahiy, "genel vahiy" içinde, Tanrı kavramını kişide algılamayı, soyutu somutlaştırma yolu ile insan yaşamında tanımlamayı hedefler. İlim, bilim, anlaşılmaya çalışılan evren, bütün bilimsel çalışmalar, hep "genel vahiy" kavramı içinde yer alan görkemle alakalıdır. Özel vahiy kavramı ise kişisel kurtuluş planı dahilinde kişi içselliğine hitap eder. Her ne kadar dinler, kendilerine paylar çıkartıp kültür ve gelenekler oturtmuşlarsa da, "özel vahiy" esasında daha önce de dediğimiz gibi sadece kişisel düzeyde, içsel dönüşüm ve değişime ve kişinin kendi benliği için alma arzusundan kurtuluşuna yoldur. Kısacası genel vahiy, bir anlamda Tanrı'nın kendini insana ilanı iken özel vahiy, insanın Tanrıyı kendi içsellik algısında seviyesince algı gayretidir. O zaman bütün bu söylediklerimizin ışığında vahiy kavramını kısaca değerlendirmek istersek, Tanrı Ruh'unun muhteşem işleyişinde insanın madde ve manada sürekli bir biçimde insan soyluluğuna büyümesine soyut yoldur diyebiliriz.

Bunun böyle olduğunu İsa Mesih'in şu sözlerinde de görmek mümkündür;“Size doğrusunu söyleyeyim, benim yaptığım işleri, bana iman eden de yapacak; hatta daha büyüklerini yapacaktır. Çünkü ben Baba'ya gidiyorum.” Yuh.‬ ‭14:12


SÖZLER-4
Özel Vahiy, yani Tevrat, yazılar, İncil ve mektuplar içeriği, kadim çağlardan günümüze dek, bir anlamda insanın Tanrı hakkındaki algısının ifade edilişidir. Hatta bu ifade edilişte yaşanılan toplumların kültür, gelenek ve görenekleri de oldukça etkindir. Bunları sünnet, kurban, sunak, mabet ve daha birçok uygulamalarda görmemiz mümkündür. Bütün bu birbirinden farklı ve birbirinden renkli yerel halklara dayanan anlatımlar ve taşıdıkları anlamlara sembol oluşturmalar İsa Mesih'e kadar gelmiş ve orada herşey olması gerektiği gibi, insan içselliğine taşınarak orada noktalanmıştır. Bu ilkel arka plandan günümüze değin gelen akışın temel anlamını yakaladığımız anda artık mana yoluna girilmiş demektir. Dolayısı ile bu akışı işaret eden kadim kayıtlar ise ile "ilahi kollektif bilinç" olarak insanlık tarihinde yer almaktadır. Ve bütün bu kadim kayıtlar, İsa Mesih'in bu kayıtların üstüne inşa ettiği "beden mabet" öğretisi ile artık harften, ruha dönüşüp değişmiştir. Ve Kelam, bu dönüşüm ve değişimin olması için beden alıp bütün bu ezoterik arka planı ve ifadeleriyle aramıza gelmiştir. Hatta daha da öteye, içselliğimize edinilebilme konumunda bize sunulmuştur. Bu nedenle, esas İncil, "diri, yepyeni yaşamdır", İsa Mesih'in bedende sunduğu ruh, maddede sunduğu manadır. İncil, bir anlamda yürüyen kelam, yaşayan mabettir. Yazılı metin olarak İncil dediğimiz ya da Müjde dediğimiz kitapçıklar ise, yukarıdaki anlatımı, o günkü anlaşılabilirlik derecesinde ilahi kollektif bilinci kayda geçme gayretidir. Hatta bu gayret içinde, farklı kişilerin, farklı açıdan, bu harften ruha dönüşen değişen mana olayını anlatabilme çabalarıdır. Ruh'un teşviğinde, ellerinden geldiği kadarıyla da anlatabilenler anlatmış, kaydedebilenler kaydetmiştir. Bu bağlamda, bütün bu gazete misali aktarımların arka planındaki esas mesaj ise, iki sözcükten ibarettir. Bu sözcüklerden biri "dönüşün" sözcüğüdür. Bu esas ifadesi ile "tövbe edin" cümlesidir. Kararlı bir biçimde, esas yaratılma gayesi olan Tanrı sureti olarak yaşamaya dönün şeklinde bir anlamı içermektedir. Bir diğer söz ise, değişin sözüdür. Bu "göklerin egemenliği yakındır" cümlesinin temelinde yer alan anlamdır. Çünkü "göklerin egemenliği'nin yakın olması" madde dünyasının her tür yanılsatıcı görünüm ve kavramlarının orijinali ile yer değiştirmesi anlamındadır. Gökler, "üst bilinç" demektir. Üst bilinçte,
sevginin esas orijinali, merhametin esas olması gerektiği hali, karşılıksızlık ilkesinde vermenin, bağışlamanın esas halleri vardır. Bunları aşağıya çekmek, yaşamımıza indirgemek değişim demektir. Elbette bütün bu orijinal haller hep sürekli değişimin yaşamda bir olmazsa olmaz haline gelmesi demektir. Ve kavramların, kabul edişlerin yanılsatıcı hallerinin ortadan kalkması "göklerin egemenliğinin" yaşamlarımızda açılması demektir. O zaman kısacası insanda açılan kelamın özü, dolayısı ile müjdesi "dönüşüm ve değişim" kelimelerinin bir arada insana bir ilahi buyruk olarak verilmesidir. İsa Mesih'in yaşamını ve öğretilerini bize aktarmak için kayda alınmış kadim yazılar, İncil ve mektuplarda ise, bu müjde temeli üstünde yükselen ruhsal yaşam prensipleri vardır. Oysa kurumsallaşan halinde İncil üstünde yükseldiği söylenen din ise, bu esas temel, sade prensipler üzerine, nice insan düşüncelerinden kaynaklanan öğreti ve uygulamaların eklenmesi sonucu oluşmuşur. Esas ise "dönüşün ve değişin" ilkesi üzerinde yükselen İsa Mesih'in yaşam ve öğretileridir. Kısacası sadece ve sade İncildir. Hatta bu konuda fikrini soranlara Aziz Fransuva: "İncil'i izleme ve onu yaşama indirgeme dışında bir formül yoktur." demiştir. Hatta o dönemde, Aziz Fransuva'nın bu sözleri dönemin papasına ulaştığında Papa, Aziz Fransuva'ya; "İncil, ruhsal yaşam prensiplerine tek temel değildir" demiş ve "İncil, sadece İncildir"diye eklemiştir. Evet, gerçektende içselliği açılmış gerçek bir "yol talebesi" için İncil, "sadece İncil" olmalıdır. Karmaşık öğretiler, doktrinler ötesinde İncil, "sadece İncildir ve iyi ki öyledir." Çünkü orada esas içlere alınacak olan ve bizi Baba ile bir yapacak olan İsa Mesih vardır. Ve İncili yaşama prensipleri sadece İncil'i izlemek ve İsa'nın öğreti ve yaşantısı ile Kutsal Ruh'la dolulukta yaşamak, yaşayabilmektir.

“O günden sonra İsa şu çağrıda bulunmaya başladı: “Tövbe edin! Çünkü Göklerin Egemenliği yaklaştı.”
‭‭Mt.‬4:17


SÖZLER-5
İsa Mesih'in Yol inancı aslında bir Mesih hareketidir. Bu hareket, içselliklerinde dönüşüm ve değişim yoluna çıkmış olan Mesih Talebeleri'nin mana yolu hareketidir. Önce bu dönüşüm ve değişimi kendilerinde gerçekleştirme gayretinde olan talebeler olgunlaştıkça etraflarındaki diğer insan kardeşlerini de manada uyandırmaya gayret ederler. İncillerde de gördüğümüz gibi, aslında bu hareket, özellikle biz Anadolu ve Orta Doğu halklarına da pek uzak olmayan bir içsel yürüyüş hareketidir. Her bir talebe talep eden ve göklerin egemenliğini bir başka deyişle ilahi yaşamı, kendi kişisel yaşamında açabilmeyi talep edendir. Bu hareket, daha sonra kendisine verilen "Hristiyanlık" adının esas anlamı olan,İsa Mesih'e benzeme, O'nu giyinmedir. Aslında temelinde kurumsal bir din olma hedefi yoktur. Mesih hareketinin merkezinde insan yüreği ve tek tek hangi ırktan, hangi kültürden olursa olsun insanın esas yaratılma gayesine dönüşüp değişmesidir. Ve esas hedef, her kişinin kendi içselliğindeki ham taşını, küp taş yapana kadar yontmasıdır. Ya da bir başka deyişle Adem seviyesi dediğimiz, "kendi çıkarı için sürekli alan kişi" olma durumundan, "karşılıksızlık ilkesinde Tanrı rızası için karşılıksız veren" olma durumuna yani Mesih seviyesine dönüşüp değişmedir. Bu hareket içinde elbette kişileri Tanrıyla kucaklaştıran tek önder, kurtarıcı Efendimiz, kurtarıcımız Mesih İsa'dır. O manevi manada yüreklerin fatihidir. İsa Mesih'i kurtarıcısı ve efendisi olarak yüreğine samimiyetle alan kişi, artık hiç kuşkusuz, o kurumsal olamayacak kadar saf ve sade Mesih bedeninin bir parçasıdır. Bu nedenle hemen -a.samimi bir kelam öğretmeni (mana rehberi-hoca) bulmalıdır. Ama bu öğretmeninde hala soran, hala öğrenen ve tefekkür eden, olgunlaşmış bir Mesih talebesi olması gerçekten kişinin ruhsal gelişimi için önemlidir. b-Bununla birlikte Mesih talebesi olmak isteyen kişi, elbette böyle bir hoca ve etrafındaki talebe halkası ile devam etmek için bir gruba da dahil olmuş olacaktır. Bu grup, (topluluk anlamına gelen kilisedir) yeni katılan Mesih talebesinin seviyesi tutsun tutmasın birlikte çalıştığı bu hoca önderliğinde, müjdenin vaaz edildiği ve çalışıldığı bir mana gurubudur aslında. Mana yolu için böyle bir birliktelik adeta bir olmazsa olmazdır c.Ve bu gurupla, bir kadim yazı metni üzerinde (Kutsal Kitap bölümleri, kelam üzerine yazılar, kadim kilise yazıları) yapılan çalışmalara da talebe dahil olmalıdır. Bu üç temel prensip, bir anlamda Efendimiz İsa Mesih'in yaşamı ve öğretileri ile bize aktardığı "Yol Talebeliği" tarifidir. Ayrıca bütün ilk yüzyıl İbrani yazıları ve Efendimiz İsa Mesih'in yaşam ve öğretileri ışığında görülebileceği gibi, samimi bir kelam öğretmeni de(mana rehberi)a.kendisine sorulmaksızın derin mana konuları üzerinde konuşmayan b.asla para karşılığında bu tarz konuları öğretmeyen c.ve öğretirkende öğrettiği kişinin değişmesini ve illa kendi görüşlerini kabul etmesini beklemeyen biri olmalıdır. Kısacası İsa hareketi içinde gönül yolculuğuna çıkmış Yaratan'a yürüyen talebe de ya da mana rehberi olan ve yine de talebeliğine devam eden kelam öğretmeni de Mesih İsa'yı gönenip yukarda bahsettiğimiz prensipler ışığında, Ruh'un rehberliğinde, Yüceler Yücesi ile bir olmaya doğru hareket halindedir.

 “İsa, “Yol, gerçek ve yaşam Ben'im” dedi. “Benim aracılığım olmadan Baba'ya kimse gelemez.”
‭‭Yuh.‬ ‭14:6‬
“Sonra İsa, öğrencilerine şunları söyledi: “Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin.”
‭‭Mt.‬ ‭16:24‬ ‭
“Öyleyse ne diyelim, kardeşler? Toplandığınızda her birinizin bir ilahisi, öğretecek bir konusu, bir vahyi, bilmediği dilde söyleyecek bir sözü ya da bir çevirisi vardır. Her şey topluluğun gelişmesi için olsun.”
‭‭1.Kor.‬ ‭14:26


SÖZLER-6
Mesih İsa'nın "Hepiniz kardeşsiniz" sözü gerçekten önemli bir sözdür. Mana talebeleri için bu söz, adeta bir mantra olmalıdır. Çünkü içsel yolculuk öncelikle kişinin kendisinin çağrılı olduğu bir mana yolu yolculuğudur. Bu yola her ne kadar tek başına çıkılmışsa da, Yol'a çıkmış diğer Mesih talebeleri ile bir olma ve birlikte Mesih bedenini oluşturma ve ilahi ışığı yoğunlaştırma bu yolun esasıdır. Ve bu yol da kadın, erkek, köle, özgür, şu millet, bu millet, şu ırk, bu ırk, şu din, şu mezhep, şu dil, bu dil ayrımı yoktur. İncil'in ifadesine göre zaten Mesih İsa'nın insanlığa sunduğu kurtuluş müjdesinin insanlığa getirdiği, bütün bu ayrımlardan insanlığı kurtarmaktır.Hele hele üstün ırk, seçkinler, ayrıcalıklı kişiler gibi kavramlar, böyle kavramlar da Mesih müjdesinde yer almaz. Hürmet, saygı, sevgi, öğretene yürekten gelen doğal saygı ve sevgi, büyüğe saygı, küçüğe sevgi, gayretle çalışana, anneye babaya saygı sevgi elbette bu insanlık onuru gereği, Mesihi düzey yaşam davranışları içinde elbette vardır. Farklı yetenek sahibi olma, armağanlar sahibi olma elbette vardır. Fakat kelamın dediği gibi, eller bir beden için ne kadar önemliyse ayaklarda bir o kadar önemlidir. Belki görev gereği önde olmak ya da bir hizmette arkada olmak gerekiyorsa da, bu sadece hizmetin belli bir liyakat ölçüsünde yerine getirilmesi içindir. Yoksa mana yolu yolcuları için, Mesih talebeleri için ruhsal ya da insani kardeş olma gerçeği dışında bir hiyerarşi, bir sınıf ve kalite ayrımı düşünülemez. Hele hele el etek öpme, insanı insandan ayırma, kılığa kıyafete göre davranma, kurumsallık içinde protokoller oluşturma, bize göre inanan inanmayan ayrımı yapma söz konusu bile olamaz, olmamalıdır da. Herşeyden önce bu, Efendimiz Mesih İsa'nın yoluna, öğretilerine aykırıdır. Ama ne yazık ki, "Yol" hareketi, "Mesih İnancı" ilk beşyüz yılın sonucunda özünden çok çok uzaklara taşınmış ve hala da taşınmaya çalışılmaktadır. Oysa "Öz'e"dönmek, Yaratan'a dönmek, Mesih'te sunulan kurtuluş lütfunu hem iman, hem insan kardeşlerimize yaşamla ulaştırabilmek demektir. Yine kelamda yer aldığı şekliyle unutulmaması gereke şey; "her birimizin bütün insanlığa açık birer mektup" olduğumuz gerçeğidir. Ve aslında her birimiz Mesih'te,"kahin" olmaya çağrılmışlarız. Bu bağlamda her birimiz bir araya gelmek suretiyle aslında "Tanrı'nın kahinler" topluluğunu oluştururuz. Ve her birimiz birbirimizi tamamlamakla, manevi manada Mesih bedenini oluştururuz. Ve birliğin tam yüreğini oluşturan nokta olarak Efendimiz Mesih bize şunu öğretir; "Bir tek ilk nedenimiz vardır. O başlatıcı neden İlahi O'lan Baba'mızdır. Bir tek esas "hocamız, öğretmenimiz" vardır, O kutsal Ruh'tur ve bir tek esas önderimiz vardır,O İsa Mesihtir." Kısacası Kelam'ın vurguladığı, "başka kimseye Baba, önder ya da Rabbi"dememe buyruğunun altında, önder bile olsa, her bir Mesih talebesinin, öncelikle talebe olduğunu unutmaması ve diğer herkesle mana yolunda eşit olduğu gerçekliğidir.

“Kimse sizi ‘Rabbî’ diye çağırmasın. Çünkü sizin tek öğretmeniniz var ve hepiniz kardeşsiniz. Yeryüzünde kimseye ‘Baba’ demeyin. Çünkü tek Babanız var, O da göksel Baba'dır. Kimse sizi ‘Önder’ diye çağırmasın. Çünkü tek önderiniz var, O da Mesih'tir. Aranızda en üstün olan, ötekilerin hizmetkârı olsun. Kendini yücelten alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir.”
‭‭Mt.23:8-12‬
"Kardeşlerim, yüce Rabbimiz İsa Mesih'e iman edenler olarak insanlar arasında ayrım yapmayın. Toplandığınız yere altın yüzüklü, şık giyimli bir adamla kirli giysiler içinde yoksul bir adam geldiğinde, şık giyimliye ilgiyle, “Sen şuraya, iyi yere otur”, yoksula da, “Sen orada dur” ya da “Ayaklarımın dibine otur” derseniz, aranızda ayrım yapmış, kötü düşünceli yargıçlar gibi davranmış olmuyor musunuz?”Yak.‬ ‭2:1-4


SÖZLER-7
İnançlarla ilgilenen, bu konuda merak sahibi olan bir çok kişi, doğal olarak "bu inançlara nasıl dahil olunacağını, neler yapılması gerektiğini" sorgular durur. Bu kişilerin, çoğu zaman aldıkları cevaplar, hem bu kişilerin kafalarını karıştırmakta, hem de teşviklerini kırmaktadır. Bunun en büyük nedeni, hiç kuşkusuz inançların esas orijinallerinden çok çok uzaklara taşınmış olmalarıdır. Bu bağlamda, bir çok kişinin, İsa Mesih'in yaşam ve öğretişleri ile başlattığı "Yol inancı" üzerine ve Pavlus'un yorumları ile inşa edilen Hristiyanlık üzerine sorular sorup durduklarına da tanık olmak mümkündür. Bu sorular da diğer inançlar için sorulan sorular gibidir. Bu sorular; "Acaba nasıl Hristiyan olunur? Hristiyan olmak için ne yapmak gerekir?" gibi belli başlı sorulardır. Daha önce de dediğimiz gibi, bu sorulara da verilen cevaplar oldukça kafa karıştırıcı ve teşvik kırıcı olabilmektedir. Çünkü asırlar içinde kültür, gelenek etkileri, birbirinden farklı teolojik yorumlar, insanlar arasında ayrım yapmalar, politik etkiler, esas inanç temellerini, herkese hitap edebilecek olan basit inanç temellerini adeta ortadan kaldırmıştır. İsa Mesih, işte bu yıkıntılar arasından Kutsal Yazıları tamamlayan ve özellikle kişileri yüreklerinde Yaratanla kucaklaştıran, "Yol İnancını" insanlığa kurtuluş inancı olarak vaaz etmeye başlamıştır. Ve yazılarda beklenilen Mesih olarak, "Yol İnancını"oldukça basit ama bir o kadar da kişi içselliğine yaşam sorumluluğu yükleyen bir biçimde ilan etmiştir. Bu ilan edilen inanç aslında bir "Mesih hareketidir".
Bu içsel harekette yer almak ve bu günün dini isimlendirmesi ile "Mesihe benzemek" anlamına gelen "Hristiyan" inancını edinmek için temel esaslar, aslında sadece aşağıdaki maddeleri kabul edip yaşama edinmekten başka birşey değildir. Bu maddelerin ilki; a.Kişinin kendi benliği için alma arzusunu inkar etmesi, bundan ötürü yaşadığı zorlukları ifade eden kendi çarmıhını yüklenmesi ve İsa Mesih'in esaslı öğretişlerini izlemesidir.
b.Bu adanmışlıkla kişinin yapması gereken bir başka şey ise; ruhsal ve simgesel sembol olarak vaftiz yolu ile yepyeni bir yaşama adım atmasıdır. Bu vaftiz yaşamda bir kez olacak olan önemli bir kararlılık adımı olarak bir anlamda ilk maddeyi yaşama tescillemektir. Bu aynı zamanda "Yol'a" ruhsal adanmışlığında yeni doğuşu edindiğine de önemli bir işaret önemli bir gizdir c.Bundan sonra da iki esaslı buyruğu yaşama edinmesi ve bu buyrukları hayatının buyrukları haline getirmesi oldukça önemlidir. Bunlardan ilki ,Yüceler Yücesini bütün can, bütün yürek ve bütün akılla sevmesidir. İkincisi ise; kişinin komşusunu kendisi gibi sevmesidir. Bir diğer anlamda bu "Yaratılanı Yaratandan ötürü sevebilmektir". d.Bu sevmenin en güzel örneğini Efendimiz Mesih'in kendisi vermiştir. Yaşamını insanlık uğruna feda etmesi bu duruma en güzel örnektir. Bu nedenle bu adanmışlık ve bu sevgi, "ruhsal ve simgesel" anlamda "Şükran Sofrasına" bizlere hep hatırlatılıp durmaktadır. O zaman bu sofraya da sık sık katılmak önemli bir giz ve mana işareti olarak yaşamlarda yerini almalıdır. e.Ve son olarakta, İsa Mesih'in bol yaşamını edinmiş "Yol dostuna" düşen, Mesih'ten öğrendiklerini diğer insan kardeşleriyle yaşam boyu yaşamla ve sözle paylaşmasıdır.
İşte Mesih inancını yüreğe edinmek ve gerçekten Mesih'e benzemek anlamında "hristiyan" olmak böyle bir kabul ve inisiyasyon yani dahil olma katılma yolunu izlemekle mümkündür.

“Sonra İsa, öğrencilerine şunları söyledi: “Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin.”
‭‭Mt.‬ ‭16:24‬

“İsa şöyle karşılık verdi: “En önemlisi şudur: ‘Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rab'dir. Tanrın Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.’ İkincisi de şudur: ‘Komşunu kendin gibi seveceksin.’ Bunlardan daha büyük buyruk yoktur.””
‭‭Mrk.‬ ‭12:29-31‬

“Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin;”
‭‭Mt.28:19