• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
    • ALL SAINTS MODA KİLİSESİ
    • Dünyanın Işığı Sizsiniz
    • ALL SAINTS MODA
    • Sizin Işığınız İnsanların Önünde Öyle Parlasın ki...
    • ALL SAINTS MODA
    • Göklerdeki Babanız'ı Yüceltsinler!
YOL REHBERİ






İLAHİLER


KİTAPLAR

SOHBET-2-Talep

          Talep
                                                       (Matta 8:1-3 üzerine sohbetler)
Mesih İsa, dağdan aşağıya halkın yanına indiği zaman, büyük bir kalabalık Efendimizi takip etmeye, ardı sıra gitmeye başladı. Tam bu esnada cüzzam hastalığına yakalanmış bir kişi yaklaşıp "Üstad, eğer sen istersen beni pak kılabilirsin" diye Mesih İsa'nın ayaklarına kapanıp yalvarmaya başladı. Ve  Mesih İsa, elini o kişiye uzatıp dokunarak "isterim temiz ol!" dedi. Ve işte o cüzzam hastalığına yakalanmış ve kurtulma arzusundaki bu kişi, o an bu onulmaz rahatsızlığından kurtularak paklığına yeniden kavuşmuş oldu.
 
Talep, eğer gerçekten samimi bir talepse ve hakikaten eksikliğin farkında bir talepse, durum her ne kadar vahim olursa olsun yerini bulacak olan bir taleptir. Talep önce talebin cevabının bulunduğu kaynağı kişiye getirecektir. Ve bu kaynak kişiye ulaştığı anda da, talep çok daha etkin ve içten bir yakarışla kendisini kaynağa ifade edecek ve karşılığını da alacaktır. Bu nedenle Efendimiz talebi özellikle "Yol'un" paralelinde olan istemi, ısrarla dile getirmemizi istemektedir. "Dileğin alacaksınız" şeklindeki sözleri hep böylesi bir teşvikin sözleridir. Burada da üst seviyelerin bütün ışıklarını üzerinde taşıyıp, kendi doluluğundan sıyrılarak alt seviyelere ışımak için gelen Yaratan Kelamı Mesih'in o muhteşem çekimi, böylesi bir umutsuzluğu ve ışıksızlığı kendi farkındalığında yukarıdan uyandırmış ve talebi yürekten bir "edinim imanının" ifadesi haline getirmiştir. 
Böylesi bir ifade de Yaratan-Mesih ve Mesih-Yaratan arasındaki Kutsal Ruh bağı, adeta Yaratan-İnsan, İnsan-Yaratan arasındaki bağı yaşam seviyesine taşımıştır. Ve bununla birlikte yaşamın zaten mucizeler bütünü olma gerçeğini, en umutsuz görünen görünümlerde bile aslında yaşam mucizesinin temelinde var olan mucizelerin sürekliliğini bir kez daha vurgulamak istemiştir. "Üstad, eğer sen istersen beni pak kılabilirsin?", yani "Ben inanmıyorum, bunu yürekten biliyorum" gerçeğinde bir samimi "edinim imanıyla" talep burada dile gelmektedir. Ve hastalığı içinde kendi eksikliğin farkında olan böylesi bir kabın yani yüreğin böylesine dolmayı, dönüşmeyi ve değişmeyi arzulamasının karşısında, hem bu arzuyu karşılayacak olan esas kaynak kendisine ulaşmış, hem de o yürekten pak olmak isteğine yani yürekten talebine cevap verilmiştir. 
"Ben inanmıyorum, biliyorum" sözü oldukça güçlü bir edinim imanı işaretidir . Bu tarz bir "edinim imanı" yani "bilme" gönül ehli için ifade edilemez içselliğin aslında içte ve içten ifadesidir. Yani bir anlamda Mesih'in, saran Işık olan o mukaddes Ruh'un rehberliğinde gönle dolması, gönülde ifşa olması, yani kendini açması ve yine Ruh'un teşvikinde giyinilmiş olması hep bu "edinim imanıdır". Yani için tespitinde "bilmedir". Bu dışta çoğu zaman idrakle yani bir doktrinle ifade edilemez ama ilahi bir aşkla ifade bulur. Bu aşk Yaratan'ın Mesih'inde ve Ruh'unda sevgi ve ihsan karakterinde kişide açılır.  Ve talebin içtenliğinde "alma arzusunun" doruklarındaki yaşam çürümüşlüğüne işaret olan "cüzzam" paklığı bulacaktır. Burada üstün dokunuşu altın çürümüşlüğünün yegane çaresidir. Ama bu çare ancak altın buna uyanması esasında ve talebinde çaredir.