• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
    • ALL SAİNTS MODA KİLİSESİ





SOHBET-4-Işık

 Işık 
                                                       (Matta 5:14-16  üzerine sohbetler)
Dünyanın ışığı sizsiniz…kimse kandil yakıp tahıl ölçeğinin altına koyup kandili gizlemez. Tersine, yaktığı kandili kandilliğe koyar ve böylece evdekilerin hepsinin aydınlanmasına vesile olur. Sizin ışığınız da insanların önünde öyle parlasın ki, insanlar sizlerin beklentisiz iyi işlerinizi görerek o yüceler Yücesi O’lanı yani göklerdeki Baba’yı (Yaratan düşünceyi) yüceltsinler.  
Işık, başlangıç arzusudur. Yaratan düşüncenin “Işık olsun” sözündeki Mutlaktan kopup gelen Yaratanda yaratma gücü, yaratma olgusudur. Işık, başlangıç olduğu gibi başlangıçların da başlatıcısıdır. Ve bir başka tabirle aslında yaratma hazzıdır.  Işık, var olmanın yoklukla çelişmesindeki çekişmenin ışıması ve bu ışımada Yaratanın yaratılanda kendini anlamlandırmasıdır. Ve bu muhteşem anlamlandırmada alma arzusunun beklentisiz verme de “sevgi ve ihsan” karakterinin yansımasıdır. Ve bu bir tarafta Yaratan düşüncenin sureti olarak ışımakken, bir tarafta işlevi olan saran Işık yani kutsal Ruhta hayattır. Ve “acılar yolunda” ışık maddeyi ışıtan bir aydınlatma aracıdır. “Mana yolunda” ise Işık, ruhları aydınlatan,“Sevgi ve İhsan O’lanın” yaratma hazzını ve yaratma nurunu insana ulaştırandır. Ve  nur O’dur. O nurdur. Ve O’ndan olanda nurdan nurdur. Ve yürekte yerini bulur. Çünkü “nur” aslında suret için vardır. Ve suret nurla buluştuğunda, ışıyan artık Mesihtir. Ve Mesih “Suret” demektir. Ve böylece “Işık” kaynağından ışımasında artık bende ışıktır. Bense ancak Mesihte. Bu birliktelikse Yaratan’ın “ışık olsun” sözüdür. Ve dünyaya ışıktır. Kısacası bendeki “Ben ve Ben’deki Mesih saran Işıkta artık dünyaya Işıktır. Ve Işık her bir zerrenin efendisidir. Önünün kesilmesi ve saklanması mümkün değildir. Ve böylesi bir ışıma, “kanal olma” demektir. “Kanal olmak” suretsizleşmektir. Suretsiz olan o muhteşem Yüceliğin gönderdiği, Sureti giyinip, Surette “Suretsiz olana” yürümektir. Yürüyüş ise, saran Işığa göre Mesihte yükselmektir. Ve bu yürüyüş  aslında üstedir, ama alttadır. Bu yürüyüş altta daha da alta ilerlerken, üstte daha da üste ilerlemektir. Ve bu ilerleme, aslında nurun ışımasındaki tükeniştir. Mum yanar, ışık parlar ve bu parlama evdekilerin hepsi içindir. Ve evdekilerin hepsini kucaklar. Her ırktan, her dilden, her inanıştan kısacası Yaratan’dan olanı kucaklar. Ve bu yanma sürekli işlemedir. İşleme Efendimiz Mesih’in tabiriyle “biz değersiz kullarız, sadece yapmamız gerekeni yaptık”(Lk.17:10) diyebilmektir.  Elbette “İşleyen demir ışıldar” misali işlemek her ne kadar tükenişse, bir o kadar da yükseliştir. Yükseliş “sana” yükselişte aslında O’nadır. Ve ağırlığın temeli “beni Ben’de” terkediştir. Bu ışıklara ışık katar ve ışığı nura boğar ve ışık parıldadıkça parlar. Ve insanlar beklentisizlik içinde Mesihleşmişliğin saran Işıktaki görkemini gördükçe sorar. Böylesi maddeye gömülmüş insanlık içindeki böylesi bir vermenin nedenini arar. İnsanlar kendi kendilerini mahkum eden karanlıkları içinde karşılarına çıkan ışığı çok uzaktan bile algılar. Ve Işık görevini yapar, işler ışıldar ve insanlar esas yaratılma gayelerinin suret olma gerçeğinin arayışında durmadan sorarlar. Bu sorma kaynağın çekimidir. Ve bu sorma Yüce O’lana yücelik katar.