• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
    • ALL SAINTS MODA KİLİSESİ
    • Dünyanın Işığı Sizsiniz
    • ALL SAINTS MODA
    • Sizin Işığınız İnsanların Önünde Öyle Parlasın ki...
    • ALL SAINTS MODA
    • Göklerdeki Babanız'ı Yüceltsinler!
YOL REHBERİ






İLAHİLER


KİTAPLAR

SOHBET-5-Öykü ve Gelenek

             
Öykü ve Gelenek
 
                                                       (Luka 24:13-16  üzerine sohbetler)
Diriliş sonrasında talebelerden ikisi..Emmaus denilen bir köye doğru gidiyorlar ve Yeruşalim’de olup bitenler üzerine kendi aralarında konuşuyorlardı. O esnada Efendimiz Mesih İsa yanlarına gelip onlarla birlikte yürümeye başladı. Fakat ne yazık ki, talebelerin gözleri Efendimiz Mesih’i tanıma gücünden yoksun bırakılmışlardı.  
Talebe olmak sürekli bir yolun yolcusu olmaktır. Bu yolda önce Mesih’i izlemek ve sonra Mesih’in sizi izlediği bir seviyeye gelmek vardır. Bu ikinci seviyede artık Mesih bendedir. Ve “ben” Mesihtir. En azından böylesine bir iç içe olmaya çağrı vardır. Birçok talebe için, işte böylesi bir seviye oldukça zorludur. Çünkü daha önce görsel anlamda sadece dışta olan kurtaran, artık içtedir. Oysa esas anlamda kurtarış, ancak Yaratan’ın “Sevgi ve İhsan” karakteri olan kurtaran Kelimesi, Mesih’in içe edinilmesindedir. Fakat bu, hep dışın içte değerlendirilmesi algısına alışkın talebeler için oldukça zorlu bir durumdur. Esas olması gerekense için dışı değerlendirmesidir. Böyle bir olgu içinde hep “alma” kavramı üzerinde inşa edilmiş yaşamların, yani “Adem seviyesinin” illa Yaratan’a suret olma seviyesi olan “Mesih seviyesine” dönmesi esas olmalıdır. Yani artık mana yolu yolcusu, “Mesih yüreği” ile birlikte “saran Işıkta” yola yalnız devam edecektir. 
Fakat genel eğilim, yukarıda da değindiğimiz gibi dışın içte değerlendirilmesidir. Yani mana yoluna çıkılmış olunsa bile, olaylar hep görsele göre algılanma ya da yazılar arasına sıkışmış anlamlarında değerlendirilmeye tabi tutulmaktadır. Bir anlamda öyküler ve gelenekler, daha doğrusu geleneklerde oluşturulan beklentiler, gönül gözümüzü kör etmekte ve içten dışa bakış yerine, dıştan içe bakışı bize adeta bir olmazsa olmaz haline getirmektedir. Bu durumda Mesih’i izlerken önümüze açılan bu yepyeni içsel seviye, diriliş sonrasındaki o manevi yükseklik bir anlamda bize görünmez olacaktır. Hatta “madur” olma hissi ile gelinen seviye öncesindeki ilerleyiş bile bir anlamda sanki gözden çıkarılmış olacaktır. Oysa her yeni seviye kendi içinde yeniden Mesihi seviyeye çıkarılmak için önümüze serilmektedir. Çünkü kişinin kendi “alma arzusundan” ve madde içinde kendi dar alanına mahkumiyetinden, esas yaratılış gayesi olan surete dönüşü için böylesi bir yükseliş seviyesinde, “yücelik üstüne yücelikle O’na benzer olarak değiştirilmesi”-2.Kor.3:18- esastır. 
Zaten Efendimizin “yoldaki talebeleri” ile, bu yeni seviyede bir kez daha karşılaşması bu nedenledir. Yani onlara böylesi bir dönüşüm ve değişim yolu üzerinde, her gelinen noktada, yeniden “Mesih seviyesini” yakalama gerekliliğini onlara bildirmek istemektedir. Aksi takdirde “öyküler ve gelenek” aynı zamanda bir maduriyet hissi uyandıracak ve şüpheler içinde kıvranan talebeyi gerisin geriye bir önceki seviyeye itecektir. O zaman böylesi bir geriye itilişte “yolun talebesi” değil “zorun talebesi” olma gerçeği karşımıza çıkacaktır. Oysa “Yoldaki Talebeler” “yücelik üstüne yücelikle” her seviyede Mesih’i yeniden tanıyıp devam edenlerdir.