• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
    • ALL SAINTS MODA KİLİSESİ
    • Dünyanın Işığı Sizsiniz
    • ALL SAINTS MODA
    • Sizin Işığınız İnsanların Önünde Öyle Parlasın ki...
    • ALL SAINTS MODA
    • Göklerdeki Babanız'ı Yüceltsinler!
YOL REHBERİ






İLAHİLER


KİTAPLAR

SOHBET-7-Derine ve Balığa

           
Derine ve Balığa
                                                       (Luka 5:5-6  üzerine sohbetler)
Efendimiz Mesih İsa konuşmasını bitirince Simun'a (Petrus'a) "Derin sulara açılın, balık tutmak için ağlarınızı atın" dedi. Simun ise; "Efendmiz, bütün gece gayret gösterdik fakat hiç bir şey yakalayamadık, buna rağmen madem ki sen diyorsun, ben de öyle yapacağım."
Herkes için hayat, esasında o kişinin kendi tecrübe ve yetki alanıdır. Yani bir anlamda her hayat sahibi, kendi kendinin uzmanıdır.Ve böyle bir durumda doğal olarak kimse kendi hayatına müdahale edilmesi taraftarı değildir. Hele hele, bir meslek erbabı, meslekten bihaber herhangi bir şahsın, ne kadar da bilgili olursa olsun işine karışmasını elbette istemez. Bir anlamda Simun'un Mesih'le birlikte yaşadığı bu tecrübede, başlangıçta durum böyle gibi görünmektedir. Balıkçı olan, bu mesleği bilen Simun'dur. Bu meslekte gayret gösterende ama Mesih İsa, bir mana rehberi, bir hoca olarak balık tutma mesleğinin ayrıntılarını bilecek değildir. Normal dünya bakış açısında bu gerçektir. Ama burada verilmek istenilen aslında balık ve balıkçılık ötesinde asırlardır insanın içselliğine aradığı bazı manalara cevap vermektir. Bu nedenle her yazılanı iki taraftan okuma gayreti şarttır. Yani hem yazıldığı şekli ile, hem de yazılanın ardında verilmek istenen ile. 
Tekne, bir dünyadır. Işık teknemize geldiği zaman artık yaşam aynı döngüsünü yitirir. Bu döngünün yitirilmesi için esaslı bir mana çalışmasına ihtiyaç vardır. Bu mana çalışması hem içe çalışma hem dışa çalışma olmalıdır. Yani içle dış, dışla iç bir olmalıdır. Ve böylesine bir çalışma her defasında bizi biraz daha derine doğru yönlendirmelidir. Zaten çalışma su üstünde, yani hem yargı hem de yeni bir başlangıç algısı üzerinde olmalıdır. O zaman böyle bir algı temelde olduğu sürece, yaşamı, yani tekneyi ileriye, daha derine doğru taşımak mümkündür. Ve sadece derine gitmenin tek başına bir anlamı yoktur. Derine gitmek manada derinleşmek, yaşama Yaratan'da Mesihi anlam kazandırmak ve Ruh'la devam etmek aslında derine ağ atmakla, yani bu gidişi fonksiyonel hale, işler hale getirmekle mümkündür. Burada derin Mesih seviyesidir. Ağ atmaksa saran Işık "kutsal Ruh'la" işlemektir. Ve bu işleyişte balık yani "bereket" yani yaşamı aktive etmek Yaratan suretine dönüştürmek esastır. Bu insandır. İnsan konuşan seviyedir. Ve insan Mesih olduğu an aslında surettir. 
Yalnız böylesine bir manevi ilerleyiş acılar yolunun etkinliğini yani maddede kalma alışkanlığının üzerimizde olan ağırlığını ve yerçekimini daha da hissetmemizi sağlar. Bu da bir anlamda bizim pasiflikte, rutinde kalmada, rahat alanımız içindeki ikinci bir şansa yol veremeyişimizdeki kararlılığımızdır. Yani "gayret" ettiğimiz ve "sonuç alamadığımız" iddiası bizi acılar yolunun umutsuzluğunda bir başlangıca iter. Fakat önemli olan umutlu yada umutsuz başlangıçlarımız değil başlangıç noktamızda, teknemizde Işığın olup olmamasıdır. Ve bu ışığın içimizdeki küçük ışıkları ışıtıp ışıtmamasıdır. İşte bu noktada biz her ne kadar tecrübe edip sonuç alamadıysak da yeniden denemek hiç denememekten çok daha değerli, çok daha önemlidir. Kaldı ki, bu kez ağın atılma sebebi "balık tutma" sebebidir. Bu hakiki niyetle ve ışıkla başlangıçtır.