• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
    • ALL SAİNTS MODA KİLİSESİ





SOHBET-8-Uzak Dur

           
Uzak Dur 
                                                       (Luka 5:8  üzerine sohbetler)
Simun Petrus, yüklü miktarda balık tutulduğunu görünce "Efendim, benden uzak dur, ben günahlı (alma arzusu içinde olan) bir kişiyim" diyerek Efendimizin dizlerine kapandı.
Beklentilerimiz, sadece beklediklerimizi ve hatta daha azını edinmemize nedendirler. Çünkü başlangıçta koyduğumuz sebepler, elbette kendi sonuçlarını çekecek olan sebeplerdir. Bu nedenle Simun Petrus'un "gayret ettik" ama olmadı şeklinde yaklaşımı "karşıtın", olumsuzun yaşamımızda ne denli etkin olduğuna güzel bir örnektir. Bu şekilde bir başlangıç, beklentiyi iyice kısıtlayan ve hatta Işığı kısıtlayan bir başlangıçtır. Işık, yaşamda etkindir. Biz istesek de, istemesek de ışık yaşamda ışıklığını yapmak zorundadır. Çünkü kainatın enerjisi bu "yaratma hazzı", sürekli ve karşılıksız verme hareketi ve bu hareketin en üst kalitede olması üzerine bir enerjidir. Yaratan "Işık olsun! dedi" şeklindeki ifade karşı konulamaz, mutlak bir arzunun istemidir. Ve böylesi bir arzu, geri çekilişi, kendini alabildiğince isteme tabi tutmayı, alan yaratmayı oluşturmuş ve sonunda da büyük bir enerji ile, patlama ile tarif edilen, o muhteşem genişlemeyi meydana getirmiştir. Bu durum sanki ses tellerinde sesin oluşumu ve dışa manalı bir şekilde yansıması misali bir durumdur. Kainatın yaratılışını kısıtlı tariftir.  
Bu bağlamda Simun ve arkadaşlarının düşük enerjideki güvensiz başlangıcı aslında Mesihi seviyede her zaman hüsranı getirmiş olacaktır. Bu bizim her bir başlangıcımızdaki tavrımızla da alakalıdır. Sınırlılık içinde pasif bir başlangıç sonucunda pasif bir beklenti içine kişinin kendini hapsidir. Oysa Efendimizin yaşamı, öğretileri, çağrısı, kurtarışı aktif ve üst beklentiler üzerinedir. Çünkü Mesih seviyesi madde üstüne çıkma ve bir anlamda kişinin kendisini o hissettiği ama bir türlü anlam veremediği esas görünmeyen idareye teslimiyetidir. Bu idare bir anlamda, görünmeyen ve "üstün gücü ya da göklerin hükümranlığı" dediğimiz üst idaredir. Böyle bir idari merciden yaşam aşağıya akar durur. Yani bir anlamda anlık kontroller elimizdeymiş gibi görülse de aslında tamlık kontrol bizim elimizde değildir. Bununla birlikte Göreme de olduğu gibi bir gezi balonu yönetircesine elimizde olumluyu ya da olumsuzu seçme özgürlüğümüz elbette vardır. Diğer tarafta bu kısıtlı seçim esasında bize büyük kapıları açabilen ya da kapata bilen bir seçimdir. Ve bu nedenle çok önemlidir. 
Her ne olursa olsun Simun Petrus farkında yada değil, Efendimizin harekete geçiren çağrısına çok düşük bir enerjide "evet" demiş ve beklentisini beklentisizliğe endekslemiştir. Aslında maddenin üstüne çıkıldığı noktadaki muhteşemlik, beklentinin beklentisizliğinde büyük bir hayal kırıklığı ve dolayısı ile Simun'un kendisiyle yüzleşmesini ve bir anlamda sınırlılığını ve sonsuzluk kavramından ne denli uzak olduğunu göstermiştir. Burada "uzak dur" aslında "mana yoluna" tepkidir. "Acılar yolunun" çekim gücüdür. Bedenden çıkmak istemeyen ve kendi alma arzularında, kendi rutinini arayan bedenin çığlığıdır. Kısacası hepimize olan, hepimizin beklenilmeyen karşısındaki tepkilerimizdir. Demek ki, sorun başlangıç noktasında oluşturduğumuz bilinçtir. Bu bilincin "nefs" ile yani "benlik" ile olan ilişkisidir. Bu ancak Işıkla görülür.