• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
    • ALL SAINTS MODA KİLİSESİ
    • Dünyanın Işığı Sizsiniz
    • ALL SAINTS MODA
    • Sizin Işığınız İnsanların Önünde Öyle Parlasın ki...
    • ALL SAINTS MODA
    • Göklerdeki Babanız'ı Yüceltsinler!
YOL REHBERİ






İLAHİLER


KİTAPLAR

SOHBET-11-Yolda Yol'a Tabi Olma

         
Yolda Yol’a Tabi Olma
                                                       (Luka 5:10-11  üzerine sohbetler)
Efendimiz Mesih İsa Simun’a, “Korkma” dedi, “Bundan böyle balık yerine insan tutacaksın”. Sonra onlar tekneleri karaya çektiler ve her şeyi bırakıp Efendimiz Mesih İsa’nın ardı sıra gittiler.
 
Yol hem manada hem maddede bir yeri bir başka yerle bağlayan bağdır. Bu bağ ancak aşıldıkça bağdır ve aynı zamanda bu bağ hem hareket, hem zamandır. İş böyle olunca yol maddede madde, manada manadır. Ve yol içinde her zaman yollar vardır. Ve yollar içinde de her zaman bir esas yol vardır. Zaten yol, yol içinde olduğunda yoldur. Bu esasta “yol” manada ele alındığında ise, karşımıza Mesih İsa’nın kendi hakkındaki o çok meşhur ve aynı zamanda bir o kadar da önemli işareti akla gelir.  O, kendisinin “Yol” olduğunu öne sürmektedir. Ve bu söylemini de, iki ayrı ve hayati kavramla destekler. Bu kavramlar “gerçek” ve “yaşam” kavramlarıdır. O zaman özellikle manada, yol içinde yolun gerçekten “yol” olması için, bu iki kavramla bağının olması şarttır. Bu iki kavramla çevrili olan yol, hakikidir. Ve esas “mana yolu’dur”. Ve bu yol bizi, manada esas mana ile buluşturur. Bu buluşma noktası, o çok sorguladığımız “yaşamın anlamı’dır”. O anlamda artık Mesihi seviyede yürek, Efendisiyle buluşmuş ve Ruh’un rehberliğini edinmiştir. 
Bu öylesi bir noktadır ki, belli bir yol bulgusu başlangıcında gelişir. Simun’un ağabeyinin “Mesih’i bulduk” ifadesinde, Simun’un sorgulayan yüreği bir anlamda “esas Yol’a” götüren yolun ucunu, başlangıç yolunu bulmuştur. Ama bu “acılar yolu” ile “mana yolunun” kesiştiği noktada “yaşam gailesi” dediğimiz, o bizi gün içinde günde, güne taşıyan yola olan tabi oluşumuz, bir müddet yan çizmemize ve yol içindeki yolu bulmamıza engel oluşturur. Bu nedenle Simun, Mesih İsa ile o ilk karşılaşmasının ardından yine “kendi yoluna”, balıkçılığa yani “acılar yoluna” dönmüştür. 
“Acılar yolu” döngü yoludur. Bu yol bizi eninde sonunda yine aynı köşeye bir anlamda kendi gerçeklerimizde bizi, kendimize acıyarak, kendimizi rahatlattığımız köşemize getiren yoldur. Orada bir anlamda muhakkak bir noktadan sonra “unu eleyip eleği duvara asma” ya da Simun gibi “ağları yıkayıp” ertesi sabahı bekleyen bir beklenti içinde günü karşılama gerçeği vardır. Oysa Işık bulduğu çatlağı değerlendiren bir gerçekliktir. Balıkçılık gibi takılıp kaldığımız ve sürekli döngü içinde, yaşam için tek değer olarak aldığımız değerlerimiz arasında, Simun’un Mesih’le ilk karşılaşması misali “yaşamın manasını” sorgulamak gibi, küçük çatlaklar oluşturduğumuzda Işık eninde sonunda bu çatlaklardan içeri girecektir. İkinci karşılaşma sonrasında bu nedenle Simun için teknesinde olan her şey, adeta karanlık odadan çıkan ve aydınlıkla karşılaşan kişinin gözlerinin başına gelen gibidir. Bu aslında artık yepyeni bir seviyedir. Ve Efendimizin de telkin ettiği gibi burada korkuya, endişeye değil, yeni bir seviyeye geçmiş olmanın sevincine yer açmak esas olmalıdır. Artık bu aydınlık bize, dar olan teknemizi sudan karaya, yani o suyla dolu rahimden madde dünyasına, yeni doğuşa taşımamızın zamanının geldiğini hatırlatacak olan aydınlıktır. Ve ne zaman ki, bizi taşıyan dar alan tekne karada terk edilir, işte o an yeni doğuşla yolda gerçekten  “Yol’a tabi” olunmuştur.