• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
    • ALL SAINTS MODA KİLİSESİ
    • Dünyanın Işığı Sizsiniz
    • ALL SAINTS MODA
    • Sizin Işığınız İnsanların Önünde Öyle Parlasın ki...
    • ALL SAINTS MODA
    • Göklerdeki Babanız'ı Yüceltsinler!
YOL REHBERİ






İLAHİLER


KİTAPLAR

SOHBET-18- Yürümek

               
Yürümek
                                                       (Çölde Sayım  14:24  üzerine sohbetler)
Ama kulum Kalev'de başka bir ruh var, o bütün yüreğiyle ardımca yürüdü. Araştırmak için gittiği ülkeyi onu götüreceğim, onun soyu orayı miras alacak. 
 
Varlığın içinden fışkırdığı o öze doğru bizi taşıyan yol, hiç kuşkusuz mana yoludur. Bu yolun aslında varlığı ve bu yolun alınması, aslında başlı başına yolun aşılmasıdır. Yani yol bir anlamda yürüdükçe yol olan ve her bir adımda bizi mana keşfinde esas özle buluşturandır. Madem ki, yolun hedefinde sonsuzluk vardır, o zaman sonu sonsuzluk olan bir yol, bir yere varmak için alınan bir yol değil, yürümek için aşılan bir yoldur. Hem yol yürüdükçe yoldur, hem yol yürüdükçe vardır. Yani yolu sonu için yürümek, yolu bir anlamda fark edememek, hatta yolu mana yolu seviyesinde düşünürsek, yolu yolsuzluğa sevk etmek demektir. O zaman böylesi bir yol, ancak yürekle yürüdükçe ve sonu hedeflenmedikçe yürünecek bir yol olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslında farklı bir ruh, bu tarz bir görünmeyen yolda yürümenin ve daha da ötesi madde üstünde yürümenin farkındalığıdır. Elbette burada yinede insanı önden çeken bir olgu aşikardır. Bu bir üst yaşam araştırması, üst yaşam keşfidir. Yani Efendimiz Mesih İsa'nın "bırakma ve meyve verme" ile oldukça netleştirdiği bir yaşamı sıradan yaşama çekme bir anlamda esas var oluşun gayesidir. Bu bırakma aslında tutunduklarımızı bırakmadır. Yani Markos 10:21'deki "zengin adamın" esas sorunu maddeye takılıp kalmasıdır. Diğer tarafta ise Yuhanna 15'de ise mana yolunun ürün veren bir yol olduğu irdelenmektedir. Ve böylesi bir yaşam keşfinde dikkat edilirse, sonsuzluk kavramı, Yuhanna 17:3'de bize açıklandığı gibi Yaratan'ı ve gönderdiği Mesih'i tanımak şeklinde ifade edilmektedir. Bu aslında bir anlamda iğne ile kuyu kazmak gibidir. Yaratan'ı ve Mesih'i tanımak yani bir anlamda Yaratan düşünce ve esas olması gereken "suret" düzeyinde insanı tanımaktır. Ve böylesi bir derinlik aslında bütün bir yaşamı kapsayacak bir derinliktir. O zaman böylesi bir yaşam keşfi belli bir  süreklilik içinde, belli bir yol üzerinde, Mesih'te ve Ruh'ta günlük keşiflerin taşıdığı bir derinlik, bir yol olarak karşımıza çıkmaktadır.  Bir anlamda sonsuzluk yaşanılan anda beliren bir kavram olarak kendini bize takdim etmektedir. Ve "araştırma" diye ifade edilen ise yani keşif ise, zaten var olmuş olanın, sürekli yürüyüşte keşfi ile ve daima anın farkındalığında, o üst dünyaların yani Mesih düzeyinin  ışığının sürekli orada bir yerlerde olduğu algısında yürümektir. Bu Levililerin çadırı sırtlarında taşımaları gibi bir durumdur. Yani çadır ancak kurulduğu anda "buluşma çadırı" daha doğrusu Yaratan'a Mesih'te ve Ruh'ta kanaldır, yoldur. Çadır, diğer bir güne geçilmesi misali bir yerden bir başka yere taşınırken sırta yüklenilmekte ve yeniden varılan noktada kurulmaktadır.. Bu nedenle bu yürüyüşte Sayılar 2:1-2 ve 17. ayetlerde ifade ettiği gibi çadır konaklarken ya da yürürken hep yanımızda olmalıdır. Kısacası yürüyüşte konaklama dahi yürümenin bir paçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Ve yürüyüşte hep bırakma ve varılan noktada hep yeniden bir şeyleri kurma ve yaşamın getirilerini kucaklama yani bir anlamda gelinen noktaya göre yeniden bir şeyleri üretme esası ve edinilen tecrübelerinde eşliğinde bir önceki konaklamalardan daha üstüne ulaşma gayreti de vardır.