• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
    • ALL SAINTS MODA KİLİSESİ
    • Dünyanın Işığı Sizsiniz
    • ALL SAINTS MODA
    • Sizin Işığınız İnsanların Önünde Öyle Parlasın ki...
    • ALL SAINTS MODA
    • Göklerdeki Babanız'ı Yüceltsinler!
YOL REHBERİ






İLAHİLER


KİTAPLAR

SOHBET-19-Çağrının Üç Alanı

                                                 

Çağrının Üç Alanı

                                                       (Markos 3:13-19  üzerine sohbetler)

              Efendimiz Mesih İsa, dağa çıkarak istediği kişileri yanına çağırdı. Onlar da yanına gittiler. Efendimiz bunlardan on iki kişiyi yanında bulundurmak, Yaratan kelamını duyurmaya göndermek ve cinleri kovmaya yetkili kılmak üzere seçti..

            Alma arzusu özellikle egoyu tatmin için kullanılıyorsa kişiyi sadece "kendine çağırır" durur. Oysa Mesih'te çağrı bütünedir. Böylesi bir çağrı, Yaratan'ın ışıması olan o "oğul" seviyesine çağrıdır. Bir anlamda "Işıkta Işığa kanal olmaktır". Yani böylesi bir çağrı sadece salt ve saf bir imana değil, aynı zamanda içinde edinimin etkin olduğu bir sorumluluklar zincirine çağrıdır. Aslında yaşamı edinmeye, yaşamı deneyimlemeye çağrıdır. Ve bu yaşam iki yönlüdür. Yani hem maddede sınırlılık gerçeği vardır, hem de manada sınırsızlık gerçeği vardır. İş böyle olunca Mesih'te çağrı sıradanlık noktasında başlamaktadır. Çünkü sınırlılıktan sınırsızı çıkarmak, sınırsızdan sınırlılığı çıkarmış olabilmenin bir sonucudur. Ve buna göre sıradanlık aslında sadece bir başlangıç noktasıdır. Çünkü sıradanlık dönüşüm ve değişim çarkında sıradan olmanın dışına doğru hareket eden bir mana gerçekliğinde kendini fark ettiren bir durumdur. Yani Simun Petrus bir gerçekliktir. Sıradan, işinde gücünde olan bir kişidir. İlk karşılaşması ardından ikinci karşılaşması da gelmiş ve Mesih'in talebeliğine doğrudan çağrı almıştır. Ve bu diğer on iki sıradan kişi için de geçerli bir durumdur. Ve Simun Petrus'un balıkçılığı zorlu içsel çelişkiler sonucunda müjdeciliğe doğru evrilmeye başlamıştır. Müjdecilikse, yaşam içinde yaşamın farkındalığında bir yaşama çağrıdır. Yani çağrılanlar, başkalarına çağrı olmaya çağrılmaktadırlar. Ve işte tam bu noktada Mesih'in çağrısının özellikle üç sorumluluğa olduğu gerçeği ile karşılaşırız. Mesih'in kurtarış yaşamının aktarılabilir olması için yaşam paydaşlığında bunu aktarabilecek olanların edinimleri önem taşımaktadır. Bu doğal olarak bize, ilk temel sorumluluğa çağrıyı getirmektedir. Bu "mana yoluna talebeliğe" çağrıdır. Aslında bu talebelikte kağıt, kalem, metot, sistem yoktur. Bu talebelikte yaşama yaşamla dokunmak, yaşamı yaşamla paylaşmak vardır. Ve bu nedenle Mesih İsa talebelerini kendi doğal yaşam ortamına çağırmış ve yaşamını paylaşmak istemiştir. Çağrının bu ilk basamağı aslında çöle ve elbette çarmıha çağrıdır. Bir diğer deyişle beden üstüne çıkmaya çağrıdır.  İkinci temel sorumluluğa çağrı ise, müjdeciliğe yani çarmıh sonrası diyebileceğimiz kişinin nefsini inkar edip, çarmıhını yüklenip yola koyulduğu bir yaşama çağrıdır. Çünkü bu yaşam kendi kendini istenmese de dışarıya bağıracak olan, kendini ifşa edecek olan bir yaşamdır. Ve bir anlamda bu çarmıh sonrası diriliş yaşamına çağrıdır. Burada adeta kişi kendi ruhunu aşmaya çağrılmaktadır. Ve üçüncü temel sorumluluk ise negatifi, karşıtı ve karşıtın bütün verileri üzerine yengi kazanabilme sorumluluğudur. Yani burada artık Mesih seviyesi olduğu gibi kişiden ışıyan, yansıyan bir seviyedir. Bu bir anlamda kişinin kendi insani sınırlarının, algısının ve dolayısı ile duyularının üstüne çıktığı bir seviyedir. Böyle bir seviyede yani beş duyu üzerine Mesih'le ve Ruh'un gücünde işleyen bir seviyede olmak kişi artık öteki dünya da diyebileceğimiz sonsuzla kucaklaşmakta ve sonsuzu bir anlamda Mesih'te ve Ruh'un gücünde insanlığa bir kanal olarak sunabilmektedir.