• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
    • ALL SAİNTS MODA KİLİSESİ





SOHBET -21-Belirti

                 
Belirti 
                                                       (Markos  7:11-13 üzerine sohbetler)
Dönemin dincileri gelip Efendimiz Mesih İsa ile tartışmaya başladılar. Efendimizi denemek için, özellikle algı üstünden bir belirti göstermesini istediler. Efendimiz Mesih İsa içten bir ah ile " bu kuşak neden belirti istiyor?" dedi. Size doğrusun söyleyeyim bu kuşağa hiç bir belirti gösterilmeyecek." Sonra onları orada bırakıp yine tekneye bindi ve karşı yakaya yöneldi. 
 
Algılarımız ve uygulamalarımız çoğunlukla günlük konuşmalarımız gibi hep belli döngüler içindedir. Ve bu döngülerimiz nedense hep kendi fiziksel algı ve anlayışımız üzerinde şekillenen döngülerdir. Çoğu zaman bu döngüler dinsel ya da ruhsal algılarımızı hatta uygulamalarımızı da etkileyen unsurlardır. Çünkü beklentilerimiz hep bedene endekslidir. Ve kendi sınırlı algı ve görgülerimize endekslidir. Hal böyle olunca bu bölümde olduğu gibi özellikle dini ya da mezhepsel seviyelerde gezindiğimizde de elbette bir takım mantık üstü gerçekleri yine kendimizce mantık üstü saydığımız mucizelerde aramamız doğal olacaktır.  
Oysa Efendimiz Mesih İsa'nın buradaki vurgusu oldukça önemlidir. Yaşamın zaten kendisi mantık üstüdür. Yani bir hücreden bir insan olma gerçeği kendiliğinden mucizedir. Bunun üzerine insan yaşamı ve bu yaşamın anlamı daha da derin bir mucize olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu mucizeler zincirini yeniden bedene kenetleyip beden içindeki verilere göre dinsel algılarda bu içsel yaşam çizgisi ve anlamını düşünmeye kalkmak, Yaratan'ın kendi kendimize ego sınırlarımızdan yükselip Kendisine suret olmaya çağrısını görememek elbette hala farklı mucize beklentilerini ortaya çıkaracaktır. 
Musa ile Yaratan'a yürüyüşte, yani kaos diyarı olan Mısırdan çıkışta o Işık Kanalına yani Musa'ya tabi oluş aslında en büyük belirtiyi yaşamlara getirmiştir. Bu aydınlıkta yani pozitifte aşırı ışıktan koruyacak bulut, merhamet, karanlıkta yani negatifte ise kişiyi kendi yargısında tutacak ateş bulutudur. Ayrıca orta sütun yani onu sürekli besleyecek olan "man" gündelik ekmek (Çık.16:14-31) ise her gün bir denge unsuru olarak onları beslemek üzere verilmiştir. "Man" belirtidir. "Man" dengedir. Denge kutsallıktır. Fakat ne zaman İsrael, tabi olmada zorlukları ile Musa'yı kaybetmişse işte o vakit artık ulaştığı yeni seviyede, diyarda yeniden ego seviyesinde Yeşu ile birlikte kendi gayretine tabi olmak zorunda kalmıştır (Yeşu 5:12). 
Bu durum Yaratan'a yürüyüşün kişisel çaba ve dindarlık gayreti içinde olmasının ne denli zor olduğunun farkındalığı ve feryadında ve bütünlük arayışında bir kez daha ve bu kez sadece kanalda değil kanalı kişiye taşıyan unsurda insanlığa sunulmuştur. Bu "gökten belirti" sadece belirti değil adeta göğün altta açılımıdır.  Yani Mesih İsa'da Yaratan düşünce "Kelam" olma gerçekliğinde "düşünce, mantık ve bilincini" insanın iç varlığına taşımış ve bunu Ruh'la bu kez daha bir içsellikte desteklemiştir. Bu nedenle bu gerçeklerin farkında olduğunu zannedip böylesi bir çizgiyi ve gerçekliği göremeyenler için elbetteki ne belirti verilirse verilsin bir anlam kazanmayacaktır. Bu nedenle böyle bir durumda "karşı kıyıya geçmek" esas olmalıdır (Yuh.6:26-59).