• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
    • ALL SAINTS MODA KİLİSESİ
    • Dünyanın Işığı Sizsiniz
    • ALL SAINTS MODA
    • Sizin Işığınız İnsanların Önünde Öyle Parlasın ki...
    • ALL SAINTS MODA
    • Göklerdeki Babanız'ı Yüceltsinler!
YOL REHBERİ






İLAHİLER


KİTAPLAR

SOHBET -23- Sununun Ötesi

         
Sununun Ötesi 
                                                       (Luka 21:1-4  üzerine sohbetler)
 Efendimiz başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü. Yoksul dul bir kadının oraya iki bakır para attığını görünce, "size gerçeği söyleyeyim" dedi, " Bu yoksul dul kadın herkesten daha çok verdi. Çünkü bunların hepsi kutuya zenginliklerinden artanı attılar. Bu kadın ise yoksulluğuna karşın, geçinmek için elinde ne varsa hepsini verdi." 
 
Yaratanla yaşam, eğer Mesih'te ve saran Işık kutsal Ruh'u o muhteşem ışımasında bir edinim yaşamıysa yani buradaki iman bir edinim imanıysa, o zaman bu yaşam geleceğe kök oluşturan bir yaşamdır. Çünkü böylesi bir edinim yaşamında dün bugüne taşınmamış ve yarın henüz bugünden senaryolaştırılmamıştır. Ama aslında dün bugünde tamamlanmış ve yarına ise yarın için gerekli yükseliş tohumları bugünden atılmıştır. İşte bu çok önemli bir teori pratik kucaklaşmasıdır. Mana yolu, maddenin ruhla dengede buluştuğu noktada başlar. Mesih böylesi bir buluşmanın temelidir. Çünkü bu noktada Mesihi ifade "dünyada olup dünyada olmama" gerçeğidir. 
Şimdi bu gerçeğe doğru dönüşüm ve değişimde üç aşama vardır. Bunlardan bir tanesi bu dönüşüm ve değişimi gerçekleştirmek yani mana yolunda Mesihi giyinip Yaratan'a sürekli kesintisiz bir yürüyüşe başlamak sınırlılıktan ayrılma ile mümkündür. Sınırlılık bizi hep ama hep belli paket program içinde yaşamaya zorlar. İnancım şudur, mezhebim budur, siyasi görüşüm budur gibi. Oysa arzularımız dahi sabahtan akşama değişir durur. O zaman esas dönüşüm ve değişim sınır çizgilerimin, kabuklarımın terkinde başlar. Yani sadece kendi egom üstünde yaşamaktan ve kendi vardığım kötü sonuçlardan üzgün olmam yeterli değildir buna neden sınırlılılığımı terk etmem esastır. 
İkinci aşama ise kendi bedenimin kendi sınırlılıklarını, yapamam, edemem, bu yaştan sonra gibi söylemlerimi fiziğe endeksli algımla arkada bırakabilmemdir. Bu Yaratan'la Mesih'te ve Ruh'ta dua dediğim evreni titreştiren o muhteşem bağ yolu ile bağ kurmamdır. Bu bağı sürekli belli bir düzende ve Işığa kanal olma şartında ve Mesih'i seviyede Ruh'la yapmak beni fizik dünyamdan ayıracak yegane gerçekliktir. 
Ve dolayısı ile üçüncü aşama beni ziyadesiyle Yaratan'a suret haline getirecek olan ve Efendim Mesih'te yetkin bir biçimde bizlere sunulan Ruh'ta ifade bulan verme gerçeğidir. Bu gerçek bir şeyleri özellikle maddeyi paylaşmakta sadece ifade bulur ya da sadece esaslı bir ilahi verme algısına araç olur. Esas verme ise kendi sınırlarımın ötesinde var oluşumda, var oluşa nedeni sunabilmeyi becermektir. Bu anlamda verme, bize sunulan verme algısının yegane sahibi kainatın Efendisini taklit değil, bize sunulan verme algısının tamamının yegane sahibi kainatın Efendisine benzemeye gayrettir. Ve bu metindeki dul kadın ile diğer zenginliklerinde bir şeyleri feda ettiklerini  sanan insanlar arasındaki fark bu taklit etme ve benzemeye gayret etme farklılığıdır. Efendimiz Mesih İsa bizi esasa taşımak için, gerçek Yaratan'a benzerlik için bizden Yaratan'a kurtarmış ve Ruh'un desteğinde ışıyan ve maddeyle elden geldiğince az bir bağda hakiki yaşama kurtarmıştır. Böylesi bir bol, hakiki, Yaratan'a ve kişiye haz dolu yaşamda bu hiç bir şeyi olmayan kadının sunusunda ve Mesihi takdirde anlam bulur.