• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
    • ALL SAINTS MODA KİLİSESİ
    • Dünyanın Işığı Sizsiniz
    • ALL SAINTS MODA
    • Sizin Işığınız İnsanların Önünde Öyle Parlasın ki...
    • ALL SAINTS MODA
    • Göklerdeki Babanız'ı Yüceltsinler!
YOL REHBERİ






İLAHİLER


KİTAPLAR

SOHBET-24-EGEMENLİK

                   
Egemenlik
                                                       (Luka 9:57-62 üzerine sohbetler)
 Yolda giderken bir adam Efendimiz Mesih İsa'ya "Nereye gidersen, senin ardından geleceğim dedi. Efendimiz ona; "Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlu'nun başını yaslayacak yeri yok" dedi. Bir başkasına Efendimiz "ardımdan gel" dedi. Adam ise "izin ver, önce gidip babamı gömeyim" dedi. Efendimiz "bırak ölüleri kendi ölülerini kendileri gömsün. Sen Yaratan'ın egemenliğini duyur. Bir başkası..."senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım. Efendimiz İsa ona; "Sabanı tutup da geriye bakan, Yaratan'ın egemenliğine layık değildir" dedi. 
 
Egemenlik öylesine görkemli bir şeydir ki, aslında hepimiz bir anlamda Yaratan'a suret olarak yaratılmış olmamızdan ötürü, kendi kendimize egemenliği algılar, kendi kendimize de kendi çapımızda uygular dururuz. Aslında "acılar yolunda" yani "yalnız kişinin kendi alma arzusunda" yürüdüğü yolda, her zaman her şey anlık ve belli sınırlara bağlıdır. Daha doğrusu madde ile iç içedir. Oysa "mana yolunda" egemenlik, hakimiyet, hükümralık tamamen o iç alemlerimizin üstündeki herşeye hakim olan esas Yaratan düşüceye, O'nun işlevine aittir. Ve elbette sonuç Mesihi seviyedir.  Metnimizde "mana yolu" için üç çeşit talep üzerinde durulmaktadır.  Bu taleplerden ilki, Efendimiz Mesih'e koşulsuz yaklaşma isteyen bir kişinin talebidir. Bu elbette güzel bir taleptir ama bedel göz ardı edilmiştir. Çünkü manevi manada "egemenlik" aslında "acılar yolunun" bütün maddi bağlarından kopmaya hazır olmak demektir. Bedendeki insan için bu kopma söylendiği gibi kolay bir kopma değildir. Bu nedenle "egemenliğin" ne anlama geldiğinin "mana yoluna" çıkıldığı andan itibaren algılanması, Ruh'un rehberliğinde Mesih'te, Yaratan'a yürüyüş için çok önemlidir. Bu nedenle koşulsuz gelişte aslında yukarıdan verilen koşul bu durumu idraktir. İkinci talep örneği ise Efendimiz Mesih'in Ruh'un araştırıp hazırlamaya çalıştığı yüreğe doğrudan çağrısıdır. Çoğu zaman böylesi yüce, üst bir çağrıya maruz kalan yürekleri yer çekimi misali dünya çeker. Yani birden bire madde hemen o her zamanki malum negatif etkisini göstermek ister. Mana yolunda ilerlemek için henüz erken olduğu ya da mana yolunun bir tür dini inanç olduğu gibi bir çok algı, kişinin net olarak kendi mana tarafını işletebilmesine mani olmaya kalkar. Ve dolayısı ile ikinci talepte gördüğümüz, "üstün çağrısı" meşguliyet bahanesi duvarına takılır kalır. Bu aslında cansız seviyenin etkin olmasıdır. Oysa Mesih İsa'nın daveti maddenin üstünde, dolayısı ile sonsuzluğadır. Yani dünyadaki bütün sahip olduğumuzu düşündüğümüz her şeyden çok daha üsttendir. Bu nedenle egemenlik algısını koşulsuz algılama ve hiç meşgul olmadan bu algıyı yaşama indirgeme esası burada esas öğretidir. Üçüncü talep şeklinde ise koşullu bir talebe dikkat çekilmekedir. Bu talepte "geleceğim ama" ifadesi kişideki zayıflığa, yüreğin bölünmüşlüğüne işaret etmektedir. Ve Mesih İsa bu tarz bir talebi "egemenliğe layık" olmaya bir tehdit olarak görmektedir ve egemenliği layığı ile yaşamda algılamaktadır. O zaman Mesih talebesinin mana yoluna çağrısında bu çağrı, "madde üstünde manayadır". Bu çağrı Mesih'te "mana yolunu" yaşama indirgemeyedir. Ve bu çağrı "mana yolunun" hakkını vererek yaşamayadır.