• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
    • ALL SAINTS MODA KİLİSESİ
    • Dünyanın Işığı Sizsiniz
    • ALL SAINTS MODA
    • Sizin Işığınız İnsanların Önünde Öyle Parlasın ki...
    • ALL SAINTS MODA
    • Göklerdeki Babanız'ı Yüceltsinler!
YOL REHBERİ






İLAHİLER


KİTAPLAR

SOHBET-25-SÜREÇTE SINIRLI ALGI

           
Süreçte Sınırlı Algı 
                                                       (Markos 6:35-44  üzerine sohbetler)
 Talebeler Efendimize:"Vakit de ilerledi. Halkı salıver de ..yiyecek alsınlar" dediler. Efendimiz ise "Onlara siz yiyecek verin" diye karşılık verdi. Talebeler büyük bir şaşkınlıkla "(bir yıllık bir gelire denk) 200 dinarlık ekmek alıp onları biz mi yedirelim yani?" diye sordular. Ve Efendimiz "Kaç ekmeğiniz var gidip bakın" dedi. "Beş ekmekle iki balık" cevabı gelince Efendimiz halkı küme küme oturttu. Beş ekmek ve iki balığı aldı, gözlerini göğe kaldırarak şükretti...herkes yiyip doydu. 
 
Bu aslında mana yolu yolcuları için muhteşem bir tablodur. Ve bu tablonun Mesih talebesine öğretileri aslında çok derindir. Hiç kuşkusuz hepimiz bir çok alanda hep süreç içinde sınırlı algılarda hareket eden kişileriz. Oysa Mesih'te çağrımız süreç içinde sınırlı algıya değil, süreç içinde sınırsız algıyadır. Bu nedenle bu bölüm tam bizler içindir. Ama Filipus'un Yuh.6:7'deki tepkisi de aslında tam bizlik tepkidir. Yani Mesihi seviyenin dizinin dibinde bile "her birinin bir lokma ekmek yemesi için 200 dinar bile yetmez" şeklindeki tepki de aslında bizim pesimist yani karamsar bakış açımız vardır. Her zaman kendimiz için alma arzumuz hep ilk doğanımızdır ve bu ilk doğuş hakkını adeta Yakup gibi almamız gerekmektedir. Ama Yakup'un İsra-el olma zorluğunun bilincinde ya da Simun'un gerçekten Petrus olma zorluğunun bilincinde bununla mücadele etmemiz şarttır. Çünkü yaratılış amacımız, çağrımız bunadır aslında. Oysa yine Yuh.14:11'de "Benim yaptığım işleri bana iman eden de yapacak; hatta daha büyüklerini yapacak" söylemi Efendimizin bizde ne denli sorumluluk bilinci oluşturma gayreti içinde olduğuna güzel örnektir. Bu durumda 1) insan kardeşlerimizi özellikle mana yoluna eğilimli olanlara bu yola rehberlik etmek sorumluluğu bizim üzerimizdedir. Yani bu yolun yolcularının üzerindedir. 2)Işık sunma ve bunu lafla değil bir anlamda boyumuzu aşan bir yaşam uygulaması ile.3) Diğer taraftan süreç içinde sınırlı algı noktalarında eldeki verilerimizi değerlendirmemiz bir diğer önemli atlama taşı olarak önümüze konulmaktadır. 4)Ve elbette verilerin en küçüğü dahi değerlendirilmeli ve sonra bütün bu parçalar bir araya getirilmelidir. İşte aslında veriyi bereketleme dediğimiz bu noktadır. 5)Bu verinin olumluluk içinde kaynağına kaldırılması veriyi çok bereketli hale getirecek ve mana yolunda madde ve mana ihtiyaçları içinde kendi yönsüzlüklerine yol arayanların bir anlamda tatminine vesile olmuş olacaktır. Bu nedenle bu bölümde sunulmak istenilen, verilmek istenilen çok önemlidir. Elbette burada "elde ne var gidin bakın" cümlesi sonucunda özellikle bir çocuğun elindeki beş ekmek ve iki balıkta dahi anlatılmak istenilen oldukça derindir. En küçük veri yaşamın beş duyusuna hitap eden ve beş duyuyu besleyen anlamında ekmektir. Adeta çölde Musa'yı izleyenlere sunulan üstün "Man'ı" yani yiyeceği, arzusudur. Ve balıksa "bereket" gerçeğinde veri olduğuna göre verinin iki katı yani iyi değerlendirilmesinde yaşamı beş duyuda varlık gerçeğini herkesin Yaratan'dan haz alarak ve yaratılmışlıkta hazla devam edeceği bir tatmine taşıması anlamındadır. Bu harikadır. Filipus'un negatifliğine, sadece süreçte sınırlı algısına vurulan sonsuzluk mührüdür. Ve talebe böylesi bir üste davetli olan kişidir.