• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
    • ALL SAİNTS MODA KİLİSESİ





SOHBET-30-Üstün Açılımı

             
  Üstün Açılımı
 
                                                       (Elç.İşl.2  üzerine sohbetler)
 “Nasıl oluyorda her birimiz kendi ana dilini işitiyor?...Son günlerde, diyor Yaratan, bütün insanların üzerine Ruhum'u dökeceğim, oğullarınız, kızlarınız peygamberlikte bulunacaklar.. 
 
“Yasamı (şeriatimi) içlerine yerleştireceğim” ifadesi aslında ruhun ileri seviyelere ulaşmasında gerçekleşen bir olgudur. Bunun en güzel ifadesi “50.gün kutlaması” dediğimiz “Pentekost” gününde kendini göstermektedir. Bu gün aslında kadim algıda “Şavuat” yani “Tora'nın alındığı” gündür. Demek ki, bir anlamda üstün içte yani altta açılması için belli bir sürecin yerli yerinde karaktere indirgenmiş olması esastır. Böylesi bir sürecin başlangıç noktası her ne kadar Fısıh kutlaması ile bağlantılı ise de aynı oranda “Diriliş kutlaması” ile de bağlantılıdır. 
Fısıh kutlaması, dar alan Mısır'dan Yaratan tarafından bir bedel karşılığı kurtuluşa işaret bir anma taşıdır. Diriliş kutlaması ise maddede bu dar alan kurtarışı üzerine adeta madde ile bağı kesip manaya diriliş ve bir anlamda manadaki dar alandan kurtarılışa işarettir. Bu iki kavram ve bu iki dönüm noktası acılar yolunun terkinde ve mana yoluna çıkışta en temel iki kavram ve dönüm noktasıdır. O zaman bu iki temel kavram ve dönüm noktasının yaşama indirgenip karaktere açılması aslında gerçekten mana yolunu yaşama nakşetmek demektir. 
Fakat bu nakış için gerçekten çöl yani yaşadığım madde dünyası yolculuğu içinde karakterin varlığımda tamlığa ermesi için her günün farkındalığı, bir anlamda her günün suretsizlikte suret olma bilinci ve kapsamında Mesih'le Ruh'ta sayılması esas olmalıdır. Bu Mesih seviyesi yaşamının en azından bir noktasının güne tam olarak nüfuz ettirilerek yaşanabilmesidir. Bu ibrani algısındaki ifadesiyle “Omar” saymanın Mesih'te ve Ruh'ta Fıshın ve Dirilişin yaşama gönenilmesi gayretidir. Lütfun karşılıksızlığında “gayretle” kurtuluşun gönenilmesi esasında yaşama indirgenmesidir. Ve bu yedinin yedi katı yani kırkdokuz gün sembolünde gerçekleştirilmelidir ki, yaşam yaşam ilizyonundan “yol, yaşam, gerçek” haline dönüşüp değişsin. 
İşte bu olguda, madde yürüyüşünde Fısıh sonrası yürüyüş, geçiş bilinci sonrası yürüyüş, çöl yürüyüşü beklenti deneyimi sonrasında yani “karışık çokluğun” oluşturduğu “altın buzağı” düşmesi sonrasında beklenti değil beklemenin getirdiği “doğal Yaratan'ı yaşamda bekleme algısında” Şevuot'u yani ellinci günde Tora'nın, Nur'un yukarıdan alta çekilmesini getirmiştir. Ve yine bu olguda mana yürüyüşünde ise Diriliş sonrası yürüyüş ise, bizi o bizim bizi dahi anladığımız ve “Ben Ben O'lanın”, Mesih'te Bende açıldığı o muhteşem Pentekostu, “Ellinci Gün” kutlamasını getirmiştir. Kısacası mana yolu karşılıksızlıkta sunulan lütfun “dar kapıdan” geçme gayretinde “bizle bir olun gerçeğine” taşınması ancak böylesi bir lütfu aktif gönenme yolundan geçmektedir. Ve her bir Mesih talebesi “ellinci gün” deneyimi yaşamaksızın mana yolunda böylesi bir birlikteliği yaşam edinemeyeceği bilincinde olmalıdır.