• Anasayfa
  • Favorilere Ekle




SOHBET-34-Karşıtın İşlevi

Karşıtın işlevi -Matta 13:23 üzerine sohbet

Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz. Bırakın biçim vaktine dek birlikte büyüsünler-Matta 13:29-30

Sade, açık ve net öğretiler ve öğretileri benzetmelerle bezemek oldukça kalıcı öğretişleri insanlara aktarabilmek demektir. Bu nedenle Efendimiz Mesih İsa’nın öğretileri gönülden gönüle asırları aşıp günümüze kadar rahatlıkla ulaşabilmiştir. Çünkü halk ancak kendi düzeyinde anlatılanı algılayıp yüreğine edinebilmektedir. Bu bağlamda Markos şöyle demektedir; “oradaki büyük kalabalık O’nu zevkle dinliyordu’-12:37 Bu zevkle dinleyiş ve Mesih İsa’nın öğretilerini tüm içerikleri ile irdeleyiş, bugünde hiç kuşkusuz bir çoğumuz için oldukça zevkle devam etmekte ve her birimizi bol yaşamla buluşturmaktadır. 

Göklerin Egemenliği meselinin hemen ardında yer alan Deliceler Meseli de, yine tohum ekme işlevi ile bağlantılı bir mesel olarak karşımıza gelir. Bu kez Mesih’in örneğinde tohum eken karşıttır. İyi, güzel ve sonsuz için ekilen müjde tohumları, her ne kadar üstün egemenliği için örnek oluşturuyorsa, bu meselde de kötü, çirkin ve geçici için ekilen tohumlar egemenliğin karşıtı için örnek oluşturmaktadır. Bir anlamda şekilsizlik, boşluk ve karanlık, şekle girme, doluluk ve aydınlık için var olmak zorundadır. Musa, bu nedenle Mısırda köle olan İsrael’i kurtarabilmek için onlara önce şekilsizlik, boşluk ve karanlıkta işleyen o muhteşem Yaratan ışığından bahsetmiş ve adeta kölelikten özgürlüğe yeniden yaratılmaya yolculuk öncesi köle İsrael’e, köleliğin bir karşıtı olduğunu yani özgürlük, yeni doğuş ve yeni yaradılış olduğunu anlatmaya çalışmıştır. 

Bu bağlamda yaratma işlevi, süreklilik içinde var olan bir işlevdir. Yaratma için daima zıtların birbirini çekmesi ve itmesi söz konusudur. Karanlığın içinde kaybolan halk, bir muhteşem kurtuluş ışığı görebilecek olan halktır. Bu doğrultuda kaosu ıslah, yaradılış amacı olan suret olmaya geri dönüşün sonucudur. Ama yaşarken bu dönüş maddenin doğasına bir tezat oluşturur. Dolayısı ile bir sürtünme misali bu tezat, yani şekilsizliğe karşı şekil, boşluğa karşı doluluk ve karanlığa karşı ışık, kendi karşıtını aktive etmiş olacaktır. Yani ne kadar ışık yayılıyorsa karanlıkta bir o kadar baskın olma gayretinde olacaktır. 

Burada çölde yürüyen iki nesili hatırlamak önemlidir. İlk nesil, hep “Mısır özleminde kalmış” ve yolculuğu tamamlayamamıştır. İkinci nesil ise, “ürün verme” kararlılığında kendilerine özgürlük sağlayacak olan diyara varmışlardır. Burada hep ileriye, vaade bakarak devam önemli bir itiş gücü olmuştur. Birinci nesilde karanlık yani karşıt ışığa karşı adeta bayrak açmış ve içlerde pekişen tatminsizlik ve alma arzusu ile onları elden geldiğince varış noktasından uzak tutmayı başarmıştır. İşte “karşıtın işlevi” böyle bir işlevdir. Karşıt içseldir, görülmez ve içsel ve görünmeyen, iyi toprak yani yüreğe ekilmiş olan müjde tohumlarının filizlenmesine, gelişmesine ya da ürün vermesine asla izin vermeyecektir. Petrus bu nedenle, “Ayık ve uyanık olun. Düşmanınız İblis, kükreyen aslan gibi yutacak birini arayarak dolaşıyor”-1.Pet.5:8 demektedir. Sadece Petrus değil, Pavlus’ta mektubunda karşıttan bahsederken “Onun düzenlerini bilmez değiliz”-2.Kor.2:11 şeklinde bir cümle kurmaktadır. Kısacası karşıt maddenin paralelinde olmayan, ters istikamette yol alan bir durumun üretimidir. Dolayısı ile Mesih’in kurtarışının insanlığa getirdiği özgürlüğün karşıtı, bu özgürlüğü elden geldiğince alaşağı edebilecek olan herşeydir. Bu, hatta insan üretimi dinler, dogmalar, geleneklerle bile kendini gösterebilir. Daha da kişisel temellerde bile işler. Mesela öfkelenilecek yerde öfkelenmeden durabilmenin oluşturduğu sıkışma karşıtın işlevine oldukça güzel bir örnektir. Göklerin egemenliğinde olan bir Mesih talebesi, bütünle çalışmasını bilen bir talebe olmak durumundadır. Karşıtın işlevi ise, talebeyi yeniden parçaya düşürmektir. Ama görüldüğü gibi bu durumun farkındalığı, talebenin daha da çok Mesih’te lütufla edindiği kurtuluşa sarılmasına, ayık ve uyanık kalmasına nedendir. Kısacası karşıt gerçek bir Yol Talebesi için adeta bir aşı gibidir. Aynı tarlada, müjdenin tohumları ile birlikte sona kadar kalmasının öğretilmesi oldukça ilginçtir. Belli ki Efendimiz İsa, karşıtın tohumlarının sonucu olan delicelerin sökülmesi için fazla enerji tüketilmesini istememektedir. Müjdenin tohumlarının yeşermesi için Mesih İsa daha çok talebelerinin Işığın müjdesine, işleyişine zaman ve enerji harcamalarını istemektedir. Çünkü günün sonunda mana talebesi, kaosu ıslah için vardır, iyileşme ve iyileştirme için vardır. 

Bütün bunların ışığında şu üç noktayı göz önünde bulundurmak oldukça önemli olacaktır. Bunlardan ilki, karşıtın her zaman yakınımızda olacağı gerçeğidir. Bize düşen kelamın uyarısını dikkate alıp uyanık olmaktır. İlk nesil gibi karşıtın oluşturduğu zıtlıkla kalanlar elbette hedefi yitirmiş olacaklardır. Pavlus mektubunda bu tarz kişiler için; “onların sonu yaptıklarına göre olacaktır”-2.Kor.11:15 demektedir. İkincisi ise, karşıtın yakınımızda olması, “mana yolundan” uzaklaşmamız için asla bir özür oluşturmamaktadır. İsrael çölde yürürken, aralarında sürekli yakınan, karşıt oluşturan bir “karışık çokluk” vardır. Buna rağmen ikinci nesil, kendilerine kurtuluş yolunu yol olarak seçmiş ve kendilerine işaret edilen diyara ulaşmayı ilke edinmişlerdir. Bir anlamda karşıt adeta ilerlemeye kararlılık için bir sebep olmuştur. Üçüncüsü ise karşıtın bizi aldatıp kendi rahat alanımız içinde bizi tutmasına izin vermemek çok önemlidir. Mesela günlük dua ve ibadet ya da kelam okumalarının, mana çalışmalarının olması bu nedenle önemlidir. Çünkü esas“bütünle bağı” kesmemektir. Yoksa karşıt ve her tür negatifleri bizi kendi rahat alanımıza, aslında dar alanımıza kilitler durur. Bu nedenle Petrus; “Bunun için ey kardeşler, çağrılmışlığınızı ve seçilmişliğinizi kökleştirmeye daha çok gayret edin. Bunları yaparsanız, hiç bir zaman tökezlemezsiniz”-2.Pet.1:10 demektedir.