• 04 TEMMUZ 2021 PAZAR GÜNÜ 11:00 İLE 12:30 ARASI iBADET YENİDEN AÇILIYORUZ DÜĞÜN TÖRENLERİ ,KONSER VE DİĞER ETKİNLİKLER İSE BAŞLAMIŞTIR.
    • WHATSAPP HATIMIZ +90507 850 77 92

ALL SAINTS MODA

KİLİSEMİZ
Kilisemiz 1878 yılında inşa edilmiştir. Bir Anglikan kilisesidir. Günümüzde cemaatini, çoğunluğu Kadıköylü Türk Hristiyan vatandaşları oluşturmaktadır. İbadet dili Türkçedir. Kültür ve sanat etkinlikleri için de kapılarımız her zaman halkımıza açıktır.
KELAMDAN DAMLALAR
Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız'ı yüceltsinler!” MATTA 5:16
KİLİSE TAKVİMİ
Kilise Takvimi Pentekos Sonrası Dönem, 1Kasım günü kutlayacağımız "Bütün Azizler Gününe" kadar devam eden sürece verilen isimdir. Bu dönem İsa Mesih'le kilisesinin bir arada yaşamına vurgu yapılır. Bu dönem yeşil renkle sembolize edilir.
İBADET VE ZİYARET
İbadet ve ziyaret Kilisemiz 04 Temmuz 2021 günü Pazar günü "Pazar Kelam ve Şükran Ayini" ile kapılarını yeniden ibadet ve ziyaretlere açacaktır. Kelam ve Şükran Ayini Her Pazar 11.00-12.15 arasındadır. Hafta içi kişisel ibadet ve ziyaretler için ise kilisemiz Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri -11.30-15.00 arası açıktır. İbader ve ziyaret dışı görüşme talebi için randevü alınması gereklidir. SAĞLIK VE ESENLİKLE KALIN.

Günlük Teşvikler Eski


İnsanın insana yaptığını başka kim yapıyor. Bir hayvan bile, ancak açlığını giderme dışında ya da kendini koruma dışında zarar vermiyor. Oysa insan, onun adına, bunun adına, Tanrı adına, hep fırsatını buldukça yok etmeye, eziyet etmeye, öldürmeye yol arıyor. Asıyor, kesiyor, öldürüyor. Bütün bu ve benzeri şeylerden insanlığa getirdiği negatif acılardan, yaralardan tutunda, günlük hayatımızda karşılaştığımız bir çok olumsuzlukların, söylenen sözlerin, aşağılamaların ve daha birçok şeyin bizde açtığı yaralar, onları hatırlasak da, hatırlamasak da bizde hep derin içsel acılar oluşturuyor. Ve bizimle birlikte hep var oluyorlar. Yaşam sevincimizi elimizden alıyorlar. Yaşamlarımızın en güzel anlarında bile, içimizde sızlamak kaydı ile, hep içimizde, bir yerlerde bize bu yaralar varlıkarını hatırlatıp duruyorlar. Peki, bunlardan kurtulmak mümkün değil mi? Her bir hücremiz bile seneler içinde tamamen yeni olabilmişken, biz bu iç yaralardan temizlenemeyecek miyiz? Artık biz fiziksel anlamda bile üç yıl önceki biz değilken neden bu geçmişin yaraları hala bizle, hala bizde. Kurtuluş mümkün değil mi? Elbetteki bu bilinen ya da bilinmeyen yaralardan kurtulmamız mümkün dostlar. Zaten Mesih İsa'nın lütufla ve kendi yaraları ile bizlere sunduğu kurtuluşa bizim yaralarımızla birlikte bütün varlığımız dahil. Bu iyileşme sadece bizim Mesih'i giyinmemize ve Yüceler Yücesine olduğumuz gibi teslim olmamıza bağlı herşey. Kendimizi ilahi akışa bırakmamıza. Kutsal Ruh'un Mesih isminde şifa için işlemesine izin vermemize. Elbette mümkün. Aynı kurtarıcımız Mesih İsa'nın yaraları ile birlike dirilişinde bize gösterdiği gibi bir diriliş ile ve mecazen yataklarımızı toplayıp ayağa kalkmamızla elbetteki mümkün. Bunun için gerekli olan tek şey içselliğimizi bütün geçmişi ile birlikte toprağa gömmek ve buğday tanesi gibi İsa Mesih'te yeniden doğmasına ve yepyeni bir yaşama doğmasına izin vermek. Ve bir peygamberlik olarak Mesih İsa daha henüz dünyaya gelmeden önce O'nun işleri için söylenilen şu sözlere kulak asarak, elbette mümkün; “Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi, Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk.”
‭‭YEŞAYA‬ ‭53:5‬ ‭
Esenlik, bereket, sağlık hep üzerinizde olsun kardeşlerim.

29.07.2021
🙌💐

Thomas Aquinas yazılarında "Tanrı, şeyleri bir araya getirdi. Ve yarattığı her şeyde iyi kavramı ışımaya başladı. Zaten iyiliğinden kaynaklı olarak bu ışıma sadece tek bir yarattığı şeyde olamazdı. Büyük bir çeşitlilikte bu iyilik ışıdı.Yaratılmışlığın çokluğuna ve bölünmüşlüğüne rağmen iyilik için Tanrı, sade ve bir bütün olarak kendini ifade eder" şeklinde Tanrı'yı ve iyiliğinden kaynaklı yaratma eyleminden bahsetmektedir.
Her bir yaratık aslında "Tanrıdan bir kelimedir" hem de kendine has bir kelimedir ve her bir yaratılmışın kendine has bir mesajı, bir metaforu, bir enerjisi de vardır. Ve ayrıca kendine has bir iyiliği, bir güzelliği ve büyük Sır içinde de bir yeri vardır. Ayrıca yine her bir yaratılmış kendine has bir şanı, yüceliği de içinde barındırmaktadır. Bunlar ne kadar harika şeylerdir. Her bir kenar her bir köşe ilahi mucizeler ve harikalar dünyasıdır. Bütün bunları kendi içselliğinde, tefekkürle yani derin düşünebilen bir inanan için, her bir yaratık bir Tanrı belirişini (Epifani) içinde gizler. Yani bu beliriş her bir yaratılmış içinde vardır. Ve bu bakış açısına sahip bir derin düşünme samimi inananı Tanrı'dan haz almaya taşır. Ve bu durum, bu haz alış herkezin iyiliği içindir. Evren ve içindeki her bir zerre aslında Tanrı'nın imzasını taşır. Evren,Tanrı'nın kendi kendisini vahyetmesidir. Yaşamın yazarını tanımak, bu herşeyin altında imzası bulunan yazarı okuyabilmekle mümkündür. Aslında bir anlamda yaratılmış olma gayemizde bu kitabı okuyabilen olmamızdır. Meister Echart'ta "ancak kainat kitabını okuyabilenlerin vaaz dinlememe özürleri olabilir" demektedir. Bu aynen Tanrı aşkında Mesihi bütünlükte Ruh'la dolu olanın, öyle bir ilişki içinde Kutsal Yazıları okumama özürleri olabilmesi gibi çok özel bir durumdur. Kısacası "genel vahiy" Tanrı karşıtlığına geçit vermeyecek bir vahiy biçimidir. İyiliğin açığa çıkmasında adeta her bir zerrenin konuşmasıdır. Ve her bir şeyin kendine has değerinin farkındalığının keşfidir. Ve kişininde kendinin farkındalığında kendini bilebilmesi ve kendinde Rabbini bulabilmesidir. Kainat kitabını yazarının kaleminden ve orijinalinden okumaya.
Işıkla kalın yol dostları.

28.07.2021

🙌💐

Yüreği Rabbe kaldırmak, eğer sevgide ve sevgi ile yapılırsa, o bilinmeyen içinde  yol alma gerçekleşir dostlar. Bizler genelde sadece maddede gördüğümüz, algıladığımız kadar biliriz. Oysa özle yani Tanrı ile buluşma,bilinmeyenle buluşmadır. Mesih İsa,Baba ile bir olmaktan bahseder. Hepimizi buna davet eder. Bu nasıl bir "bir olma" halidir. Mesih'i içe almak, kelamı içe almaksa Kelam diridir. Kısacası anladığımız anlamda bir bilmek değildir. Diri O'lanı edinmek, kelamı edinmektir. Ama bu da içtedir. Nasıl işlediğini bilmediğimiz bir haldedir. İçe yüründüğünde bilmenin ötesindeki derinlikte düşünme karanlıkla karşılaşmadır. Böylesi bir durumda Öze yaklaşmak sanki karanlığa girmek gibidir. Ama esas olan o karanlıkmış gibi görünene, o muhteşem bilinmeze, birşeyler öğrenip bilerek değil, bilmeden yaklaşmaktır. Bilmeden Yüceler Yücesine yaklaşmak O'nunla buluşmaya, O'na yaklaşmaya anahtardır. Evet, bilme ile değil, bilmeme ile sadece sevginizle, ne kadar sevginiz varsa o kadarla yaklaşmak, o bilinmezde gezinmeye yol olur. Sadece sevginizle oluşmuş Tanrı'yla bir olma isteminde, biraz daha, biraz daha Mesih'i giyinerek yaklaşmak. Hiç kuşkusuz bu karanlıkmış gibi olan Hiç'e yürümektir. Hatta bu durumun verdiği ilahi haz bu ilahi karanlığı bize ev yapacaktır. Bilmeme ilkesinde, ama gerçekten sevgimizin tamamını kullanarak içine girdiğimiz, alıştığımız ilahi ve içsel bir ev. Adeta dua eden değil, duayı edinen, dua inşa eden ve dua içinde oturan bir kişi yapar mana yolcusunu bu durum. Tanrı ile Mesihte ve Ruhta bir olmak böyle bir ilahi karanlığa yürüme halidir. Ama bu ilahi karanlık kötünün karanlığı değil aklın ötesini idrak edememenin ifadesidir. Bizi mutlu edecek bir karanlıkta yani bilememe halinde bilmeden yürümenin ifadesidir. Bedende yaşarken, Mesih'i gönenmişlerin Tanrı'ya en yakın olacağı yer bu karanlığın içidir. Aslında bu müthiş aydınlığın bizim algı yetersizliğinden bize karanlık görünmesinden başka birşey değildir. Ve Mesih talebesi Ruhla ilahi yolculuğunda her ne kadar bu karanlığa dahil olur beklerse Tanrı aslında orda onunladır. Çünkü lütuf ve merhamet, o bilinmeyeni bilmeme ile, içe esas aydınlığı edindiğimiz o yerdedir. Kısacası dostlar, Tanrı, akılla kavranamaz ancak içtenlikle içte, manayı açabilmekle içte açılır, yaşamda deneyimlenir. "Bol yaşam" olur. Tanrı, sevgisinde kendini gösterir. Tanrı sevgidir. Sevgide yaşayan Tanrıda yaşar. Tanrı sevgi ile algılanır, akıl ve mantıkla değil. Bildiklerimizin sonuna geldiğimizde, bildiklerimiz tükendiğinde, işte o noktada Tanrı belirir. O noktada Tanrı'yı buluruz. Aziz Dionyisus şöyle der; Tanrı hakkındaki en ilahi bilgi, bilinemez olduğu bilgisidir. Esenlikle dostlar.

27.07.2021
🍃🙌🍃

Günümüzde her şeyin yanında bir de modern ötesi bir panik halimiz var. Kolay değil, biz değişimden bahsediyoruz ama her şey tersine gidiyor. Dünya yıkıma doğru hareket ediyor. Tanrı, kutsal yazılarda bizim her şeyi düzene sokacağımızdan, her şeyin dört dörtlük olacağından bahsetmiyor. Kaosun, yıkımların, çözümsüzlüklerin, depresyon, sıkıntı ortasında kendisiyle karşılaşmadan, kendisini giyinmemizden bahsediyor. Büyük acılar ve büyük sevgiler esas dönüşümün anahtarıdır dostlar. Hayat içindeki krizler hep umulmadık anda çıkarlar. İnsanları ya da toplumları hazırlıksız anda yakalar. Ve olduğu an bir çoğu hemen durdurulamayacak haldedir. Ve işte bu o anda herkese aynı soruyu sordurur; "Bu nasıl olur?". Çoğu zaman bir araya gelemeyen, bir arada düşünemeyen, derin düşünmeden kaçan insanlar derin düşünmeye başlarlar. Başlamak zorunda kalırlar. Evet, felaketler olur. Evet, yıkımlar, yok oluşlar gelir. Ama yaşam ve yaşamlar seviyeler atlayarak sonsuza yürür. Yaşamın kaynağında herşey varken zaten hiç birşey yoktu. Tanrı "olsun" dediğinde zaten kaynakta olan oldu. Felaketler, kayıplar bizler düşündürürlen geldikleri kaynağa geri dönerler. Ve sonsuzluk kapıları Yüceler Yücesinin gizi olarak hiç kapanmaksızın sürer gider. Ve bizler sadece yaratılmış organizmalar olmadığımız için şuur denizinde tefekkürle ve Mesih zihnini edindikçe sonsuzluğu şimdi, şu an kucaklamaya başlarız.
Harika bir haftaya günaydın dostlar..

26.07.2021

🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿


‘Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin’ dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. Öyle ki, göklerdeki Babanız'ın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem iyilerin üzerine doğdurur; yağmurunu hem doğruların hem eğrilerin üzerine yağdırır.”
‭‭Mt.5:43-45‬ Bu sözler, bu öğretişler devrimdir. Çoğunluk için tanıdık, eş, dost, aynı millet, aynı dinden insanlar adeta birinci sınıftır. Diğerleri dışardadır. Düşman değilse bile sanki düşmandır. Tevrat'ın sözleri sadece bir Yahudi'nin diğer Yahudi'yi sevmesi, sadece komşu olarak bir başka Yahudi'yi görmesi şeklinde anlaşılmak istenmiş ve bir çok yorumcu bu şekilde yorumlar yapmış ve insanları ötekileştirmek adeta inancın temeli olmuştur. Oysa Yahudi toplumunun bağrında yeşeren Mesih İsa için gerçek komşu "kendini bir diğer insan kardeşinin zor anında ortaya koyabilecek" insan insan her kişidir. "Düşmanını sev" bir ilahi buyruktur. Efendimizin kendisini izleyen herkese buyruğudur. Oysa günümüze kadar nice hristiyan olduklarını iddia eden milletler, düşman addettiklerini yok etmek için ellerinden geleni yapmışlardır. Bu İsa Mesih'in Müjdesini yaşamak, Hristiyan yani İsa benzeri olmak değildir. Bu resmen insan egosunun dini bile kendine uydurmaya kalkmasıdır. Sahtekarlıktır. Oysa İsa Mesih'te her millet, her dil insan ancak sevgi işe yaklaşılacak insan kardeşlerimizdir. Herkeste biz ve bizde herkes yansımaktadır. Kurtarıcımız Mesih İsa'nın içsel devriminde sadece istenilen bizim nefretimiz, bizim kinimiz, bizim öldürme eğilimimizi durdurmamız değil,aynı zamanda ait olduğumuz ülkelerinde, bu tür eğilimlerine elden geldiğince müdahale edebilmemiz, durdurmaya gayret etmemizdir. Aslında bunu yapmamızın sebebi dindar olmak, ahlak sahibi olmak için değildir. Bunun sebebi Tanrımızın kendisine karşı olanları, düşmanlarını yarattıklarını sevmesidir. O'na suret olarak yaratılmış isek şayet, dolayısı ile suret aslına benzemeli ki, Hristiyan, yani İsa'ya benzeyen kelimesi yerini bulsun.
Yepyeni bir güne esenlikle dostlar.

23.07.2021
💐🌿💐

Kalk, harekete geç, birşeyler yap, dönüş-değiş ve dönüştür, değiştir. Bütün bu sözler, İncil'in mesajının özünde var olan yetkin, etkin, aktif yaşamı harekete geçiren sözlerdir. Müjde, pasif bir öğretiş sunmaz. Müjde, "hemen, şimdi, bugün" gibi zamanı işaret eden sözcüklerle, Müjdeyi ve dolayısı ile İsa Mesih'i izleyen herkesi harekete geçirir. En azından temelinde bu vardır. Yuhanna 8. bölümde suçlanan ve ihtiyarlarca yargılanmaya kalkışılan kadına İsa Mesih'in sözleri de aynı şekilde yepyeni yaşamı o kadına şimdi getirebilecek türden sözlerdir. Bu nedenle Yuhanna 8'de şu yazılanları okumak mümkündür;“İsa doğrulup ona, “Kadın, nerede onlar? Hiçbiri seni yargılamadı mı?” diye sordu. Kadın, “Hiçbiri, Efendim” dedi. İsa, “Ben de seni yargılamıyorum” dedi. “Git, artık bundan sonra günah işleme!””Yuh. 8:10-11‬ ‭"Git" hemen şimdi "bundan sonra" yani şu andan itibaren "günah işleme" yani yepyeni bir yaşama, bol bir yaşama başla.. "Tövbe et", "göklerin egemenliği içinizdedir", "ayağa kalk", "yatağını topla", "yürü" ve daha nice iyi haberin, iyi buyrukları hep pasifliğe mahkum olmuş, kendine köle olmuş, benliğine kul olmuş insanlığı aktive etmek, harekete geçirmek, pasiflikten kurtarmak içindir.“Kutsal Yazı'da dendiği gibi, bana iman edenin ‘içinden diri su ırmakları akacaktır.’ Yuh.7:38‬

İçinden diri su ırmakları akan insanların yaşamları da hiç kuşkusuz diridir. Ve bu dirilikte elbette dirilmiş Mesih'in Baba'sındaki yetkinliği vardır.
Bu diriliğe hep esenlikle yürümeye..

22.07.2021
💐🌿💐


Dağdaki vaaz, aslında Yahudilerin alıştığı şekliyle Musa ve peygamberlerin tarzında bir hitap tarzına sahiptir. Aslında İsa Mesih, böylesi bir vaaz ile beklenilen Mesih olarak,var olan Yahudi mana gelenek ve göreneklerine esaslı bir yenilenme ve uyanış getirmiştir. Matta 5-7 bölümlerinde, İsa'nın talebelerine ve halka hitabı ne denli Musa ile bağlantılı ve esaslı bir kelam öğretisi olduğunu açıkça göstermektedir. Yasanın Tekrarı 28. bölümünde, Musa'nın halka hitabına benzer bir hitapla, Mesih İsa da yeniden yoksullara, ezilenlere, hakları yenmiş olanlara, hakarete uğramış olanlara hitap etmektedir. O dönemde olup Mesih İsa'yı dinleyenlerin çoğunun, arka planı bildikleri için, Musa yasası ile ve Mesih konusunda peygamberliklerle olan bağlantıyı, kelam geleneği çizgisindeki öğretişleri, rahatlıkla anlayıp idrak edebildikleri kesindir. Çünkü Mesih İsa, yazılı Tora (Tevrat) ve sözlü Tora'nın(Tevrat) söylemlerini yeniden ele almış ve temel anlamlarına çekerek bol yaşam öğretisi haline getirmiştir. Ve bu öğretişlerin sonunda da "altın kural" olan “İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. Çünkü Kutsal Yasa'nın ve peygamberlerin söylediği budur.”Mt.7:12‬ sözü ile öğretişlerini doruğa çıkarmıştır. Hem ilahi öğretici hem ilahi peygamber, hem beklenilen Mesih ve kurtarıcı olarak İsa Mesih Tora'yı, peygamberlik sözlerini hem yeniden yorumlamış ve yasayı yenilemiştir. O dönemde de bu dönemde de muhakkak bu öğretişleri dinleyenler, bu öğretişlerin sadece dinlenmek için olmadığını, yaşanmak için olduğunu net biçimde anlamış ve anlamaktadırlar. Zaten anlayanlar için, "gökte olduğu gibi yeryüzünde de senin isteğin olsun“sözü anlam kazanır. Çünkü gökteki egemenliğin yeryüzüne gelmesi Mesih'in kurtarışını gönenen ve etkin bir biçimde yeni yaşamı pratik edenlerle gerçekleşecektir. Bu konuda sadece dinleyip hareket etmeyenlerin "göklerdeki Babamız" duasını söylemelerinin bir anlamı da yoktur. Bu nedenle Kelam'a göre İsa Mesih;“Bana, ‘Ya Rab, ya Rab!’ diye seslenen herkes Göklerin Egemenliği'ne girmeyecek. Ancak göklerdeki Babam'ın isteğini yerine getiren girecektir.”Mt.7:21‬  demektedir. Esas yenilenmiş, yeniden yorumlanmış ve yepyeni yaşamı donanmış Müjde yaşamakla onurlandırıldığında yaşam mucizesidir.


Esenlikle...

21.07.2021

🍃💐

Dünya'nın altını üstüne getirmektir dağdaki vaaz. Aziz Luka'nın İncil'inde ise, ovada bir sesleniş vardır ve özellikle Aziz Luka'da bu sesleniş bir anlamda yüceltme ve bereket seslenişidir; "İsa, gözlerini öğrencilerine çevirerek şöyle dedi: “Ne mutlu size, ey yoksullar! Çünkü Tanrı'nın Egemenliği sizindir. Ne mutlu size, şimdi açlık çekenler! Çünkü doyurulacaksınız. Ne mutlu size, şimdi ağlayanlar! Çünkü güleceksiniz. İnsanoğlu'na bağlılığınız yüzünden İnsanlar sizden nefret ettikleri, Sizi toplum dışı edip aşağıladıkları Ve adınızı kötüleyip sizi reddettikleri zaman Ne mutlu size!”Lk.6:20-22‬ ‭Bu sözler İsa'nın talebelerini seçtikten hemen sonra henüz halkla birlikteyken söyledikleri sözlerdir. Bir anlamda insanlar eğer öğretişlerini izlerlerse dünyanın ne şekile dönüşüp değişebileceğini dile getirmeye çalışmaktadır. Bu görünüm gerçekten dünyanın altını üstüne getiren bir durumdur.
"Ne mutlu size, ey yoksullar". Mesela bu söz, günümüzde böyle sözlerle kaç kişi fakirleri bereketlemektedir. İncil'in öğretişlerini bile zenginlere göre ifade etmeye çalıştığımız bu günlerde ve kapitalizmin bütün etkisi ile verlığını gösterdiği bu sözler oldukça tuhaftır. Ya da; "Ne mutlu size şimdi açlık çekenler". Bu da yine günümüz için tuhaftır. Aslında biraz olsun biz insanların tatminsizliğimizin farkında olmamız istenmektedir. Ruhlarımızın esas tatmin kaynağı esas tükenmeyen kaynak yani Tanrımızdır. Susuzluğumuz, açlığımız esas ruhsallığımızdadır ve çok derindir. Bunu fark edenlere ne mutludur. "Ne mutlu size, şimdi ağlayanlar". Bu da ilginçtir gerçekten. Ağlamak megatife işarettir. Ama ağlamak aynı zamanda kişiyi merhamete uyandırır, bağışlamaya uyandırır, affa uyandırır. Yüreği yumuşatır.“İnsanoğlu'na bağlılığınız yüzünden İnsanlar sizden nefret ettikleri, Sizi toplum dışı edip aşağıladıkları Ve adınızı kötüleyip sizi reddettikleri zaman Ne mutlu size!”
‭‭İsa'nın bu öğretişleri de gerçekten dünyanın altını üstüne getiren öğretişlerdir. İnsanların sizin hakkınızda ne düşündükleri önemli değildir yeter ki insan Mesihi düzeyde insan olsun. Yeter ki Tanrı'nın Mesih'inde bize gelmiş olan ilahi sevgi karşılıksızlık ilkesinde bizden aksın. Yeterki esas herşeyde herşey ilahi güzelliğin yansıması olarak bizde anlam bulsun.

Esenlikle kalın dostlar.

2.07.2021
🙌💐🙌

Dağdaki vaaz Hristiyan yaşamının özetidir. Ama ne yazık ki, çoğu hristiyanlar için Mesih İsa'nın öğrettikleri, yaptıkları o kadar önemli değildir. Diğer tarafta Aziz Fransuva gibi bazı iman derinliklerinin kahramanları için, dağdaki vaaz oldukça önemlidir. Mesih İsa'yı taklit etmek, O'nun öğreti ve yaşamını yaşam edinmek için önemlidir. İnsanlar için alternatif bir yaşam yolu vardır. Bu alternatif yol, basitçe İncil yaşamına dönmektir. Zorlu doktrin mücadeleleri, kanıtlama çalışmalarından uzakta, Mesih İsa'nın içte ve dışta barış ve esenlik yolunu seçip böyle bir yol üzerinde kararlı bir şekilde ilerlemek esas olmalıdır. Dağdaki vaaz bir gurup insan için değildir. Dağdaki vaaz herkesin yaşamı için alternatif yaşamdır. Şiddette uzak durmaya, manaya adanmış bir yaşama, sosyal anlamda yoksulluğu seçmeye, ilahi birlikteliği tercih etmeye, mükemmellik aramadan yapılabilecek iyi olan ne varsa onu yapmaya alternatif bir yaşam öğretisidir dağdaki vaaz. Tanrı hakkında bir şeylere inanmak yerine birşeyler yapmak esastır bu öğretilerde. Dağdaki vaazın sonunda yer alan bu sözlerde bu durumu açıkça göstermektedir. "İşte bu sözlerimi duyup uygulayan herkes, evini kaya üzerine kuran akıllı adama benzer. Yağmur yağar, seller basar, yeller eser, eve saldırır; ama ev yıkılmaz. Çünkü kaya üzerine kurulmuştur. Bu sözlerimi duyup da uygulamayan herkes, evini kum üzerine kuran budala adama benzer. Yağmur yağar, seller basar, yeller eser, evi sarsar. Ev yıkılır; yıkılışı da korkunç olur.””‭‭Mt.‬ ‭7:24-27. Görüldüğü gibi esas olan yaşamdır. Mesihi yaşam. Mesih İsa gibi yaşam. Hakça, dostça, kardeşçe, insanca sürdürülen ve Tanrı'ya yücelik getiren bir yaşam. Yaşama dostlar, Tanrı'nın Mesih İsa'da bütün insanlığa sunduğu alternatif yaşamı her gün Kutsal Ruh ile yaşamaya.

Haftanız bereketlerle dolsun.

19.07.2021
🌿💐🌿


Günümüzde özellikle din konusunda mangalda kül bırakmayan türden pek çok "ben bilirimci" insan görüyoruz etrafımızda. Bu insanlar anlatılandan daha fazlasını anlatmaya gayret ediyorlar ve aynı şekilde görünenden de daha fazlasını göstermeye çalışıyorlar. Bizler de doğal olarak bu ilginç ortam içinde bir çok şeyi, kendi küçük algımızla değerlendiriyor ve bir anlamda anlatılanlar içinde kaybolup gidiyoruz. Bu durumumuz adeta, az bir paraya normal bir dürbünle galaksileri izlemeye benzer bir durum olarak karşımıza çıkıyor. İşte derin düşünce aslında üstün bir lens gibi oluyor burada. Bu geniş görüşlü olmak anlamına da geliyor ve her şeyi kapsıyor, kucaklıyor. Bu elbette düşüncelerde bölünmemek kaydı ile öyle oluyor. Ve çoğu zaman insan doğru ile doğru olmayan arasında gidip geliyor. İkilem arasında kalıyor. Ama İkilem içinde cevaplar bulmamak için temelin sağlamlığının ne denli önemli olduğuda açıkça ortaya çıkmış oluyor.Ama hepimiz aslında bir yolla arıyoruz. Doğru istiyoruz. Soruyoruz. Çoğu zaman bunları başkalarının yönlendirişleri ile yapmak kolayımıza geliyor. Aslında bilmek, hele hele içsellikte bilmek bizle bağlantılı. Diğer taraftan derin düşünebilen, kendi içselliğinde düşüncelerini açabilen, kendi düzeyine göre bir anlamda Tanrı ile içinde bağ kuruyor. Mana anlamında içsellikte bilmeyi keşfe çıkıyor. Derin düşünmek aklını ve kalbini diğer gizlilikleri keşfedesiye açık tutabilmek anlamına geliyor aslında. Kişinin içselliği, çıplak "şimdi" oluyor ve Tanrı lütfu tarafından verilecek geleceği bekleyen oluyor. İşte bu şimdi de dönüşüm değişim gerçekleşiyor. Yüreğin değişimi her zaman düşüncenin de değişimini getiriyor. Düşüncenin değişimi de yüreğin değişimini getiriyor. Ve derin bir biçimde görebilmemiz ise, her ikisinin de esaslı değişimi ile bağlantılı oluyor. İşte tam bu noktada dostlar, dua devreye giriyor. Odaklanmamızı daraltmak yerine, derin düşüncenin duası bizi açtıkça açmaya başlıyor. Kelam bu nedenle “Işığın açığa vurduğu her şey görünür. Çünkü görünen her şey ışıktır..” Ef.‬ ‭5:13-14‬ demektedir. Bir diğer tarafta da yine kelam “Ve biz hepimiz peçesiz yüzle Rab'bin yüceliğini görerek”
‭‭2.Kor.‬ ‭3:18‬ şeklinde bir ifade kullanmaktadır. Kısacası kardeşler, dua bir teknik ya da cennete gitme aracı değildir. Dua, içte Tanrı ile kucaklaşmanın daha da geniş ufuklara ulaşıp şu anı cennet yapması için içselliğin haykırışı, mananın dile gelmesidir. Ve derin düşünebilen, derin görebilen, insanın yeryüzü üzerinde yetkin olabileceğinin en güzel göstergesidir.
Gününüz her zaman aydın olsun.

18.07.2021
💐🌿

Dua, ruhun Tanrıya yönelmesini sağlamak için bütün dikkati toplamayı sağlayan bir hazırlık aşamasıdır. Derin düşünmenin en basit yöntemi Tanrı huzurunda olmayı pratik etmektir. Ruhsallıkta ilerlemiş bir keşiş olan Lawrance kardeş 17. yy.'da manastırın mutfağında yaptığı işlere tam bir dikkat vermek şeklinde bir pratikle anı yaşamayı ve Tanrı huzurunda anda durmayı deneyimlemiştir. Tanrı ışığını görebilmek için anı hedeflemek ve anda Işıkla karşılaşmak..Bu kardeşin yazılarında bu deneyimini öğrenmek mümkündür. Bu yazılarda herşeyden önce kişinin kendisi olmasına teşvik vardır. Aynı zamanda Işığı görebilmeye uyanık olma konusu üzerinde de durulmaktadır. Lawrance kardeş yazılarında, birçokları gibi belli bir dua yöntemi izlemediğini belirtir. Belli bir metod kullanmaya gayret ettiği zaman zihnine birçok küçük düşünce kırıntılarının dolduğundan ve bir türlü dikkatini duaya veremediğinden söz etmektedir. Gerçekten de birçok yöntemler sadece Tanrı ile birlikteliğe yardım içindir. Yoksa yöntem, bu birliktelikten daha önemli değildir. Bunu kendince halledebilen için yöntemlerin pek de önemi yoktur. Eğer kişi her an ilahi sevgiyi deneyimleme yolunda gayret ediyorsa, ona yön gösterecek başka bir yolun olmaması oldukça açıktır. Aslında bu şekilde bol yaşamı deneyimleme önündeki en büyük engel, kişinin kendi düşünceleridir. Küçük düşünceler düşünceleri dağıtır. Gereksizdir. Aslında kişi fark ettiğinde bunları hemen terk etmelidir. Onlar gerçekle de ilişkisiz oldukları gibi, gereksizdirler de. Bu kardeşe göre tek yöntem ana olan dikkati olarak karşımıza çıkıyor. Burada Tanrı' da sessizlik ve Tanrı ile diyalog önemlidir. Bunu alışkanlık haline getirmek önemlidir. Kilise sadece din adamları değildir. Tanrı huzurunda yürümek önemlidir. Tanrı belli saatlerde fikir değiştiren bir kişi haideğildir. Kalabalık ortasında bile Tanrı'yla olmak mümkündür..
Esenlikle dostlar, günaydın

17.07.2021

💐👍💐




“Tanrın Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.’”
‭‭Mrk.‬ ‭12:30‬ Buradaki dört unsur, yürek, can, akıl ve güç üzerinde iyi durmak gerekir. Burada akıl-düşünme, güç- istem, can-hayal etme ve yürek-duygulanma olarak karşımıza çıkar. Zihni tutmak..aslında tek anlama işaret etmektedir. Bu durum kalbimizi bütünde tutmak, aklımızı bütünde tutmak, canımızı ve gücümüzü bütünde tutma durumudur. Hiç bölünmeden bütünü hissedip, bütünü yaşamak demektir. Ve dua ettiğimizde de.. kalbimizi, aklımızı, canımızı, gücümüzü bütünde tutabilmek demektir. Ne kalbin, ne aklın, ne canın, ne gücün ikiye bölünmemesi hep esas olmalıdır. İşte biz bu tarz bilinç bütünlüğüne odaklanma diyoruz. Birlikte merkeze odaklanma. Merkezde kalma, özde durma. Böylesi bir odaklanma ve merkezde bulunmak ruhsallığımız için güzel bir pratiktir. Böylesine bir odaklanma pratiği, aslında "sabana el vurup dönüp arkaya bakmamak" öğretisi ile bağlantılıdır. (Lk.9:62) Böylesi bir odaklanmada ve merkeze yönelmede önemli olan bütün düşüncemizin sabana yani işleve, o an içinde yaptığımıza odaklanmasıdır. Bu gerçeği algılayıp harekete geçebilen Mesih talebeleri birlikte merkezde buluşmaya doğru ilerlerler. Ve bu ilerlemede esas beceri, yukarıda da bahsettiğimiz gibi, düşünceyi ikiye bölmemektedir. İşte o zaman sabanın izinin, düzgün bir çizgi olduğunu görmek mümkündür. Ve aynısını bütün isteminiz, bütün hayalleriniz ve bütün hisleriniz içinde yaptığınız zaman da artık odaklanmış ve merkezde bir Mesih talebesi olmuş olursunuz. Odaklanmayı sabana yani o andaki işleyişinize verdiğinizde ve hep ileri hareket ettiğinizde doğal olarak muhteşem ürünler için gayret ettiğinizi ve bu gayretin sonuçlarını da görebileceksiniz. Bu muhteşem bir iş çıkarttabilmeniz demektir. Aynı zamanda da "sabana el vurmanız ve anda bütününüzle hareket etmeniz" sizin kendinizi merkezde tutmanız ve bu noktada odaklanmanız anlamına gelir. Ve bu aynı zamanda anı yarınlara taşımanız ve yarınları inşa edebilmeniz anlamına da gelmektedir.
Yarınlara ama anda günaydın.

16.07.2021
🌿🙌🌿

Kilise tarihine baktığımızda ilk beş yüz yıl, İsa Mesih'in öğretişleri ve yaşamının örnek alındığı İsa İnancı sadece YOL olarak anılıyordu. Bu YOL inancı üzerinde olanlara da "Yol Halkı" deniyordu. En eski Hristiyan savunmacılarından olan Justin Martyr (M.S 100-M.S 165) şunları yazmaktadır; "sahip olduğumuz hiç bir mal mülk için bizim demiyor ve ihtiyaç sahibi kardeşlerin istifadesi için getirip ortaya koyuyorduk. Birbirleriyle davası olanlar bile şimdi Mesih İsa'da bir araya gelmiş ve düşmanları için dua edenlerden olmuşlardı." Görüldüğü gibi Justin'e göre eski yollar bırakılmış ve herşey yepyeni olmuştu. Artık ayrı gayrı, bölünme ayrılma yoktu. Ruhsal temelde bir olma esastı. Kadın, erkek, zengin, fakir, köle, özgür ayrımı olmaksızın Mesih seviyesinde ruhsal eşitliği, Mesih bedeninde de ihtiyaç sahipleri ile sahip olunan malı, mülkü paylaşmak koşuluyla sağlıyorlardı. Zaten Aziz Markos müjdesinde yer alan bu sözler samimi Mesih İnancının hangi temeller üzerinde olması gerektiğini bize oldukça net anlatmaktadır; “Onların tartışmalarını dinleyen ve İsa'nın onlara güzel yanıt verdiğini gören bir din bilgini yaklaşıp O'na, “Buyrukların en önemlisi hangisidir?” diye sordu. İsa şöyle karşılık verdi: “En önemlisi şudur: ‘Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rab'dir. Tanrın Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.’ İkincisi de şudur: ‘Komşunu kendin gibi seveceksin.’ Bunlardan daha büyük buyruk yoktur.””

‭‭Mrk.‬ ‭12:28-31‬ Mesih yaşamının en temel prensibi Tanrı'yı sevmek ve hemen ardından komşunu "kendin gibi" sevmektir. Komşu, irtibat kurulan herhangi bir insan kardeşimiz olarak öğretilmektedir. Dolayısı ile bütün bu öğretiler yukarıda ihtiyaçları için birbiriyşe paylaşan bir anlamda Mesih'e beden olmuş bir "sevgi" toplumunu kendiliğinden oluşturmaktadır. Aziz Luka'nın incilinde 10:28'de de "bunları yapan yaşayacaktır" ifadesini görmek mümkündür. Yani Aziz Markos'un bahsettiği Kutsal Yazılardaki en büyük buyruk olan Tanrı'yı sevmeyi ve komşunu kendin gibi sevmeyi. Görüldüğü gibi esas İsa'ya benzemek anlamındaki Hristiyan kelimesi Tanrı YOL'u üzerinde Tanrı ile kucaklaşmaktan başka bir şey değildir. Kolaydır, iki temel maddeyi teori ve pratiği yaşama indirgemektir. Ama bir o kadar da zordur. Çünkü gerçek transformasyon gerektirir. Bu insan için en zor olandır. İnsan konuşur, fikir üretir, kararlar verir. Ama iş yaşamı dönüştürüp değiştirmeye ve üstüne üstlük bunu birde doğal ve sürekli hale getirmeye gelince herşey zorlaşır. Gerçekten ve samimi bir biçimde YOL'a çıkmaya, YOL ile YOL olmaya, sağlık ve esenlikle kalın dostlar.

15.07.2021

🌿💐🌿



“Hiç kimse yeni şarabı eski tulumlara doldurmaz. Yoksa tulumlar patlar; hem şarap dökülür, hem de tulumlar mahvolur. Yeni şarap yeni tulumlara konur, böylece her ikisi de korunmuş olur.””
‭‭Mt.‬ ‭9:17‬ ‭
"Yol, gerçek ve yaşamı" içe edinmek yenidir. Böylesi bir yaşama "yeniden doğmakta" yenidir. Hele hele İsa Mesih ile bize gelen "bol yaşam" yepyenidir. Bütün bu heyecan, bütün bu sevinç "kurtuluş" ile yaşama gelen herşey yenidir. Fakat çoğumuz için yepyeni bir yaşamın tarifi olan bütün bu "kurtuluş", "yeni doğuş", "bol yaşam" gibi kavramlar, dini kavramlar olup sadece konuşma hazzıdır. Dile kolaydır. Uygulama için zordur. Zamanla bu sözler, değeri düşünülmeksizin, yaşamdaki etkisi bilinmeksizin, sürekli tekrar edilen sözler olurlar. Oysa bu ifadelerin hepsi yepyeni üretilmiş taze şarap gibidir. Ve insana yepyeni bir zindelik vermesi için yepyeni bir tulum oluşturmak gerekir. Yeni şarabı eski tuluma koymak bir anlamda bilinçsizliktir. Acaba "yeniden doğuşla" neyi anlıyoruz? "Kurtuluş" deyince bu söz bizim için ne ifade ediyor? Bu ve benzeri Mesihi ifadeleri anlamak ve anlamını yaşamak, işte yeni şarabı yeni tulumlara koymak demektir. En kötüsüde, yeniyi görüp eski tulumlarla karşılamaktır. Burada değişmemiş yürekle, bu ve benzeri kaynakları kucaklamak devreye girer. Bu büyük yanılgıdır. O zaman dönüşüm ve değişim yoktur. Çünkü yeni yeniliğini eskinin etkisinde kaybetmiştir. Şarap tulumlarını düşünmeden şarap hakkında konuşmak mümkündür.Eski, kokuşmuş alışkanlıklarımızla devam ettiğimiz süreceyaşamımızda da bir takım değişiklikleri ummamız mümkün değildir. Şarap tulumunu düşünmeden şarap üzerine konuşmak mümkündür. Kurtuluştan da aynı şekilde dünya düzenimizi, yaşam biçimimizi değiştirmeden konuşmak mümkündür. Maalesef birçok önder de, İsa Mesih'in diz dibi öğrenci yetiştirmesinden, İsa Mesih modelinde bir öğretmen olabilmekten çok uzaktır. Bununla birlikte Aziz Fransuva misali bir çok samimi imanlı da yepyeni şarap tulumları oluşturmaya gayret etmişlerdir. Oysa tarihte birçokları İsa Mesih'i bir karikatür misali ele alıp durmaktadırlar. Oysa İsa Mesih "bol yaşamın" kaynağıdır. Ve O'nu olduğu halde kabul önemlidir. Yepyeni şarap tulumları ile yepyeni yaşama günaydın

14.07.2021
🌿💐🌿

“Yaşamınız olan Mesih göründüğü zaman, siz de O'nunla birlikte yücelmiş olarak görüneceksiniz.”

‭‭Kol.3:4‬ ‭Bu sözler Mesih inancının doruk sözleridir. Ve bu sözlere göre; Karşılıklı olarak, birbirinin içine işlemiş, ilahi ve ilahi olmayan iki ayrı dünya yani Tanrı ve insan, İsa Mesih'in yüreğe girmesi ile adeta bir bütün oluşturmuşlar ve mana olarak Öz'e yükselmişlerdir. Ve bütün bu içte olan ve içten işleyişle devam eden bu hareket hali, sonsuzluğunda kucakladığı ilahi bir birliktelik halidir. Sonunda Mesih talebeleri yeniye, yeni yaşamla yelken açarlar. Manada iri olurlar, diri olurlar. Görüldüğü gibi, Mesih bedeninde kişisel bir mükemmellik beklentisi yoktur. Zira Mesih inancında aslında kişisellik yoktur. Aksine kişilerin mükemmele katılımında ortaya çıkan mükemmel bir Mesih bedeni tablosu vardır. Ve bu tabloya, Mesih İsa'nın kurtarışını içe edinip dahil olma vardır. Aziz Pavlus'un ifadesi ile, bu birliktelik, bu bütünleşme yeryüzünde oluşmaya başlayan kozmik bir "yeni yer" ve "yeni gök" olgusudur. (Vahiy 21:1) Yeni yer ve yeni gök. Yeni üst bilinç ve bu bilinçte yepyeni yaşam. Yepyeni bir Yeruşalem. Bu yeni yaşam, bu yeni Yeruşalem yaşamı elbette tek başına yaşanabilecek bir yaşam değildir. Bu farklı milletlerden ve dillerden meydana gelen yeni İsraildir. Kutsal Ruh'un insanları birbirine bağladığı Mesih Bedeni'nin oluşturulduğu bir gönül birlikteliği yaşamıdır. Bu birliktelikte dediğimiz gibi her milletten , her dilden gelen yepyeni bir halk vardır. Bu Tanrı halkıdır. Tanrı çocuklarının bir araya gelip Mesih İsa ile "ölüm zaferin nerede?" diye haykırabildikleri bir birlikteliktir bu birliktelik. Kelam, bu konuda şöyle demektedir;“Tahttan yükselen gür bir sesin şöyle dediğini işittim: “İşte, Tanrı'nın konutu insanların arasındadır. Tanrı onların arasında yaşayacak. Onlar O'nun halkı olacaklar, Tanrı'nın kendisi de onların arasında bulunacak.”
‭‭Vahiy‬ ‭21:3‬ Böylesi bir bedende yer almak, görüldüğü gibi hem Tanrı'da olmak, hem Tanrı'yla olmak, hem Tanrı'yla dolmaktır.
Ruhla dolu ışıl ışıl bir güne günaydın.
13.07.2021
💐🙌💐

Aziz Markos'un İncil'i, adeta bir gizin açığa çıkarılmasını içermektedir. Aziz Markos İncilinin girişinde,Tanrı Oğlu Mesih İsa'nın İncil'inin gizini

açıkladığını söylemektedir. Bu giz, İsa Mesih'in kimliği, öğretileri içinde saklı olan yürek dönüştüren yetkinliktir. İsa Mesih'in esas kimliği yani beklenilen Mesih olduğu gerçeği önemlidir. Giz bu kimliktedir. Hatta Aziz Markos'unö İncil'inin ilk yarısında, oradaki ifadelere göre kötü ruhlar bile İsa Mesih'in kim olduğunu bilmektedir. Ama İsa Mesih kendi kimliğini insanlara açıklamalarına asla izin vermemektedir. (Mrk.1:34; 3:11-13) Ayrıca aynı İncil'in ancak sekizinci bölümüne gelindiğinde Aziz Petrus ve diğer havarilerin İsa Mesih'in esas kimliği hakkında öğrendiklerini görürüz. Ve İsa Mesih'in yine bu öğrendiklerini yani kendi kimliği hakkında öğrendiklerini kimseye söylememelerini istediğini görürüz.(Mrk.8:27-30) Bütün bunların yanında yine, Aziz Markos'un İncil'inde İsa Mesih,talebelerine "acı çekmesi ve ölmesi gerektiğini" söylemektedir. Fakat havariler bu söylenilenlerden bir şey anlamazlar. Ve sonunda İsa Mesih, gerçektende tutuklanır ve İncil'in anlattığına göre İsa Mesih'in söylediği gibi Acı çeker ve çarmıh üzerinde ölüme gönderilir.(Mrk.14:50-52) Diğer ilginç bir nokta ise, Aziz Markos'un İncil'inde haçlanışa dek, herhangi bir Romalı'nın onu Tanrı Oğlu olarak tanıdığı görülmemektedir.(Mrk.15:39) Burada şu soruyu sormak gerçekten önemlidir; acaba neden İsa Mesih bir süre esas kimliğinin öğrenilmesini istememektedir? Bunun farklı nedenleri arasında, her halde en önemlisi, böyle bir durumu anlayabilecek yeterli bir manevi olgunluğun henüz oluşmamış olmasıdır. Böylesi bir olgunluk olmaksızın, İsa Mesih'i kendi esas kimliğinde tanıyabilmek, hayata edinebilmek aslında hiç kolay değildir. O'nu yanlış anlamak mucize yapan bir sihirbaz, bir guru ya da sadece bir peygamber gibi görebilmek mümkündür. Bu nedenle İsa Mesih bu konuda hassastır. Karşılıksızlık ilkesinde vermenin önemine vurgu yapar durur. O kendisini izleyen her bir kişinin sevgiden kaynaklı acı çekmeyi ve acı çekmedeki sevgiyi anlamalarını arzulamaktadır. Diğer taraftanda, kendisini izlemek isteyenlerin yanlış değerlendirmelerinden, çekinmektedir. İsa Mesih bu nedenle Aziz Petrus'a ve diğer havarilerine "siz ne dersiniz, sizce ben kimim?"-Mrk.8:29 diye sormaktadır. Burada İncil'in gizi; İncil'in mesajlarıdır. Bol yaşam, sevgi dolu bir yaşam,yüreğin dönüşümünü sağlayan, esenlik veren ve tam iç devrime yol açan mesajlar bütünüdür. Kurumsal kilise, kolay kolay bu gizi açamaz. Biri bu gizi, kurumsallık adına bir türlü yakalayamazsa ne olur? İçsel devrim olmaz ve dışsallıkta sürekli bir başarısızlıkla yüzleşir durur. Oysa Tanrı ile yaşamak; Kelam'ı içe giyinip, Ruh'un yönlendirişlerini karşılayabilmekledir. Bütün bu sözlerin ışığında, İncil'in gizemini iç varlığımızda açarak, sonsuz yaşamı ezelden ebede kadar yüreğimizde hissetmeye dostlar.
Esenlik dolu sabahlara...

09.07.2021
🌿💐🌿


Elçilerin işleri, esası itibarı ile "ateş" bilgisini içeren bir bölümdür. Aziz Luka'nın müjdesinde ateş, yani Kutsal Ruh, bütün doluluğu ile İsa Mesih'in üzerindedir. Bize anlatılmaya çalışılan budur. Ve İsa Mesih, bu anlatımların tamamına göre, Tanrı gücünde işler, Tanrı yetkisinde konuşur ve Tanrı sevgisinde sever. İsa Mesih'e ilahi armağan olarak sunulmuş Ruh'un gücüyle, İsa Mesih Galile'den Yeruşalim'e dek, hep Tanrısal adaleti ilan ederek ve uygulayarak yürümüştür. Hastaları hastalıklarından özgür kılmış ve bir çok şeye  köle olmuş kişileri, köleliklerinden ilahi bir yolla kurtarmıştır. Ve herkesi kucaklayan ilahi ve manevi bir zenginlik armağanı iksiri  ile bütün fakirleri kucaklamış, yüreklerini fethetmiş ve onları hiç birbirlerinden atırt etmeksizin kucaklamıştır. Elçilerin İşleri bölümünü de kaleme alan Aziz Luka'dır. Aziz Luka'nın hem kendi müjdesine, hem de yazdığı elçilerin işleri bölümüne göre;  yaşamları Tanrı sevgisi ile sarılmış olan her bir Mesih talebesi, yukarıda bahsettiğimiz aynı Ruhla doldurulmuş olanlardır. Ve Elçilerin İşleri bölümünde Aziz Luka, Ruh'un teşviğinde şöyle demektedir; "Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim'de, bütün Yahudiye ve Samiriye'de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız.””Elç.İşl.‬ ‭1:8‬ ‭ Ruhsal gerçeklik şudur; "buzda" olmak ile "ateşte" olmak arasında bir fark vardır. Maalesef bir çok Mesih talebesinin, Hristiyanın bilgisi sadece "buzda" olmaktır. Yani bilgileri, ilk elden olma bilgiler değildir. Kendi yaşayarak denedikleri bilgiler değildir. Bu tarz ilk elden edinilen ve pratik edilen bilgi bilgidir, bir başka tabirle "ateşte" olmaktır. Her ikisine "iman" desek de aslında aradaki fark büyüktür. Bu entellektüel iman ile gerçekten güvenme arasındaki farktır. Transformasyon yani dönüşüm değişim ve Tanrı sevgisi hakkında konuşmak başkadır ve diğer tarafta Tanrı'ya gerçek bir güvenle bol yaşamı edinip bu yaşamı sürdürmek bir başkadır. Yürüyüşümüzle konuşmalarımızın aynı olması, bizim gerçek imanda olduğumuzu gösteren eseslı bir işarettir. Böylesi bir yürüyüşü bize yürüten Kutsal Ruhtur. İsa Mesih öldüğünde havariler ruhla dolu bir yaşama sahip değillerdi. Annesi Meryem ve Mecdenelli dışında İsa'nın cansız bedeni etrafında kimse kalmamıştı. Havariler adeta şaşkın bir biçimde sağa sola dağıldılar. Bir amaçları bile yoktu. Ama sonra dönüşüm ve değişim devreye girdi. Kısa bir süre içinde bu değişimleri,  havarileri oldukça yetkin bir konuma taşıdı. Ve Aziz Luka'nın kaleminde ifade bulduğu şekli ile "ateşte" olanlar "dünyanın altını üstüne getiriyorlardı"-Lk.17:6 Bizler de Ruh'un bu muhteşem ateşini "buza çevirmeye izin vermemeliyiz. Bu dinsel kibirle devreye giren bir soğuma durumudur. Bu durum bir anlamda; "suyu şaraba çevirme değil, şarabı suya çevirme" durumudur. Ruh, hiçbir zaman bir kutuya sıkıştırılmış gibi olmamalıdır. O'nun işleyişi tamamen kendisinde olmalıdır. Bizlerse doğru bir kanal Mesihte ve Ruhta Baba'ya onur getiren olarak.

Yürekten günaydın kardeşlerim.

08.7.2021
🌿💐🌿



Aziz Luka, özellikle Tanrı adaletinden bahsetmektedir. Tanrı adildir. Aziz Luka'nın müjdesi, aslında yine aynı konudan, yani Tanrı egemenliğinden bahsetmektedir. Ama burada Tanrı egemenliği daha çok ilahi adaletle ifade bulmaktadır. Kısacası Aziz Matta'nın "göklerin egemenliği" ifadesinden biraz farklıdır. Vurgu ise Tanrı egemenliğidir. Hatta ilahi adalete işarer bağlamında Aziz Luka özellikle fakirlere değer vermekte ve onların manevi açıdan bakıldığında aslında ayrıcalıklı olduklarından bahsetmektedir. Hatta bundan ötürü Aziz Luka, Tanrı müjdesine "fakirlerin müjdesi" ya da "merhamet müjdesi" demektedir. Ayrıca yine Luka'nın müjdesi,Tanrı egemenliği altında insanlarla doğru ilişkide olan Mesih talebelerinin, gerçek özgürlüğü deneyimlediklerini de vurgulamaktadır. Sade, basit ve sıradan aynı zamanda alçak gönüllü bir yaşam, bu özgürlüğün garantisi olarak bize tarif edilmektedir. Aziz Luka İncil'inde övülen böylesi bir yaşam aslında elden geldiğince; "ne varlığa sevindiğimiz, ne yokluğa yerindiğimiz" bir yaşamdır. Aziz Luka Yeşaya 61'de yazan sözlerinde İsa'ya işaret ettiğini, o cümlelerin İsa hakkında peygamberlik sözleri olarak İsa Mesih'e işaret ettiğini yazmakta ve bu peygamberliği olduğu gibi kendi müjdesinde ilan etmektedir, o sözler şunlardır; “Rab'bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O beni yoksullara Müjde'yi iletmek için meshetti. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, Körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için, Ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak Ve Rab'bin lütuf yılını ilan etmek için Beni gönderdi.”
‭‭Lk.‬ ‭4:18-19.‬ Adalet dediğimizde akla gelen, terazinin dengede durma halidir. Ama herşeyde olduğu gibi, Tanrı'nın adalet algısı da bizim algımızın dışındadır. Biz daha çok yaptıklarımız, kazandıklarımız, değerlerimizle adaleti anlarız. Bizim adalet anlayışımız daha ziyade öç alma üzerinedir. "Biz adalet istiyoruz" dediğimizde aslında aradığımız suçun cezasız kalmaması, öcümüzün alınmasıdır. Oysa Tanrı'da adalet İsa Mesih'e göre; bizim Tanrı'ya tam olarak güvenmemizle bağlantılıdır. Tanrı'nın taşkın sevgisine ne kadar kanal olduğumuzla alakalıdır. Bizim en kötü anlarımızda bile, Tanrı'nın bizi ne kadar sevdiğini algılamamızla ilişkilidir. Tanrı sevgi olduğuna göre; ilahi adalet de Tanrı'nın yeniden yapılandırması gibi bir işlevde anlam bulmaktadır. Kısacası "öç alma" üzerine kurulan bir adalet değilde "yeniden inşa eden", "yeniden yapılandıran" bir adalet Tanrısal adalettir. Tanrısal adalettir çünkü; bu ilahi, karşılıksız sevgiden kaynaklanmakta olan bir ilahi işlevdir. Tanrı'nın adalet anlatışı bizim adalet algımızla çoğu zaman uyuşmayabilir. Kuzu ile kurtun bir arada olması, aslında zenginle fakirin bir arada olabilmesidir. Bu durum bir anlamda ilahi adaletin etkin işleyişidir. Ve bu ancak İsa Mesih'in yüreklerde açılan kelamının insanda "kelam" olması ile mümkündür. Bütün böylesi içsel devrimler ilahi adaletin işlemesinde, dolayısı ile göklerin egemenliğinin içte açılması ile mümkündür.
Gününüz aydın olsun kardeşlerim.

070.07.2021
🙌🌿💐🌿

Matta'nın mesajı büyüktür. "Göklerin egemenliği elinizdedir" demektedir Matta. Bu egemenlik bizimledir. İncil yazarlarının yazdıklarına İncil, yani Müjde denmesinin sebebi, gerçekte İsa'nın, insanların yaşamlarını dönüştüren değiştiren bir müjde olması, müjde sahibi olmasıdır. O'nun müjdesi karşılıksız sevgidir. Her birimizin gerçekten sevildiği haberini bize bildirilmesi İsa Mesih'in müjdesinin özüdür. "Biliyor musunuz? Seviliyorsunuz, Tanrı sizi olduğunuz gibi seviyor ve sizi maddeden manaya dönüştürüp değiştirmek istiyor". Aslında yüceler Yücesi bizi, esas yaratılış gayemiz olan suretine bizi dönüştürüp değiştirmek istiyor. Bütün bu muhteşem öğretilere ve kurtuluş müjdesine rağmen, ne yazık ki, tarih içinde insanın kendi egosundan kaynaklı alma arzusu, bu müjdenin üstüne hep kara bulutlar getirmiştir. Ve bazı dönemlerde oluşturulan bazı kurumsal hristiyanlık anlayışı yüzünden, savaşlarla, ırkçılıkla, zulümle, sömürü ile Mesih'in Müjdesi kötü haber gibi algılanmak durumunda kalmıştır. Ama bu, İsa Mesih'te bize sunulan iyi haberi, kurtuluş müjdesini, bu ilahi planı,hiç bir zaman tam olarak örtememiş, karartamamıştır. Bu nedenle Matta bize, "göklerin egemenliğini" anlatmaya çalışmaktadır. Çünkü bize sunulan bu muhteşem egemenlik harika bir müjdedir. Matta 4:7'de "tövbe edin, göklerin egemenliği yakındır" demektedir. Bu Tanrı'nın şimdi burada, bu anda bizimle olduğu anlamındadır. O'na güven, bize özgürlük veren ana kaynaktır. İlahi O'lanın bize kendisini alçaltmasıdır. Egemenliğin bizde olması da, bizim kendimizi alçaltabilmemizdir ve bölelikle bizim önce kendimizle, sonra da herkesle barış ve esenlik içinde olmamız demektir. Mesih İsa'nın buradaki "tövbe edin" sözcüğü esasında "metanoia" sözcüğü ile karşılanmaktadır. Metanoia kelimesi ise "düşüncenin ötesine geçme" anlamındadır. Burada tam güvenle ileriye devamdır. Takılıp kalmak, geçmişi güne taşıyıp durmak değildir. An içinde yarını, güçlü temellerinde yeniden inşa etmektir.

Gününüz her gün biraz daha aydınlık olsun kardeşlerim

06.07.2021

💐🙌💐

Kutsal yazılar, doğrudan insan yaşamlarına hitap eden öğretişleri içermektedir. Bu nedenle insana söyleyecek çok önemli mesajları vardır. Ve bu mesajlar,Yaratılılış bölümünden Vahiy bölümüne kadar, hemen hemen aynı ifadeleri içeren mesajlardır. Bu mesajlar genel olarak, şu şekildedir; "seviliyorsunuz", "siz önemlisiniz", "özgürsünüz", "yoldasınız", "bir yöne doğru gidiyorsunuz", "yaşamınızın bir anlamı var". Ve bütün bunlarla birlikte yaratılış bölümünde, sonsuzu şimdide görebilme gerçeği vurgulanıp durmaktadır. Ayrıca yazılarda İsrail'in bir kişi olarak değerlendirilmesi de yine bize, ayna misali kendimizi İsrail'de ve onun yaşadıklarında görmek önemlidir. Kısacası Tanrı insanın önünü bir çok ruhsal yaşam deneyimi koymuştur. Ve bizi güçlemdirmek istemektedir. "Sizin gücünüz benim" demektedir. Ama biz insanlar bir türlü bunu göremeyiz ve bir de hiç güvenemeyiz.Bu nedenle bizler, bize egemen olmaya kalkan, egemen olan daha alt güçler önünde eğilir dururuz. Eyüp örneğine baktığımızda yaşamda anlamsızlığı deneyimlediğini görürüz. Ama daha sonra, Tanrı ile deneyiminde gerçeğe dokunur. Tanrı'nın seçimleri aslında herkesin Tanrıya seçilmesi için herkesin hayrınadır. Ama bu gerçekten Tanrı'nın seçimi ise! Tanrı'nın gücünü gönenmeli ve sevildiğimizin farkındalığında her sabah Rabbin iyiliklerini aramalıyız.

Esenlikle nice sabahlara!

05.0.7.2021

🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿

Bütün yürekleri, bütün arzuları bilen ve kendisinden hiçbir şey gizlenmeyen her şeye gücü yeten Yüce Tanrımız Kutsal Ruh'unun esiniyle bütün yürek düşüncelerimizi temizle!
Temizle ki, seni gerçekten mükemmel bir biçimde sevebilelim ve kutsal İsmine yakışır bir biçimde seni yüceltebilelim. Amin!
🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿

KUTLU PAZARLAR -Bugün yeniden açılacak olan Kilise kapıları Rabbin izni ile bir daha kapanmasın ve herkese bereket, esenlik, huzur, sevgi ve sevinç getirsin..


04.07.2021
🍃💐🍃

Kutsal Yazıların bir çok yeri bize, karakter gelişmesi ve değişiminden bahsedip durmaktadır. Her şey "seçilmişlik" olgusunu yaşamakla, deneyimlemekle başlamaktadır. Birinin kendisinin özel olduğunu bilmesi ve özel olarak güçlendirildiğini düşünmesi, karakter gelişimine ve değişimine başlaması için oldukça önemlidir. Zira böyle bir arka plan olmaksızın kişinin, böylesi radikal bir değişim yoluna çıkması pek de mümkün değildir. Dostluk ve arkadaşlıkta hatta evlilikte olduğu gibi, seçilmiş olma farkındalığı önemlidir. Musa, Miriam, İbrahim ve Sarah, Deborah, Davut, Yeremya ve Ester hep böyle özel olarak seçilip çağrılmış kişiler olarak bize sunulmaktadır. İsrail de halk olarak öyledir; Petrus, Pavlus ve özellikle Meryem de öyledir. İyice dikkat edilirse, Tanrı onların hiç birini özel bir görev için seçip çağırmamıştır. Seçip çağırma nedeni, Tanrı sureti olarak Tanrı'yı hakkını vererek yansıtmalarıdır. Tanrı'ya kanal olarak çağrılı her bir inanan, asla yalnız da değildir. En azından yalnız olmama bilincinde olmalıdır. Çünkü onların çağrılıp seçilmesi, Tanrı'yla bir olabilmeleri ve bunu iyi bir biçimde yansıtabilmeleri içindir.
Tanrı birini seçtiğinde, kutsal yazılardaki standart hitap "korkma" şeklindedir.(Yar.15:1) ve bitiş cümlesi de hep "Seninle olacağım"-Çık.3:12 şeklindedir. Tanrı'nın seçmesi demek, birini bir diğerine üstün kılmak demek değildir. Genelde bu seçim sıradan insanlar arasındandır. Böylelikle onlarda olan dönüşüm ve değişimin, onlardan kaynaklanmadığı daha net görülür. Bu bağlamda Aziz Pavlus "övünen Rab ile övünsün"(1.Kor.1:31) demektedir. Seçim, iletişim içindir, kısacası bu herkesin hayrınadır. Yunus öyküsünde gördüğümüz gibi, biz ne kadar dönüşür değişirsek, başkalarının da dönüşüm değişim seviyesi o kadar olacaktır. Biz yürüdükçe, devam ettikçe, başkaları da bizimle yürüyebilecek ve devam edebileceklerdir Sadece değerli olduklarının farkında olanlar, sadece sevildiklerinin farkında olanlar, başkalarınında değerini bilecek ve başkalarını da gerçekten seve bileceklerdir.
Nice aydınlık sabahlara.

03 Temmuz 2021 

🍃💐🍃

 

Eyüp kitabı adeta büyük bir sahne gibidir. Aslında insanın ruhsal derinliklerinde beliren sorular orada dile gelir. Ve bir anlamda ölümsüzlüğe özlemden bahsedilip durulmaktadır. Bu bahsin içinde diğer taraftanda sorgulanıp duran her türlü acılarımızdır. Acılarla yüzleşilip durulmaktadır. Hele hele acıları çekerken dindar bir takım söylemlerin, aslında çoğunlukla kişileri tatmin etmediği üzerinde vurgu da yapılmaktadır. Bölümdeki yazılar şöyle devam eder; "Bir ağaç için umut vardır, Kesilse, yeniden sürgün verir, Eksilmez filizleri. Kökü yerde kocasa, Kütüğü toprakta ölse bile, Su kokusu alır almaz filizlenir, Bir fidan gibi dal budak salar. İnsan ise ölüp yok olur, Son soluğunu verir ve her şey biter. Suyu akıp giden göl Ya da kuruyan ırmak nasıl çöle dönerse, İnsan da öyle, yatar, bir daha kalkmaz, Gökler yok oluncaya dek uyanmaz, Uyandırılmaz.”Eyüp‬ ‭14:7-12‬ Eyüp umuda karşı umut, ona öğretilmişin kaşısında iman aramaktadır. Ve yazara göre; bu dünyada görünenden daha ötesi olmalıdır. Hatta elimizdeki diri, yaşamsal anlatımlara göre aslında vardırda. Buna İsrail halkının deneyimleri ile de tanık olmak mümkündür. Sürgün döneminde adeta ölmüş durumdaki halk, bakiyesi diyebileceğimiz az bir grup kişinin kararlılığı ve azmi işe yeniden girilebilmiştir. Kendi içselliğimizde de bu olabilir. Azim ve kararlılık eaastır. Ve en önemlisi umuda karşı umut edinerek. Acaba Tanrı'nın sevgi ve anlayışının tam olarak idrak edilebildiği ölüm sonrası bir yaşam mümkün müdür?“Oysa ben kurtarıcımın yaşadığını, Sonunda yeryüzüne geleceğini biliyorum. Derim yok olduktan sonra, Yeni bedenimle Tanrı'yı göreceğim. O'nu kendim göreceğim, Kendi gözlerimle, başkası değil. Yüreğim bayılıyor bağrımda!”
‭‭Eyüp‬ ‭19:25-27‬ Buradaki anlatıma bakarsak gerçekten Eyüp, bütün bu sözleri ile imanında büyük bir sıçrama yapmaktadır. Yaşamında hala acı çekerken, yaşamın anlamsızlığını dile getirirken hala Tanrı ile böylesi uzaklara yürüyebilmektedir. Tanrıyı yaşamında böylesi içtenlikle deneyimleyebilen bir kişi için ilahi umut tekrar ve tekrar dile gelmeye devam edecektir. Dolayısı ile o kişi dar kapıdan geçip geniş alanda "bol yaşamı" kucaklayacaktır. Ve bu durum Tanrı sevgisi ve sonsuz yaşamın aynı şey olmaya başlaması demektir. Dolayısı ile de umudun karşısıa dikilecek gerçek umut özellikle Sevgi ve sonsuzluk bilincinde kişiyi olunması gereken olgunluğa taşıyacaktır.

Esenlikle kalın.

02.07.2021

🍃💐🍃

Samuel kitabına geldiğimizde, kişisel inanç ile kurumsallığın çatışmaya başladığını görürüz. Bu bir anlamda, ruhun özgürlüğü ile, toplumun hareketsizliği arasında bir çekişmedir. Tanrı'nın yönlendirişi ile İsrail harekete geçti. Özellikle bu hareketliliğin kriz dönemlerinde hikmetli hakimlerce çok iyi yönetildiğini görüyoruz. Ve İsrailin bu iyi ve Tanrısal armağanlara sahip liderleri de izlediğini görüyoruz. İsa'dan önce 10.yy da İsrail çoğaldı ve daha çok kurumsal yönetime

İhtiyaç duymaya başladı. Oysa ilk yüzyılda büyük bir samimiyetle bir araya gelen bir oda dolusu imanlı kişiler hiç bir bürokrasiye ihtiyaç duymaksızın ibadetlerini yerine getiriyor, iman hayatlarını doğal yaşamları olarak bir arada yaşıyorlardı. Bu bir arada yaşayışta Tanrı'ya güven eşsizdi. Fakat ne zaman ki, bu küçük imanlı gurupları büyüdü ve kurumsallık devreye girdi, çoğu zaman o noktada bu insanlar, Tanrı'ya olan güvenlerini yitirmeye başladılar. Bu konu 1.Samuel'de şu sözlerle ifade bulmaktadır; "RAB, Samuel'e şu karşılığı verdi: “Halkın sana bütün söylediklerini dinle. Çünkü reddettikleri sen değilsin; kralları olarak beni reddettiler. Onları Mısır'dan çıkardığım günden bu yana bütün yaptıklarının aynısını sana da yapıyorlar. Beni bırakıp başka ilahlara kulluk ettiler.”1.Samuel‬ ‭8:7-8‬ ‭ Yüceler Yücesi gibi muhteşem bir Yaratıcının yönetimini reddedip madde dünyasına göre İsrail'in kral araması oldukça sağlıksız bir durumdu doğrusu. Kısacası çevredeki diğer krallıklar gibi İsrail de görünür, insan insan bir yönetici arıyordu. Bu aşırı istem doğrultusunda, Taneı YHWH Saul'u İsrail'e kral olması için yönlendirdi. Samuel, "tamam istediğinize kavuştunuz ama kralı çok fazla ciddiye almayın"diyordu. En üstte herşeyin sahibi varken çoğu zaman bizler belki de sadece somut olduğu için gördüğümüz sınırlılığı yüceltiriz.

Sınırlı olanı sınırsız önünde ciddiye alırız.Ve tamamen yanlış yaparız . Biz de kendimizi bazen çok ciddiye alırız. Ve yine yanlış yaparız. Kendimize Tanrı'dan daha fazla güveniriz. Çoğu zaman istemlerimizin kaynağı ilahi değildir, dualarımızdan kaynaklanmaz. Tam tersine kendi egoistik istemlerimiz devreye girer ve herşey egomuzdan kaynaklanır. Esas gücün kaynağı Yüce Tanrı olduğu halde, bizler sınırlı insanlar önünde eğiliriz. Kısaca söylemek gerekirse herkesin yaptığını yaparsak esas olmamız gereken mana youndan ayrılır ve kendimizde kayboluruz. Esas olması gerekeni dünyaya rağmen yaparsak o zaman kendimizi kendimizde buluruz.

İçte Işığın keşfine günaydın dostlar.

01.07.2021

💐🍃💐

Kutsal Yazıların Çıkış bölümünde aslında bize gerçek bir "iman yolculuğunun" nasıl olacağından bahsetmektedir.

İsrail'in çölde yaptığı yolculuk, aslında bizim ilahi O'lanı bulmak için yaptığımız yolculuğun anlatımıdır. Aslında doğru ya da yanlış, dünyada her bir fert için böyle bir içsel yolculuk gerçeği vardır. Çıkış bölümünde anlatıldığı şekli ile Mısır kölelik diyarı, vaat edilen topraklar ise özgürlük diyarıdır. Kızıl denizin aşılarak, çöl üzerinden vaat edilen topraklara kadar yapılan bu yolculuk, bir anlamda hepimizin zorlu içsel yolculuğunun anlatımıdır. İsrail'in öyküsü sembolik olarak her birimizin Tanrıyla özgürleşmesi öyküsüdür. Afrikadan Amerikaya köle olarak götürülmüş bir çok Afrikalı için Çıkış öyküsü, zorlu yaşam yürüyüşlerine dayanabilmelerine yegane kaynak öykü olmuştur. Eğer Ruhla yaşıyor ve yürüyorsak bu öykü, bizim Rab'le yürüyüşümüz için bir deneyim rehberi olacaktır. Bu anlatıma göre Musa, gerçekten Tanrı vaadi doğrultusunda büyük bir iman riskini göze almıştı. Aynı bu anlatımda olduğu gibi, İnanç sahibi kişiler ilahi vaat ve bu vaatlerin arasında yaşarlar. Ve bu kişiler inanç riskini, bu anlatımların derinliklerindeki ilahi teşvikten alır ve bol yaşamı deneyimleyerek, bu zorlu yolculuğu alınlarının teriyle göğüslerler. Aslında bu yolculuk, üç adım ileri iki adım geri tarzında bir yolculuktur. Geri adımlar, deneyimin yaşamı olgunlaştırması için, bir anlamda deneyimleri gelecek için iyice edinme adımlarıdır. Her birimiz aynı İsrail gibi, çölün yalnızca çöl olmadığını bu içsel yolculuğumuzda görürüz. Vaat edilen topraklara yol, tam da çölün ortasından geçmektedir. Eğer yaşam amacımız, vaat edilen topraklara, o özgürlüğe varmaksa, içsel yolculukta çölden geçmekten başka yol yoktur. Bu yolculukta ne zaman beklentiyi azaltırsak, o zaman çölde bir vahanın belirdiğini görürüz. Aynı kelamın bahsettiği ve orada söz verildiği gibi; “Çöl ve kurak toprak sevinecek, Bozkır coşup çiğdem gibi çiçeklenecek.”

‭‭Yeş.‬ ‭35:1‬ ‭Dostlar ruhsal yolculuğumuzda bozkırlarımız coşsun ve çiğdem gibi çiçeklensin.

Gününüz aydın olsun

30 .06 .2021

.🙌💐

Kutsal Kitabın yaratılışı anlatan bölümü, yani Yaratılış bölümünün ilk sayfaları aslında geçmiş zamandan bahsetmemektedir. Buradaki anlatılanlar bize şimdiki zamandan bahsetmektedir. Ayrıca orada anlatılanlar tarihle ilgili de değildir, orada yazanların ve anlatılanların bilimle de ilgisi yoktur. Bu bölümde dünyanın yaradılışına tanık olup ta tanıklık edenler ve onların tanıklıkları yoktur. O sayfalarda, Yaratan ve yaratılan arasındaki ilişkinin öyküsel anlatımı vardır. Bu Ayrıca bu başlangıç bölümünde anlatılan iki ayrı yaradılış öyküsü vardır.

Bu yaratılış öyküleri birbirlerinden de farklılık göstermektedir. Ama bu anlatımı bize aktaranlar için iki öykü arasında farkların olup olmaması hiç de önemli değildir. Onlar için her iki anlatımda ruhsallığın kaynağından çıkmaktadır. Her ikiside aynı kaynaktan esindir. Burada esas verilmek istenen "yaratanın yalnız Tanrı olduğu ve her şeyi yarattığıdır". Ve ayrıca burada verilmek istenilene göre,Tanrı'nın yarattığı herşey iyidir. İlk yaratılış öyküsünde, Tanrı her yeni şeyler yarattığı gün sonunda herşeyin "iyi" olduğunu söylemektedir. Altıncı günün sonunda ise Tanrı geçmiş günlere bakar ve "evet, her şey gerçekten iyi oldu" der. Ve yedinci gün iyi olarak yaptıklarından el çeker, Şabat yapar, durur, dinlenir. Aslında bu anlatım şunu söylemektedir; her şey lütuftur, her şey armağandır, her şey Tanrı'dandır. Hiçten yaratılan her şey aslında şu an, anda bize verilir. Burada ve şimdi verilir. Tanrı bizi şimdi olduğumuz halimizle yaratmıştır.

Ve bizi bize olduğumuz halimizle armağan olarak vermiştir. İlahi "iyiyi" her şeyde görebilmeye günaydın.

29.06.2021


🙌💐

Yeni yaşam fikri her zaman insanı heyecanlandırır. Aslında her gün yenidir. Her an yenidir. Ama biz hep doruk noktaları yeni başlangıçlar olarak alırız. Oysa yeni başlangıçlar her andır. Mesih İsa'yı yüreğimize alıp yola çıktığımızda, geçmiş artık geride kalmıştır. Sayfamız boş ve beyazdır. Ama hemen geçmişe bağlarız kendimizi. Bir müddet sonra heyecanımız yerini karamsarlığa bırakır ve biz sanki hep aynıyızdır. Oysa yeni yaşam, Mesih İsa'da bize bol yaşamla gelir. Böylesi bir yaşama girmek ve bu yaşamı deneyimlemek büyük bir serüvendir. Her şey yenidir. Yenilenmiştir. Tanrı'nın vaatleri üzerimizdedir. Manevi olarak yeni İsrail olarak hepimiz acıkmışızdır. Sahip olduğumuz maneviyatın ötesini arzular dururuz. Ve aslında neyi arzuluyorsak Rabbin istemi doğrultusunda gün be gün onu alırız, ediniriz. Duymak için adeta yeni kulaklarımız, görmek için adeta yeni gözlerimiz vardır. Ne zaman ki, buna rağmen ne zaman ki geçmişle bağ kurarız, sanki her şey yeniden eskisi gibi gelmeye başlar bize, yine teşviksiz kalırız. Karamsarlığa düşeriz. Her şey aynı, değişen bir şey yok deriz. Oysa Yol'a çıkarken her şey yepyeni yeni olmuştur. Anı değerlendirip yarını inşa etmek yerine Mısır'ı özlemek niye? Çöl tecrübesi bu olsa gerek deriz. Biraz kelamla kendimizi toplamaya başlarız. Ve sonra yine hatırlarız İsa'nın içimizde olduğunu, bize kurtuluşu sunduğunu ve dolayısı ile yepyeni beyaz bir sayfa ile yeniden başladığımızı ve yeni yaşamda olduğumuzu. Evet, bu gidişler gelişler yenide sevinç ve sonra karamsarlık ve sonra yeniden sevinç, evet, kesinlikle İsrail'in çölde yaşadıklarıdır. Ruhta bizlerin de tatması gereken çöl tecrübesidir. Yeni İsrail'in de vaat edilen yeni Yeruşalim'e doğru kuşkusuz, korkusuz ve belki de ruhsal anlamda uykusuz yürümesi gereklidir. Kurtuluşun esası bu yürüyüşle açığa çıkmaktadır. Yürüyüş adeta hedefi vuramamanın sonuçlarını bizden söküp alacaktır. Tevrat'ın ilk sayfasından Vahiy bölümünün son sayfasına kadar, bu yazılarla bağ kuran her Ruh'la dolu kişiye seslenen o tek mesaja kulak vererek yürümelidir. Evet, bu yürüyüşte tek teşvikimiz Müjdedir. Bizi ileri iten "iyi haberdir". İyi haberse şudur; Hepimiz sevildik. Hepimiz kendimize hasız. Hepimiz Yol'dayız. Hepimiz aslında durmuyor gidiyoruz. Hepimizin yaşamı aslında anlam dolu. Tanrı'nın karşılıksız sevgisi bize bunu haykırıp durmaktadır. Bu kurtuluş Müjdesinin ışıklarıdır. Kurtulmuş olmak, bu müjdeyi gerçekten içimizde duyabilmek ve yaşamımıza edinebilmektir.

Harika bir haftaya

Yol dostları, kardeşlerim.

28.06.2021

🍃💐🍃

Dinleyebilmek, sabırla dinleyebilmek o kadar zordur ki, bu eylemi hakkıyla yapabilen bir inanlı gerçekten iyi bir ruhsal teşvikçi olabilir dostlar. Oysa bizler çoğumuz hakkını vererek dinlemeyiz. Dinleriz ama, hazır cevaplık için, anında sorunu çözmek için, bir şüpheyi ortadan kaldırmak için, fikrimizi ortaya koymak için dinleriz. Bizler için, ne, nasıl, ne zaman, kim, kimler gibi kendimize veri toplamak için sorular önemlidir. Bilmek isteriz, hem de hemen şimdi. Dinleriz ama dinlemek için değil, cevap vermek için. Bu bizim egomuz için önemlidir. Oysa samimi bir inanlı için egosunu tatmin değil, ruhunu beslemesi önemli olmalıdır. Esas etkin dinleme de, anlatılana gerçekten ilgi gösterme ile bir cevap bulma çabası arasında oldukça büyük fark vardır. Tabi böylesi bir farkı da görebilmek ve bu konuda da kendimizi yetiştirmek içselliğimize daha doğrusu ruhsallığımıza bağlıdır. Ayrıca bu bağlamda sabrımızın da ne kadar olgunlaşmış olduğu ile orantılıdır. Bir samimi inanlı olarak, gerçek hikmetimizin ortaya çıkması ve gerçekten iyi bir dinleyici olarak teşvik edebilmemiz cevap verme için dinlemek yerine, gerçekten karşımızdaki kişi ile empati kurabilmemize bağlıdır. Her şeye bir cevabımızın olması bizim gerçekten hikmetli olduğumuzu göstermez. Hatta çoğu zaman tam tersidir de. Gerçek dinlemede sakinliğimiz beklemede kalabilmemiz ve kendi egomuza sabredebilmemiz gerçekten önemlidir. Aslında samimi dinlemede esas belirmesi gerekli olan cevaplar değil, ruhsallığımızdan kaynaklanan sorularımız olmalıdır. Bu sorular, dinleyeni anlatana teşvik olmaya taşıyabileceği gibi, anlatanın kendi hayatına ilişkin bazı ipuçlarını da bulabilmesine yol açacaktır. Bu tarz bir iman pratiği inanana çok şey katacağı gibi, içselliği ve kendisini de ifade edebilmesine yol açacaktır. Kelam da bu nedenle en önemli öğretilerden biri "dinle" öğretisidir.

Dinle İsrai! kutlu pazarlar

28. Haziran 2021

.🍃💐🍃

Mana derinliğinde sorumluluk sahibi inanan, herşeyden önce insan olmanın soylu bir gerçeklik olduğu bilincinde olandır ve üstüne üstlük yaşam deneyiminin ne denli karmaşık bir deneyim olduğunun da farkındadır. Bütün bunlar bir yana, aslında insan yaşamı, insanların kendi gerçeklerinde gerçek bir yaşam yaşamalarıdır. Yani yaşam bir ilizyon değildir. Bütün bunları bilmek,mana derinliğinde inancı samimi olarak yaşayan kişiyi, insan soyluluğuna ve insan olma deneyimi armağanına, gerçekten saygı duymayı da beraberinde getirir. Elbette sorumluk sahibi inanan için böyledir. Ayrıca mana derinliğinde sorumluluk sahibi inanan, insan olma deneyiminin, kutsal yazılara, peygamberlere ve İsa Mesih'te bizlere ulaşan kurtuluş müjdesine ve bütün bunlarla Tanrı ile olan ilişkisinde net olarak açığa çıktığını ve bütün insanlığın hayrına ışıdığını çok iyi bilir. Çünkü mana derinliğinde sorumluluk sahibi inanan kendini kurtarıcısı Rab'bi İsa Mesih gibi başkalarına, insanlığa adamıştır. Bu o kişinin ödevidir. Herhangi bir karşılık beklentisi yoktur. Bütün bu tür yaşamda ve aslında bütün yaşamlarda var olan "Tanrı'nın insanla bir olması" vardır. Ve bu "bir olma", aslında insanın yaşam deneyimi gerçeğidir. Dostlar, Tanrı ile yürümek aslında mana derinliğinde sorumluluk sahibi her insan için, yaşam deneyimi armağanının farkındalığıdır. Hiç bir insan bütün bu düşüncelerin ışığında bakacak olursak, yaşamda yalnız yürümemektedir. Sadece bunun böyle olduğunu bilenler ve bilmeyenler vardır. İmanla yaşamak, bu deneyimin farkındalığında yaşamaktır. Bu nedenle kelam "Quaerite primum regnum Dei" yani "Siz önce göklerin egemenliği ardınca gidin" demektedir. Geri kalan yaşam deneyimi armağını içinde her şey zamanı geldiğinde insana sağlanacaktır. Yeter ki, insan soylu yaratılmışlığı içinde yerinin farkındalığında Tanrı ile "bir" olsun. Mesih'te ve Ruh'ta...
Yepyeni bir aydınlığa, yepyeni bir güne günaydın kardeşlerim.

26.06.2021

💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿

Mana derinliğinde sorumluluk sahibi inanan, herşeyden önce insan olmanın soylu bir gerçeklik olduğu bilincinde olandır ve üstüne üstlük yaşam deneyiminin ne denli karmaşık bir deneyim olduğunun da farkındadır. Bütün bunlar bir yana, aslında insan yaşamı, insanların kendi gerçeklerinde gerçek bir yaşam yaşamalarıdır. Yani yaşam bir ilizyon değildir. Bütün bunları bilmek,mana derinliğinde inancı samimi olarak yaşayan kişiyi, insan soyluluğuna ve insan olma deneyimi armağanına, gerçekten saygı duymayı da beraberinde getirir. Elbette sorumluk sahibi inanan için böyledir. Ayrıca mana derinliğinde sorumluluk sahibi inanan, insan olma deneyiminin, kutsal yazılara, peygamberlere ve İsa Mesih'te bizlere ulaşan kurtuluş müjdesine ve bütün bunlarla Tanrı ile olan ilişkisinde net olarak açığa çıktığını ve bütün insanlığın hayrına ışıdığını çok iyi bilir. Çünkü mana derinliğinde sorumluluk sahibi inanan kendini kurtarıcısı Rab'bi İsa Mesih gibi başkalarına, insanlığa adamıştır. Bu o kişinin ödevidir. Herhangi bir karşılık beklentisi yoktur. Bütün bu tür yaşamda ve aslında bütün yaşamlarda var olan "Tanrı'nın insanla bir olması" vardır. Ve bu "bir olma", aslında insanın yaşam deneyimi gerçeğidir. Dostlar, Tanrı ile yürümek aslında mana derinliğinde sorumluluk sahibi her insan için, yaşam deneyimi armağanının farkındalığıdır. Hiç bir insan bütün bu düşüncelerin ışığında bakacak olursak, yaşamda yalnız yürümemektedir. Sadece bunun böyle olduğunu bilenler ve bilmeyenler vardır. İmanla yaşamak, bu deneyimin farkındalığında yaşamaktır. Bu nedenle kelam "Quaerite primum regnum Dei" yani "Siz önce göklerin egemenliği ardınca gidin" demektedir. Geri kalan yaşam deneyimi armağını içinde her şey zamanı geldiğinde insana sağlanacaktır. Yeter ki, insan soylu yaratılmışlığı içinde yerinin farkındalığında Tanrı ile "bir" olsun. Mesih'te ve Ruh'ta...Yepyeni bir aydınlığa, yepyeni bir güne günaydın kardeşlerim.
25.060.2021
💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐

İsa da onlara, “Siz ne dersiniz, sizce ben kimim?” diye sordu. Petrus, “Sen Mesih'sin” yanıtını verdi.”

‭‭Mrk.8:29‬ Bu sözlerde gördüğümüz gibi; "Size göre ben kimim?" sorusu Markos'a göre İncil'in temel sorusudur. Aynı soru Matta'ya göre İncil'de de geçer; “İsa onlara, “Siz ne dersiniz” dedi, “Sizce ben kimim?” Simun Petrus, “Sen, yaşayan Tanrı'nın Oğlu Mesih'sin” yanıtını verdi.”
‭‭Mt.16:15-16‬. İsa Mesih böyle bir soruyu talebeleri ile kendisi arasındaki ilişkiyi netleştirmek için sormaktadır. Kendi kimliğinin talebeleri için netleşmesi aynı zamanda İsa'nın kendisi içinde önemlidir. Yeryüzündeki yerinin sürekli farkında lığında olmak önemlidir. Bu soru biraz daha farklı şekillerde de sorulabilir; "insanlar benim için ne diyorlar?" ya da "Tanrı Oğlunun kim olduğunu söylüyorlar?" şeklinde. Bu soruların her biri, samimi inananların yüreklerine dokunacak şekilde sorulardır. Çünkü doğalında her bir insan ilahi O'lanla, o en içteki esas kendisi ile ve yaşadığı dünya ile ilişki kurmak istemektedir. Ayrıca kendisinin yeryüzündeki yerinde bilmek istemektedir. Ayrıca bizler için İsa Mesih'in kim olduğunu bilmemiz kadar, ilahi O'lanla ilişkimizinde ne düzeyde olduğunu bilmemiz önemlidir. Bu farkındalık hali ruhsallığımızın gelişmesi, inşası için oldukça önemlidir. Aynı zamanda Tanrı'nın bizim için kim olduğu üzerine soru sorabilmemiz, Ruh'un işleyişi önünde ve rehberliğinde kendi yerimizi ve kendimizce önemimizi belirlememiz de önemlidir. İsa Mesih'i izleyen samimi talebeler olarak O'nun yaptığı gibi, bizim de şu soruyu sorabilmemiz gerçekten önemlidir; "size göre ben kimim?" Biz, "imago Dei" yani Tanrı suretiyiz. Öyle yaratıldık. Bunun farkında olmak İmanımızı, ilahiyat algımızı ve kimliğimizi yerli yerinde bilmemiz açısından gerçekten önemlidir. Aslında bazen her birimiz bir aynaya bakıp İsa Mesih'in sorduğu gibi görüntümüze bakarak "Sana göre ben kimim?" diye sormamız gerekir. Çünkü bu sorunun cevabı Tanrı'daki yerimizin farkında olup olmadığımızı bize göstermiş olacak ve yeni yaşamdaki kimliğimizi de ortaya koymuş olacaktır.
Işıkla kalın yol dostları.
Gününüz aydın olsun.
24 06.2021
💐🍃💐

Her kültür ve inancın ruhsallık geleneği oldukça farklıdır. Ve kişisel düzeyde ruhsal gelişme içinde olmak isteyenlere de bütün bu kültür ve inançlar, kendi ruhsallık geleneği ve yöntemi ile yardımcı olmaya çalışırlar. Hristiyan ruhsallığının temelinde de İsa'nın kendisi ve O'nun talebeleri ile olan ilişkileri vardır. Ve İsa'nın bu ilişkilerindeki bütün yetkinliği, Tanrı ile iç içe birlikteliğinden kaynaklanmaktadır. Bu tarz yakınlıktaki birliktelik örneği, O'nu izleyenler için de oldukça önemli bir yetkinlik kaynağıdır. İsa için Tanrı, Abba'dır (Babacığım). Elbette Mesih İsa Yahudi antlaşma toplumu içinde, kutsal yazılar ve yasa bilgisiyle halkla sürekli iletişim içindedir. Ama O'nun bütün etki ve yetkinliği, Baba ile olan iç içe geçmiş ilişkisindeki sevgiden ve Kutsal Ruh'un üzerindeki meshinden gelmektedir. İsa Mesih bu ilahi ilişkisini, bütün bağ kurduğu kişilerin ruhsal gelişimleri için onları harekete geçirmek ve teşvik edebilmek için kullanmaktadır. Ve aynı zamanda bize de böyle yapabilmemizin yolunu, yöntemini göstermektedir. Mesih İsa, çarmıh öncesi ve sonrası herkese, hepimize içsel kurtuluşun ve mananın rehberi olmuştur. Her durumda talebelerine ve zor durumlarından çıkış arayan kişilere, Tanrı varlığı ve sevgisi çerçevesinde ve Ruh'la yol göstermeye çalışmıştır. Yakub'un kuyusu başında konuştuğu Samiriyeli kadını, hem Tanrı ile ilişkisi hem de insanlarla olan ilişkisi konusunda dinlemiş ve sonunda o kişiye Tanrı'yı işaret etmiştir;"Ama içtenlikle tapınanların Baba'ya ruhta ve gerçekte tapınacakları saat geliyor. İşte, o saat şimdidir. Baba da kendisine böyle tapınanları arıyor. Tanrı ruhtur, O'na tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar.””
‭‭Yuh.‬ ‭4:23-24‬
Konuştuğu zamanlarda ise İsa genellikle benzetmelerle konuşmuştur. İyi Samiriyeli (Lk. 10:25-37), Vergi toplayıcısı (Lk.18:9-14) ve Kaybolan Oğul (Lk.15:20) gibi benzetmelerde hep, kişilerin ruhsal gelişmelerine yardımcı olabilecek, öğreti ve teşviklerle doludur. Ve hepsinde Mesih İsa'da Ruh'un yönlendirişinde Baba ile iç içe olabilmenin, sevgisinde yaşayabilmenin esasları vardır. Yazılarda gördüğümüz gibi İsa,her zaman Abba (Babacığım) dediği Öz'ün seslenişini dinlemektedir ve bu dinleyişi ile beraber İsa, talebeleri ve halkla ilişkisini de kesintisiz sürdürmektedir. Ruhsal gelişmede ilerleyenler de, ruhsal gelişme yolunda olan ve bunu arzulayanları, Mesih'te Baba'yla sımsıkı bağ içinde ve Ruh'un yönlendirişinde öncelikle kendilerinin ruhsal gelişimlerini gözetmek kaydı ile sürekli ve yılmadan teşvik etmelidirler.

 

Esenlik dolu bir güne günaydın.
23 Haziran 2021

 

💐💐💐💐💐💐💐💐💐💐💐💐💐

Sadece içindeki doğuşa bak. Orada iyi olan her şeyi, hazzı ve gerçeği bulacaksın. Onu reddedersen, hem iyiliği hem de bereketi reddetmiş olursun. İçindeki doğuşla sana gelen iyilik ve berekettir. Bu doğuşla size gelen saflık ve berekettir. Bu doğuşun dışında neyi arar ve neyi severseniz bir hiçtir. Bu arayışı nerede yaptığınız ve neyi aradığınız önemli değildir.-Meister Echart- (Matta 2:2 üzerine vaazlarından) Echart'ın görüşüne göre Mesih İsa'da yeni doğuşu almış kişiler adeta doğurmuş kişiler gibidirler. Bizler kendimize bir anlamda yeniden doğmuşuzdur. İçimize Tanrı'nın doğuşu bizim gerçek doğuşumuzdur. Bu doğuş esnasında ve sonrasında deneyimlerimiz oldukça zorlu olabilir. Burada ruhsal ebelikte çok önemlidir. Bu elbette bir benzetmedir. Ruhsal yönlendiriş, kutsal Ruh bu doğuşun ebesidir. Yeniden doğuş ve sonrası ruhsal gelişim aynı bir bebeğin anne karnındaki oluşumu, sabırla bekleyiş ve doğum sancıları ve sonra dünyaya belki bir hekimin ya da ebenin yardımı ile gelmesi ve binbir zorluklarla büyümesine benzemektedir. Bu Tanrısal süreçtir, sabırla yoğrulmuştur. Ama çoğu zaman bu sabır bizde maalesef yoktur. Oysa ilahi derinlikte yol almak, Mesih seviyesine büyümek gerçek doğum misali bir sabrı, süreci gerektirmektedir. Bize düşen yukarıda verilen benzetmeden teşvik alarak bu sürece ayak uydurmak, sabırla ilerlemektir. Sonuç muhakkak ilahi hazla kucakladığımız bol yaşam olacaktır.

Esenlikle kalın dostlar.

22.06.2021

🏵️🍁🏵️🍁🏵️🍁🏵️

Ruhsal yaşamın, günlük yaşamda tecrübe edilmesi oldukça önemlidir. Tanrı kendi içsel tecrübelerimize de güvenebilmemizi ister. Elbette bu tecrübeler, kutsal yazılar ve inancın ortak geleneklerince de değerlendirilebilen tecrübeler olmalıdır. Kutsal Yazılar, kadim inancın ortak gelenekleri ve tecrübelerimiz ruhsal gelişmemizin üçlü çarklarıdır. Bunlar bir arada kullanılmalıdır. Kelam ve evrensel Mesih bedeninde uygulamalar ve bizim bu ikiliyi biz olarak kendi yaşamlarımızda açabilmemiz. İşte orada artık Tanrıda bizim içselliğimizin tecrübesi başlamaktadır. Bu üçlüğü birbirinden ayırıp birbirinden ayrı kullanmak takılıp kalmak demektir. Çünkü kutsal yazılar ve inancın ortak geleneği olmaksızın kişinin ruhsallığı kendi içselliğinde açması çoğu zaman disiplinsiz bir içselliği ve ilahi derinlikten uzak benliğin hakim olduğu bir içsel tecrübeyi edinmek demektir. Bu kişinin kendi dar alanına sıkışması ve ruhsal gerileme demektir. Mesih İsa yazıları işaret etmiş ve bununla birlikte bizimle Tanrıda edindiği kendi içsel tecrübesini paylaşmıştır. Burada salt kendi içsel tecrübelerimize güvenmek kendi kendimizi kandırmak olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü benliğin tecrübe ettikleri de, yine benliğin yansımasından başka bir şey değildir.Yazılar ve inancın ortak geleneği ile terbiye edilmiş içsellik tecrübeleri, ruhsal gelişmemiz için her zaman temel oluşturacaktır. Mesela bazı ruhta gelişmiş oldukları tartışılmaz olan kişilerin yaşam tecrübelerini öğrenmek, mana yolunda devamlılıklarındaki kelam ışıklarını görmek ve bunları kendi tecrübelerimizi daha da zenginleştirmek için kullanmak ve kendi içselliğimizle yorumlayabilmek gerçekten bize bereket olacaktır. Hem İsa, hem de Pavlus Tevrat ve peygamberlikleri kendi Tanrı ile olan tecrübeleri ışığında Ruh'ta yeniden yorumlamış ve yaşamlara kurtuluş olmuşlardır. Biz gözümüz önündeki bu önemli örnekten çok şey öğrenebilir ve tecrübe edebiliriz. Kısacası kelam ışıklarında ve inancın ortak geleneğinde ruhsal yolculuğu her gün kendi yaşamımızda tecrübe etmek ruhal gelişmemiz için bir olmazsa olmazdır.

Apaydın bir haftaya esenlikle..

21.06.2021

🌿🙌🌿

İKİ KARDEŞİN HİKÂYESİ

İki erkek kardeşin hikâyesi, birlikte çalıştıkları babalarından kalma çiftlikte geçiyordu. Kardeşlerden biri evliydi ve beş çocuğu vardı. Diğer kardeş ise bekârdı. Her günün sonunda iki kardeş ürünlerini ve kârlarını eşit olarak bölüşürlerdi. Günün birinde bekâr kardeş şöyle düşündü;

Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de adaletli değil. Ben bekârım ve pek fazla ihtiyacım yok. Kardeşimin geniş bir ailesi var. Onun daha fazla ihtiyacı olur. O günden sonra bekâr olan kardeş her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin evindeki tahıl deposuna götürmeye itti. Bu arada evli olan kardeş de kendi kendine;

Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de doğru değil. Ben evliyim, eşim ve çocuklarım var ve yaşlandığım zaman onlar bana bakabilirler. Fakat kardeşim yaşlandığı zaman ona bakacak hiç kimsesi yok. İlerde onun daha fazla ihtiyacı olacak.

Böylece evli olan kardeş de her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin tahıl deposuna götürmeye başladı. İki kardeş de yıllarca ne olup bittiğini bir türlü anlayamadılar. Çünkü her ikisinin de deposundaki tahılın miktarı değişmiyordu. Sonra, bir gece iki kardeş gizlice birbirlerinin deposuna tahıl taşırken karşılaştılar. O anda olan biteni anladılar. Çuvallarını yere bırakıp birbirlerini kucakladılar.

Kardeşlik bencilce sadece kendini düşünmek değil başkalarını da düşünmek ve kardeşçe paylaşmaktır.

Alıntıdır

19 Haziran 2021

🏵️🍁🏵️🍁🏵️🍁🏵️

Doğru ruhsallık her zaman pozitif bir bakış açısına sahip olmak değildir. Negatifi inkar etmekle negatif bizden uzaklaşmaz. Negatif var olduğu sürece bir yolla kendini açığa çıkaracaktır. Bastırılmaya çalışılmış negatif zamanla kendini iç sıkıntısı ya da depresyon olarak gösterecektir. Ya da içte mevcut vahşilik, acımasızlık dışa vuracaktır. Dünyada bir çok cinayetler, katliamlar yapan Hitler gibi tipler bu tarz içsel sorunların arka planında kişinin kendi içselliğindeki negatifi doğru bir biçimde karşılayamaması vardır. Çoğu insan iyi yetiştirildiği gibi bir yanılgıda kendi içsel sırt çantasında itilmişliğini, kakılmışlığını, inkarları, unuttuğunu sandığı bir çok yaralarını taşır.

Zaman zaman bunları unutur, hatta zorla kendine unutturmaya çalışır. Ama onlar kara kutudur. Siyah sırt çantasıdır. Ordadır. Bütün kendini ifadesinin arka planıdır. Gölgeleridir. Hele biz ruhsallığı yaşama yoluna girersek,  bu gölgeler biz daha da bir fazla rahatsız etmeye başlarlar. Kısacası bu gerçeklik herkesde ve herkesledir ve birden kalkmazlar. Hikmet, cesaret ve sakin bir biçimde gölgelerimizle yüzleşmeyi öğrenmemiz gerekmektedir. Sabırla ve ciddiyetle üstesinden gelmek gerekir. Luka 21:19 "dayanmakla canlarınızı kazanacaksınız" sözünün ışığında, pozitif ve negatifleri ile yaşama sırrını hazza çevirmek aslınde her yaşayan canın elindedir. Tutku ve acısı, ölebilme ve yeni yaşama dirilme ise bütün bu Yol'da yolculuğun tarifidir.

Gününüz aydın olsun Yol dostları.

18.06.2021

🙌💐🙌

Aziz Fransuva; "iyi olmadığımızı, yaptıklarımız ve ürettiklerimizin aslında iyi olmadığını sabırla kabul etmeliyiz" diyor.
Aziz Teresa da "eğer kendinizi hoşnut etmemek istiyorsanız o zaman sessizce çile hayatını, İsa için olan o hoş sığınağı seçmelisiniz"demektedir. Aslında her iki mistik hristiyanında demek istediği mükemmellik takıntısından kaçmanın ne denli önemli olduğudur. Teoloji sadece karanlığı yargılamaz, mükemmeliyetçilik saplantısı ile insan yüreğine uzak bir

 

Tanrı algısından da bizi uzaklaştırmaya çalışır aslında. Tanrı kuralları dediğimiz bazı şeyler ardına koşarız ve mükemmelliyetçilik ararız ama esas önemlisi içimizdeki karanlığı halledemeyiz çoğu zaman. Tanrı bizim bizim kendi gölgelerimizi içermeyen bir netliktir. Mesih İsa'nın temel mesajına bakarsak bu gölgeli bakış açısından aydınlığa doğru hareket ederiz. "Babanız yetkin olduğu gibi sizde yetkin olun"-Mt.5:48

 

Bu içimizdeki karanlığı hasır altı edip mükemmellik takıntısında devam etmek değildir. Yetkin bir biçimde gölgelerimi tesbit etmek ve hepsini yaşam sırrında belki acı çekerek aydınlığa getirmek, ölmek ve yepyeni bir yaşama dirilmektir. Matta 5:45'de

 

İsa, Tanrı'nın güneşini, yağmurunu iyi ve kötü her kişi için sağladığını bize anlatır. Mükemmellik ödüllendirilir diye bir öğreti yoktur aksine yaşamı iyi ve kötü gerçeğinde Tanrı aydınlığında algılayan için bütünün işleyişi vardır. Ve sığınağımız bu bütün olmalıdır. Aziz Pavlus'un Efesliler 2:8'de dediği "lütufla kurtulmuşluk" aslında bütün bu söylediklermizde anlatılan hali ile kurtuluştur.

 

İnancımızın temel öğretisinde Tanrı bizi yaptıklarımıza göre sevmez, bizi olduğumuz gibi kabul ederek seven bir Tanrımız vardır. Sevgi, esas olması gereken şekli ile Mesih İsa'da açığa çıktığı için Yol birçok yolcuklardan özünde çok farklıdır. Karanlık ve aydınlığımızla kendi gölgelerimizden kurtuluşa dostlar.
Günaydın..

 

17.06.2021
🌿💐🌿💐🌿

Tanrı'nın bizden istemi doğruluk ve alçak gönüllülük. Kaybolan Oğul-Lk.15:11-32 ve Vergi Görevlisi-Lk.18:9-14 deki anlatımlarda bunu görüyoruz. Yanlış yapan eninde sonunda doğruya geliyor bu anlatımlarda. Ama önce kendisine doğru oluyor ve kendisini alçaltıyor. Birisi eğer daha da kötü bir duruma gidiyorsa bilin ki, kendisini doğru değerlendiremiyor ve gururuna yenik düşüyor.

Kişi bu noktaya nasıl geliyor? Geliyor çünkü kendi gölgelerini, kabuklarını, başkalarını hoşnut etme ya da çıkarı uğruna bile bile yanlışı seçerek böyle bir noktaya geliyor dostlar. Paskalya sırrını bugün modern insana öğretmek mümkün mü? Acıyı, ölmeyi ve dirilmeyi nasıl tarif edebilirsiniz? Mesih İsa'nın ölüm ve dirilişinde gölge ve aydınlık bir arada. Bunu fark edebilmek bir samimi İsa izleyeni için biraz için mümkün. Biz yaşam sırrını inkarı tercih ediyoruz? Onu sabırla taşımayı öğrenmeyi reddedip gölgeyi yani inkarı seçiyoruz. Oysa luka 19:21 ne güzel diyor; "dayanmakla canlarınızı kazanacaksınız".

Bakın yaşamda mükemmel kişi, mükemmel bir şey yok. Aslında hep bir yere varma çabası var. Mesih İsa'nın gerçeğe varma tutkusu, acısı ve bizim bu acıya dahil olmamız aslında dünyayı kurtaracak. Kurtaran acı çekiş. Bu ancak eğersiz, amasız bir birliktelikle ve her tür karmaşıklık içinde gerçekleşecek bir gayrettir. Çünkü neye yapışırsak onun gölgesi bize gölge olacaktır. Bu nedenle yaşam sırrı kaoslarımız, kafa karışıklarımız, ilişki bozukluklarımız, önyargılarımızla gayretle devamın içindedir. Eğersiz, amasız herşeye rağmen, tutkumuzda acıyı hissetmek, bütün bunlara ölmek ve yeniden dirilerek gerçeğe yürümek. Bu lafta değil özde samimi Mesih hayatıdır.

Esenlikle aydınlığ kardeşlerim.

16.06.2021

💐🍃💐🍃💐🍃💐🍃💐🍃💐🍃💐🍃💐🍃💐🍃💐🍃💐🍃💐🍃💐🍃💐🍃

Kişi gençken daha fazla maskeler arkasına gizlenir dostlar. Aslında bu maskelerimiz kötü değildir. Ama egomuzla alma arzumuzu gizler ve bir çok hatalar yapıp sonra onları hata gibi görmememizi sağlar. Kısacası bir takım rollere gireriz. Sorun, bunu bir çok kişi fark eder de bir biz fark edemeyiz çoğu zaman. O "aziz" dediğimiz birçokları işte bu kendilerini savunma mekanizmalarını bırakmış olanlardır. Orada "ben" düşmüş ve "Ben BEN olanım" devreye girmiştir. Onlar kendilerini şekilden şekile sokmayanlardır. Sadece insan kardeşleri ile dosdoğru bir ilişkiyi hedeflerler. Düşmanla karşılaşsalar bile esas düşmanın kendi "benlikleri" olduğunun bilincindedirler. Bir başka sorunsa, ki bu iyidir; ışığa yaklaştıkça gölgelerimizin fazlalaşmasıdır. Bazen günahlarımızla baş etmede daha atak davranırız ama gölgelerimizi hiç dikkate almayız.

Oysa 2.Kor.11:14'de "kötünün kendisini ışık meleği" olarak göstermesi gibi oldukça zorlu bir duruma işaret vardır. Çoğu zaman içselliğimiz, bencilliğimiz bunu görmemize manidir. Sokrat'ın belki de "kendini bil" şeklindeki öğretisi bu nedenle önemlidir.. Avialalı Teresa "kendini bilme" noktasını esas ruhsal yolculuğun başlama noktası olarak görür. Gölgelerin gücünden öğle güneşinin netliğine dostlar.

Esen kalın.

15.06.2021

🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐

Doğan her bir bebek bir müddet kendisini annesi ile bir zannetmektedir. Ama sonra bu birliktelik kopar ve bu kez ayrı olma farkındalığında yönlendiriş altında olma başlar. Kişiyi aile yönlendirir, arkadaşlar yönlendirir, toplum yönlendirir. Bu yönlendirmelerde bazen kabul edişler, bazen de reddedişler devreye girer. Ama hep bizden beklentiler vardır. Bu beklentiler zamanla bizde yani kişiliğimizde gölge bir kişilik ortaya çıkarır. Bu bizim gerçek kimliğimiz değildir. Esas olmamızı istediğimiz kişilik değildir. O gölgeler ile olmamız istenilen ve bizim zorla olmamız gerektiğine inandırıldığımız kişiliktir. Ömrümüzün ilk perdesi aklımız başımıza gelene dek gölgeler altında geçer. Ve her ne zaman farkındalık devreye girerse bir anlamda ikinci perde başlamıştır. Kelam şöyle demektedir; "Çünkü siz öldünüz, yaşamınız Mesih'le birlikte Tanrı'da saklıdır.”

‭‭KOLOSELİLER‬ ‭3:3‬ Tanrı'da saklı olan yaşamımız biz doğmadan önce bize sunulmuş esas kişiliğimizdir. İşte Mesih aynasında gölgelerden kurtulmak bizi sonsuza kadar biz kılan esas kişiliğimizi bulmamız demektir.

Ve orada bize ulaşmış olmak, aynı zamanda bizi Tanrı'ya da ulaştırmış olmaktır. Ve esas benlikte, giydirilmiş benlikten soyunmuş insan, İlahi çıplaklıkta, suretinde yaratıldığı Suretsizliğe dönüşmeye başlar. Bu manaya yolculuğun temel hareketliliğidir.

Böylesi bir hareketlilikte huzur dolu, esenlik dolu bir haftaya yol dostlarım.

14.06.2021

🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿

Hikmet, analizden ziyade sentezdir. Yürüyüşten ziyade bir danstır. Hikmette büyümek için, bilmekten ziyade ötesine geçmeye ihtiyaç vardır. Aslında hikmet daha fazla bilmek değil, kişinin daha fazla kendisini bilmesi, daha derinden bilmesi demektir. Bu bilmenin de belli başlı yolları vardır. Ve bu yollardan bazıları şunlardır;

1.Bunlardan bir tanesi İdrak kabiliyeti ile bilmedir. Bu tür bilme okul eğitimi gibi bildiğimiz eğitimle edinilen bilmedir. Belli sınırları bardır.Daha ötesi yoktur.

2. Bir diğeri ise irade yolu ile bilmedir. Burada eçimler, kararlar ve adanmışlıklar etkindir. Bu bilme sevgiye daha yakın bir bilmedir.

3.Hislerle bilme de önemli bir bilme yoludur. Hisler büyük öğretmendir. Sevme, kıskanma, nefret, hırs bize çok şeyleri bilebilmemiz için yoldur. Bu yolla derin benliğimizi bilmeye başlarız.

4.Duyularımızla bilmede bizi hikmete taşıyan önemli bir yoldur. Burada bütün duyu organlarımızla hareket ederiz. Farkındalığımız artar. Dinlemeyi öğrenir bağ kurar be hikmete doğru yürürüz.

5. Hayal etmek de bize büyük hikmet yoludur. Sembollerin anlamlarında ve hayallerimizle de ilerleriz. Bu bilinçsiz olduğumuz alanlara bilinç katar. Tam bir dönüşüm için bu önemlidir.

6.Estetikle bilme ise, bir anlamda Tanrı'ya yönelecek yürek için bir hazırlanma sürecini sağlar. Estetik olan bir çok şey hisleri, algıları, farkındalıkları, bir çok içselliği harekete geçirir.

7.Belirme ile bilme ise anlamın yaşam değiştiren görünümüdür. Bir anlamda kendini ve başkalarını tam olarak fark etme, kendini bulma durumudur. Bunu kişi kendi yapamaz. Bu ilahi lütuftur. İsa Mesih'in "gözleri olan görsün, kulakları olan işitsin" sözleri ile kast ettiği bütün bu bilme yollarının fark edilmesidir. Çünkü hikmet bütün bu bilme yollarında "Logos'u" yani "Kelam'ı" içe alıp yaşamımıza katmaktır. Bu bilme ötesinde bilmenin hazzına ermektir.

Esenlikle hikmete!

10.06.2021

💐🌿💐🌿💐💐🌿💐🌿💐💐🌿💐🌿💐💐🌿💐🌿💐💐🌿💐🌿💐💐🌿

 

Her bir bakış açısı sadece bir açıdan bakmaktır. Kişisel ve kültürel bakış açımızı tam olarak bilmeden bakış açımızı dengelememiz mümkün değildir. Bu dengemizi sağlayamadığımız takdirde, dünyamıza daha da acı getiren körlük ve ilizyon bizi sarar da sarar. Kendi ön yargılarımız, doğru bildiklerimiz birçok zaman esas önemli olana dikkatimizi vermeye engeldir. Bunu bile fark etmeye başlamak, ilahi hikmet kapılarını aralamaya başlamak demektir. Diğer taraftanda bunları fark edene kadar göremediklerimizi görebilmemiz asla mümkün değildir. Bu nedenle,hem Sokrates hem de Avialalı Teresa, hikmetin başlangıç noktasının kişinin kendisini bilmesi olduğunu söylemişlerdir. Bir çok hikmet sahibi kişilerde buna benzer sözleri tekrarlayıp durmuşlardır. Maalesef bir çok insan, dünyaya sadece kendi dar, tek açılı olan ama bir türlü bunun böyle olduğunu idrak edemedikleri pencerelerinden bakarlar. Hem de kendi içselliklerini görmeksizin, çoğu zaman kendilerinin farkında bile olmaksızın bakar dururlar. Çoğumuz bu yanlış merkezden uzaklaşmadığımız sürece kendi yaşam deneyimlerimizi de bir türlü doğru yorumlayamayız. Yanlışlarımızı daha da yanlışlarla pekiştirip dururuz. Tomas Aquinas bir çoklarının kendileri için iyi olduğunu düşündükleri şeyleri seçtiklerini söylemektedir. Burada dikkatimizi toplamamız gereken nokta bu kişilerin "kendileri için iyi olduğunu düşündükleri" sözleridir. Sorun burdadır. Aslında hiç kimse kendi düşüncesinde iyi olduğunu düşünmeksizin kötülük yapmaz. Kendi için iyi olduğunu düşünerek kötüyü yaşamına çeker. Hatta küçük ego, çoğu zaman, çoğu şeyleri kendisini korumak uğruna yapmaktadır. Bütün bunlar kendi sahte benliğimiz, sahte düşüncelerimizdir. Bitip tükenmek bilmeyen yanılgılarımızdır. Oysa sabırla ve bol yaşamı deneyimleyerek bu döngülerin dışında yer alan o ilahi esenliği, özgürlüğü edinmek mümkündür. Bunun için önemli olan Mesihle bize sunulan "bol yaşamı" içe yaşam olarak edinmektir.

Gününüz esenlikle dolu olsun. Işıkla kalın dostlar

09/06/2021

🍃💐🍃💐🍃💐🍃🍃💐🍃💐🍃💐🍃🍃💐🍃💐🍃💐🍃🍃💐🍃💐🍃

Geleceğe doğru ilerlemek hiç kuşkusuz daha fazla hikmetin edinilmesini de beraberinde getirecektir. Kelam, dünyanın hikmet anlayışına göre, Tanrısal işleyişin ve Tanrısal hikmetin aptallık olarak algılandığını söylemektedir. O zaman Kelamın da ifade ettiği gibi,Tanrısal hikmetle geleceğe doğru hareket edenler, bir anlamda "kutsal aptallardır".

 Bu insanlar, zorluklarla dolu dünya içinde mutludurlar, bu safça, bilgiden ve hikmetten uzak bir mutluluk değildir. Bu kişiler, dünyasal bilgeliği ve ilahi hikmeti edindikleri halde, hiçbir zaman bunu kendilerine bir yeterlilik saymamışlar ve Tanrısal işleyişin sürekli olarak ortaya koyduğu ve koyacağı yenilikleri gözleyip dururlar. Ve bu kişiler aynı zamanda geçmişin koruyuculuğuna soyunmadıkları gibi, geçmişte yaşadıklarına öfkeli bir biçimde geçmişi tamir etmeye de kalkmazlar. Kutsal aptallar olarak isimlendirilen samimi Mesih talebeleri, yaşam akışı içinde herşeyi kendilerince akışa bırakmayı bilenlerdir.

 Elbetteki böyle yapmakla yeryüzünde yeni birşeylere adım attıkları gibi yenilenerek yeni şeyler yapmaya başlarlar. Dolayısı ile çevrelerindekilerden farklı olmaya da başladıkları için çoğu zaman zirvelerde yalnız gezerler. Hikmete yolculukları iki halde gerçekleşir; gerçekten samimi bir içe yolculuk ve gerçekten samimi bir dışa yolculuk. Kelam bunun arasında bir yolu, Leodikyalılara tarif ettiği ılık olma hali ile tarif etmektedir.-Vah.3:15-16. Ilık olmak dünyasal hikmeti seçmek ve kişinin kendince akıllı olmasıdır. Oysa kutsal aptallık, manevi manada sıcak olmaktır. Pavlus buna ilişkin şöyle demektedir; “Kimse kendini aldatmasın. Aranızdan biri bu çağın ölçülerine göre kendini bilge sanıyorsa, bilge olmak için “akılsız” olsun! Çünkü bu dünyanın bilgeliği Tanrı'nın gözünde akılsızlıktır. Yazılmış olduğu gibi, “O, bilgeleri kurnazlıklarında yakalar.””

‭‭1.Kor.3:18-19‬ Kutsal aptal ilahi seviyede soyluluğunun farkındadır. Ama bu soyluluğu parlatmaz, öne çıkarmaz, bir anlamda kendi üzerinde tutmaz. Yalnızca Tanrı'nın çocuğu olduğu bilincinde esenlikle kendini yaşamın dingin akışına bırakır.

 Her gününüz aydınlık olsun yol dostları.

 08/06/2021

💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐💐🙌💐💐🙌💐

Beden alma aradaki boşluğu doldurmadırr. Yaratan ve yaratılan arasındaki boşluğu. Bu sayede biz "Tanrı bizimledir" diyebiliyoruz. Daha da ötesi Tanrı içimizdedir. Ve aslında yarattığı herşey içimizdedir. Hepimiz o ilahi DNA'ya sahibiz. 

İnanç ise "Tanrı orada" diyerek Tanrı'yı bizden koparıp bir bölünme ve ikilik yaratır. Bu nedenle yaşadığımız ve gördüğümüz herşeyden adeta böyle bir inançla inandığımız Tanrı ayrıdır. Bu ikiliktir. İsa Mesih gelip, aradaki boşluğu doldurmuş ve bu ikiliği bir yapmıştır. Bu dünya ve varlığımız sığınaktır, Tanrı'nın vahiy alanıdır. İnsan olmak, Tanrı'nın sevdiği bu muhteşem dünyada yaşamak güzeldir. Hristiyanlık denilen Mesih hareketi beden almada vardır. Kelam, kelam olarak kalmamış beden almıştır. O nedenle birlik beden almanın boşluğu doldurduğu ilahi gerçekliktir. Tanrı ile birleşme, Mesih İsa ile birleşme, karı ve kocanın bir beden olması, dünya ile bu ilahi düzeyde birleşme. Kelam bu nedenle şöyle diyor; “Çünkü Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih'te bulunuyor. Siz de her yönetim ve hükümranlığın başı olan Mesih'te doluluğa kavuştunuz.”

‭‭KOLOSELİLER‬ ‭2:9-10‬ 

Esenlik dolu bir haftaya dostlar...

07/06/2021

💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐🙌💐💐🙌💐💐🙌💐💐

Çoğumuz olumsuz olan şeylere takılı kalırız. Oysa şükran dolu bir yaşama sahip olmak bizi çok daha dayanıklı kılar. Böyle bir yaşamı edinmek için gece uyumadan önce gün içinde yaptığımız olumlu davranışları, duyduğumuz güzel sözleri, gördüğümüz olumlu hal ve tavırları düşünmemiz yeterlidir. Bu tarz düşünce zamanla bizi değiştirecektir. Düşüncemizi, yüreğimizi iyiye, güzele doğru yönlendirecektir. Odak noktamız her geçen gün biraz daha olumsuz olandan olumluya dönecektir. Bu dönüşüm yüreğimizi de etkileyecek bir dönüşümdür. 

O zaman şükran dolu bir yaşamı edinmek için her gece uyumadan önce ;

1.Tanrıya, yaşamınızda, başkalarının yaşamlarında, günümüz dünyasında

sunduğu bütün iyilikleri için şükredin.

2.Şükrettiğiniz bütün bu konularda bu konuları lütuf penceresinden

algılayabilmek için ilahi lütfun farkındalığını yürekten isteyin.

3.Gün içinde iyi düşüncelerinizi, sözlerinizi, duyduğunuz güzel sözleri,

gördüğünüz güzel hareketleri, kendi güzel davranışlarınızı gözden geçirebilmek ve bunlar için hamt samimi bir şekilde hamt edin.

4.Dünyanızı ve dünyayı değiştirebilecek fırsatları size verdiği için ve gelecekte

de bu fırsatları daha iyi tanıyabilmenize şimdiden yol açtığı için Yüce O'lan'a yürekten

teşekkür edin.

5.Bütün bu şükranlarınızla birlikte daha da şükür dolu bir yaşam için neler

yapabileceğinizi sorgulayın. Ve sonra yavaş “Göklerdeki Babamız” duasını okuyarak esenlikle uyumaya başlayın. Gecenin karanlığı aydınlığınızın müjdecisi olsun dostlar iyi geceler.

06/06/2021

🏵️🌻🏵️🌻🏵️🌻🏵️🌵🏵️🌻🏵️🌻🏵️🌻🏵️🌻🏵️🌻🏵️🌻🏵️🌻🏵️🌻🏵️

Birlik içinde olmak tek tip üniforma giymek gibi değildir. Gerçek birlik farklılıkların uzlaşmasıdır. İnsan farklı olanı ayırt edebilmelidir. Ve o farklılıklar ancak ruhsallık altında tam anlamı ile bir birlik içinde olabilirler. Yeni bir insan bu ruhsal birliktelik anlayışında ortaya çıkar .(Ef. 2:14-16) Eğer bizler gerçek birliği, uniforma gibi aynı olmaktan ayırabilirsek birçok problemlerin hayatımızdan çıktığını görmemiz mümkün olacaktır. Özellikle kişiler arasında ayrım yapmaktan, önyargılarımızdan kaynaklı problemler hallolacaktır. Böylesi bir birlik bilinci, Pentagos hikmetindendir. Kutsal Ruh'un doluluğu, bir çok farklılıklar ortasında bu ilahi birlikteliği oldukça belirgin kılacaktır. Mektuplarda "Bir çok armağanlar vardır ama ruh birdir" 1.Kor.12:4-6 denilmektedir. Bu güzel çeşitliliği içeren birlikteliği aslında dünyada görürüz. Latince buna "unus+verus" yani "bir şeyin etrafında dönmek" demektedir. Herşey birlik etrafında toplanmıştır adeta. Bu herşey bir demek değildir. Bunun yerine çok daha zor ve derin olanı söylemektir"hepimizin aynı ruhtan içmesi"-1.Kor.12:13

Bu sözlerin ışığında çalışmalı, dua etmeli, beklemeli, uyumlu olmalı ve gerçek birlik için çaba sarfetmeliyiz. Sıkıcı tektip, ruhsuz, mekanik bir yaşam için değil. Norwichli Julian şöyle der; "Tanrının yarattığı sevgi hali gerçek anlamı ile bir kişiyi bir başkasından ayırmaya gücün yetmediği bir birlik halidir. Bu nedenle İsa; "hepsi bir olsun" demektedir.-Yuh.17:20

‭İşte böyle bir birlik bilincinde;‬ ‭“Her vadi yükseltilecek, Her dağ, her tepe alçaltılacak. Böylelikle engebeler düzleştirilecek, Sarp yerler ovaya dönüştürülecek. O zaman RAB'bin yüceliği görünecek, Bütün insanlar hep birlikte onu görecektir." Yeş.40:4-5‬ Esenlikle birlikte büyümeye...

04/06/2021

🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐🌿💐 

Güçlü inanç hele gelişiyorsa, derinleşiyorsa içinde elbette şüpheyi de barındıracaktır.

Bizlere kalıplar halinde öğretilenlerle, yaşadığımız dünya gerçekleri arasında, hep bir çekişme ve hatta çelişme olduğunu görmeye başladığımız gün şüphe kendisini gizlendiği yerden çıkıp gösterecektir. Bu da bir yaşam gerçeğidir. Ama inanç sevgi deneyimi ile sarılmışsa şayet sevgi her durumda en önde duracak ve yerini alacaktır. Gerçek sevgi geri çekilmez dostlar. Doğru inanç-Ortodoksiden doğru yaşama-Ortopeaksiye doğru hareket ettiğimizde şüphenin ortaya çıkmaması düşünülemez. Adeta bir gerekliliktir. Şüphe ortaya çıkmadan öğrendiğimiz doğru inanç olarak bize kabul ettirilen ve kabul ettiğimizdir. Bunu kabul ederiz. Çünkü ne yaşamda dahil olduğumuz toplumun dışında kalmayı, ne de öldükten sonra Tanrıdan uzak kalmayı göze alamayız. İnanç aslında değerlerin ve ruhsallığın çerçevesidir. Oysa doğru yaşam, kişinin kendisini ilahi sevgide ifade edebilmesi yoludur. Bir başka şekilde söylemek gerekirse inandım demek; "yaptıklarımı anlıyorum" demektir. Mesela Yaratılış bölümünde dünyanın altı günde yaratıldığı anlatımı kelam gerçekliğidir. O anlatımın bize vermek istediği şeyler vardır. Güncel gerçeklik dünyanın milyarlarca yıl içinde şekillendiği, bu güne geldiğidir. Anlatılanla verilmek istenilen ilahi bir öykünün insanlığa manada vermek istedikleridir. "Tanrı dünyayı öyle sevdi ki" ifadesinde aslında yedide yani bütünde, tamlıkta bize sunulmuş bir yaşam ortamı anlatılmaya çalışılmaktadır. Öykü de asırların derinliğindendir. Görüldüğü gibi şüphe illa inancı öldürmek için değil belki de yeşertmek içindir. Bir anlamda şüphe yeni bir iman doğurur. İman ötesi inanç aslında kendini sevgide ifade eden, derinleşen, genişleyen inançtır. Böylesi bir inanç kişiyi ve yaşadığı dünyasını kurtaran bir inançtır.

İlerleyen inançla Işığa yol dostları.

03/06/2021 

🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃🌿🍃

Dönüşümün dört şekli Evren Tanrı inancımızı genişletir. İnanç ve ahlak derinleştikçe anlayışımız da dönüşür değişir. Çocukken algıladığımız basit ahlak kuralları büyüdüğümüzde daha da genişlemiş, derinleşmiştir. Yürekten sevdikçe daha farklı davranacağımızda kesindir. (1.Kor.13:11-13). Bugün ne yazık ki, insanlara ahlak diye öğretilmeye çalışılan geçerli kültürün dayatmalarından başka bir şey değildir. Oysa Mesih İsa’nın bahsettiği ahlak çok içsel ve bilinç değişimi ile bağlantılı bir ahlaktır. (Mt.6-7) Kendi kendimize geliştirdiğimiz mükemmel ahlak algısı bütün dikkatimizi kendimiz üzerinde toplamaya nedendir. Oysa esas olarak dikkatimiz Tanrı ve lütuf üzerinde olmalıdır. Bu tarz bilinç değişimine yol açan inanç ve ahlakın dört şekillendiricisi vardır. Bunlardan ilki temizliktir. Bu anlamda temizlik öncül dürtülerimizi kontrol etmek ve gerekli ego sınırlarını belirlemektir. Bu şekilde gerçekçi ve geniş dünya içinde yer almamız mümkündür. İkincisi ise büyümektir. Büyümek ise kişisel ve kültürel olarak bir kişinin psikolojik ve duygusal olgunluk sürecine girmesi demektir. Bunda çevre etkisi çok büyüktür. Ne kadar büyüyeceğimizi ve gölgemizin ne kadar olacağını aslında çevre belirginleştirmektedir. Üçüncüsü ise uyanmadır. Uyanma ise ruhsal deneyimleri, bizi bütünden ayıran deneyimlerimizin üzerine çıkarmaya başlamaktır. Burada mana çalışmaları önemli bir yer tutar. Dördüncüsü ise dönüşümün üç şeklinin sonucu olan kendini gösterme vardır. Bu da kişinin aklı ve kalbi ile dünyanın gerçeklerine, acıları ve problemlerine eğilebilmesi anlamındadır. Ve bu dört şekillendirme adımı ile aslında kelamdaki “Çünkü biz Tanrının yapıtıyız. Onun önceden hatırladığı iyi işleri yapmak üzere Mesih İsa’da yaratıldık”-Ef.2:10 ifadesi yerini bulur. 

Işıkla dönüşüme…🌱🌿🌱🌿🌱🌿🌱

02/06/2021

🌷🌸🌼🌷🌸🌼🌷🌸🌼🌷🌸🌼🌷🌸🌼🌷🌸🌼🌷🌸🌼🌷🌸🌼🌷🌸🌼🌷🌸🌼🌷🌸🌼🌷🌸🌼🌷🌸

Dönüşümün dört şekli 

Evren Tanrı inancımızı genişletir. İnanç ve ahlak derinleştikçe anlayışımız da dönüşür değişir. Çocukken algıladığımız basit ahlak kuralları büyüdüğümüzde daha da genişlemiş, derinleşmiştir. Yürekten sevdikçe daha farklı davranacağımızda kesindir. (1.Kor.13:11-13). Bugün ne yazık ki, insanlara ahlak diye öğretilmeye çalışılan geçerli kültürün dayatmalarından başka bir şey değildir. Oysa Mesih İsa’nın bahsettiği ahlak çok içsel ve bilinç değişimi ile bağlantılı bir ahlaktır. (Mt.6-7) Kendi kendimize geliştirdiğimiz mükemmel ahlak algısı bütün dikkatimizi kendimiz üzerinde toplamaya nedendir. Oysa esas olarak dikkatimiz Tanrı ve lütuf üzerinde olmalıdır. Bu tarz bilinç değişimine yol açan inanç ve ahlakın dört şekillendiricisi vardır. Bunlardan ilki temizliktir. Bu anlamda temizlik öncül dürtülerimizi kontrol etmek ve gerekli ego sınırlarını belirlemektir. Bu şekilde gerçekçi ve geniş dünya içinde yer almamız mümkündür. İkincisi ise büyümektir. Büyümek ise kişisel ve kültürel olarak bir kişinin psikolojik ve duygusal olgunluk sürecine girmesi demektir. Bunda çevre etkisi çok büyüktür. Ne kadar büyüyeceğimizi ve gölgemizin ne kadar olacağını aslında çevre belirginleştirmektedir. Üçüncüsü ise uyanmadır. Uyanma ise ruhsal deneyimleri, bizi bütünden ayıran deneyimlerimizin üzerine çıkarmaya başlamaktır. Burada mana çalışmaları önemli bir yer tutar. Dördüncüsü ise dönüşümün üç şeklinin sonucu olan kendini gösterme vardır. Bu da kişinin aklı ve kalbi ile dünyanın gerçeklerine, acıları ve problemlerine eğilebilmesi anlamındadır. Ve bu dört şekillendirme adımı ile aslında kelamdaki “Çünkü biz Tanrının yapıtıyız. Onun önceden hatırladığı iyi işleri yapmak üzere Mesih İsa’da yaratıldık”-Ef.2:10 ifadesi yerini bulur. 

Işıkla dönüşüme…🌱🌿🌱🌿🌱🌿🌱

01/06/2021

💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐

  Mabet, kutsal yazıların temelindedir. Bir bina değildir işaret edilen aslında. Mabet, kendi dar alanından çıkabilen insan için adeta Yüceler Yücesine somutta açılmış alandır. Önce Musa'da çadırla simgeleşmiş ve Yol'a çıkmışların hep arasında onların hareketleri halinde onlarla hareket eden olmuştur. Ve sonra hedefe ulaşıldıktan sonra Süleyman Mabedi ile somutta en doruk noktaya ulaşmıştır. VE Mesih İsa ise Mabet'in esas gönüller olduğunu ve bunun için kapıların açılması ve gönüllerin Mesih İsa ile buluşması gerektiğini duyurmuştur. Ve artık gönül ilk mabet olan Aden bahçesi yolculuğunda buluşma çadırı ile çöl yolculuğuna devam etmiş ve bu yolculuğu tamamlamış olma bilincinde ve somutta da tek ve esaslı bir mabedi inşa etme algısında bir anlamda olgunlaşmıştır. Olgunlaşmıştır çünkü Mesih Müjdesinde artık mabet tam olarak insandır. Mesih gönlü ile Yüce O'lan insanda mekan kurmuş ve Ruh'un rehberliği ile Yol gönül mabedinden geçer olmuştur. Ta ki, yeni bir yer ve yeni bir gök, yani yepyeni Aden'e varılana dek te bu yol böyle devam edecektir. Nefsi inkar edip, çarmıhı yüklenip, Mesih'i izlemeye.

Esenlikle kalın, Işıkla kalın 

💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐🌺💐

31/05/2021

Mabet, kutsal yazıların temelindedir. Bir bina değildir işaret edilen aslında. Mabet, kendi dar alanından çıkabilen insan için adeta Yüceler Yücesine somutta açılmış alandır. Önce Musa'da çadırla simgeleşmiş ve Yol'a çıkmışların hep arasında onların hareketleri halinde onlarla hareket eden olmuştur. Ve sonra hedefe ulaşıldıktan sonra Süleyman Mabedi ile somutta en doruk noktaya ulaşmıştır. VE Mesih İsa ise Mabet'in esas gönüller olduğunu ve bunun için kapıların açılması ve gönüllerin Mesih İsa ile buluşması gerektiğini duyurmuştur. Ve artık gönül ilk mabet olan Aden bahçesi yolculuğunda buluşma çadırı ile çöl yolculuğuna devam etmiş ve bu yolculuğu tamamlamış olma bilincinde ve somutta da tek ve esaslı bir mabedi inşa etme algısında bir anlamda olgunlaşmıştır. Olgunlaşmıştır çünkü Mesih Müjdesinde artık mabet tam olarak insandır. Mesih gönlü ile Yüce O'lan insanda mekan kurmuş ve Ruh'un rehberliği ile Yol gönül mabedinden geçer olmuştur. Ta ki, yeni bir yer ve yeni bir gök, yani yepyeni Aden'e varılana dek te bu yol böyle devam edecektir. Nefsi inkar edip, çarmıhı yüklenip, Mesih'i izlemeye..

Esenlikle kalın, Işıkla kalın