• Anasayfa
  • Favorilere Ekle




SOHBET-37-Hakkını Al Git

Hakkını al, git!

Hakkını al, git! Sana verdiğimi sonuncuya da vermek istiyorum…sonuncular birinci birinciler de sonuncu olacak- Matta 20:14 ve 16

Her ne kadar kolay görünürse görünsün, alçak gönüllü olmak aslında büyük bir dönüşüm ve değişim işaretidir. Hele bir çocuk yüreği gibi bir yüreğe sahip olma, haksızlığı, hakareti, aldatılmayı, anlaşılmamayı çabuk unutabilme ve yeniden ve hep yeniden hiç bir şey olmamış gibi başlama, yine de ilişkiyi sürdürebilme hiç de kolay değildir. Mesih İsa; “kim bu çocuk gibi alçakgönüllü olursa, göklerin egemenliğinde büyük olur” -Mt.8:4 demektedir. Dikkat edilirse efendimizin öğretilerinde “kim sabaha kadar dua ederse”, “kim şu şekilde ibadet ederse” şeklinde başlayan cümleler bulmak zordur. Oysa “kim bu çocuk gibi olursa”, “kim gömleğini de verirse” gibi başlayan pratiği yönelik cümleleri oldukça çoktur. Ve “kendini yükselten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir”-Lk.14:11 gibi cümleleri hep yeni yaşamı aktive edecek niteliktedir. 

Kendini alçaltma ile kast edilen hiç bir zaman kendini soyutlama, değersiz görme değildir. Bu nefsin kendini öne çıkarmasından geri durma ama insanlık için kişinin kendini ortaya koyabilmesi anlamındadır. İsa, “çarmıh üzerindeki ölüme bile boyun eğip kendini alçaltmıştır”-Fil.2:8-9. Talebelerinden de talep ettiği böylesi bir kendini alçaltmadır. 

Elbette mana yolunda da yürüyen Mesih talebesi için de yükselmek ve birinci olmak önemlidir. Çünkü geliştiğini, ilerlediğini görmeyen hiç kimse elindeki değerin farkına varamayacaktır. Değer farkındalığı için elbette yükselme ve birinci olma Yol talebeleri içinde önemlidir. Ama burada nefsin isteminin tersine, bütün insanlığın hayrına bir “yükselme” ve “birinci” olma bilinci vardır. Bu ilahi manada bir lütuf, bir sağlayıştır. 

Bağcı meseli buna güzel bir örnektir. Maddi dünyanın alışık olmadığı bir yükselme ve birinci olma burada anlatılmaya çalışılmaktadır. Sabahtan işe başlayan ile ücret üzerinde anlaşılmıştır. Fakat bağcı, daha sonra girenlere de aynı ücreti verme kararlılığındadır. Kısacası sabah işe başlayanın kaybı yoktur ama “kaybolan oğul” benzetmesinde olduğu gibi “evdeki oğul” nasıl “mirası boş yere harcadı” diye şikayetçi olmuşsa burada da olan aynı şeydir; “Onlar niye aynı ücreti alıyorlar?’ Bu meselde üç öğreti vardır; 

1.Tanrı hiç kimseye borçlu değildir. Güneşi, yağmuru herkese sunmaktadır. Herşey aslında “karşılıksızlık ilkesinde” işlemektedir. Saç tellerinin bile sayılı olduğu bir sistem söz konusudur. Yaratan’dan bir şey almak için bir şeyler verme mecburiyetimiz olmadığı gibi, O’nun da bize mutlaka bir şeyler verme mecburiyeti yoktur. Bu nedenle İsa “Size verilen buyrukların hepsini yerine getirdikten sonra ‘biz değersiz kullarız; sadece yapmamız gerekeni yaptık’ deyin”-Lk.17:10 demektedir. Yol’u en iyi biçimde katetmemiz için bize belki bir takım teşvikler, uygulamalar önerilmiş olabilir ama günün sonunda her şey lütfa bağlanmıştır. 

2.Tanrı, insanı düşünendir. Bağcı meseli oldukça açıktır. Aslında herkese eşit bir lütuf sunulmuştur. 

3.Tanrı, sisteminde denklem farklıdır. Birinciler sonuncu olabilir ya da tam tersi. Sabah işe başlayan aslında istediğini alan kişi belki gevşeyecektir. Sonradan gelense ücretinin bütün günü kapsayan bir ücret olmasında belki de çok daha fazla ve düzen içinde çalışacaktır.

Kısacası esas olan Yüce O’lanı bize göre değerlendirip durmak yerine lütfun farkındalığında gayretle  Yol’a talebe olabilmektir. Ve burada bize göre yükselmek ve birinci olmak yerine yine “Yol’a talebe” olabilmekle, Yol’un bize değer katmasına izin vermemiz esas bizden beklenilendir. Bu Suretsiz olana suret olmanın da esaslarındandır.