• Anasayfa
  • Favorilere Ekle





https://www.manayolu.com
Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak!

SOHBET-40-İki Farklı Yürek

İki farklı yürek-Lk.18:9-14

                Kişinin kendine kilitlenmesi bir anlamda başkalarını küçümseme ile pekişir. Burada iki farklı yürek etkindir. Kendine kilitlenip başkalarının üstüne yükselen ve bütünü fark edip kendi üstüne yükselebilen. Bu benzetme kurtuluşa işaret içindir ve iki etkin yolu açıkça gösterirken tezatı da göstermektedir. Dindar görünümün esas doğru hat üzerinde olması gerekirken burada bir terslik vardır. Mana yolunda yürümek ve acılar yolunda yürümek dindar görünüme değil kişi yüreğinin bulunduğu yere bağlıdır.

                İki kişi de mabettedir ama yaklaşım farklıdır. Kain ve Habil sunusunda olduğu gibi Kain “ellerinin işlerini” getirmiş, Habil ise “kurban kuzusu” getirmiştir. Bir anlamda lütfu sunmuştur. Ellerin işleri kabul görmemiş ama kurban kuzusu kabul görmüştür. Burada “kurban” yakınlaşma anlamında bir kelimedir. Gerçek “yakınlaşma” diri kurbanlar sunabilme yani kişinin kendi yaşamını ortaya koyabilmesi, nefretini, kinini, kötü gören gözlerini, kötü düşünen fikirlerini “mana yolu” için feda edebilmesidir. Mesih İsa’da bu yepyeni yaşamın, “mana yolunun” esasıdır.

                Kurtuluş ve doğruluk ikisi bir arada aklanma denilen o iç bağlardan tam kurtuluşu getirmektedir. Suçlu sayılmama rahatlığı ve İsa’da tamamlanma kişinin yepyeni olması için tam bir diri olma zemini oluşturmaktadır.

                Kurtuluş ve doğruluk “alçakgönüllü bir kendini bilmede” aklanmayı getirmektedir. Esas yüreğini kendinin farkındalığında ortaya koyan kişi “aklanmış olan” kişidir. En azından buradaki benzetmede söylenmek istenen budur.

                Burada bir diğer önemli nokta ise insanın yargı algısı ile ilahi yargı algısı arasındaki farktır. İnsan hep görüneni göründüğü kadar değerlendirebilme eksikliğindedir. Oysa Tanrı’nın bakış açısında esas içi düşüncenin, arzu ve niyetin önemi büyüktür. Ferisinin yargısı kendi kendine bir değerlendirmedir. Oysa “kendini bilen Yaratanı bilir” ilkesinde vergi görevlisi kendi hakkında bir fikir yürütmemektedir.

                Eyüp’te kendi suçsuzluğunu savunurken suçlu konuma düşmüştür. Oysa sınırsızlığın lütfu “kurtuluş ve doğruluğa” bizi ulaştırandır. Aklanma o noktadadır. Bunu fark edememek bile hedefi vuramamaktır. Yaşayanın da sınırsızlığı gördüğünde eksikliğini tamamladığını görüyoruz. Habakkuk inançsızlıktan saklanma ihtiyacı duymuş ama sınırsızlığın eşsizliği farkındalığında teslim olmuştur. Hab.3:16. Petrus’ta tamlık karşısında önce saklanmak istemiş ”benden uzak dur” demiş, ama sonra teslim olmuştur.-Lk.5:8. Vahiy 1:17’de  bu kez Yuhanna içsel karşılaşmada benzer bir saklanmayı yaşamış adeta ölüp dirilmiştir.

                Ferisi de bu içsel çekilme yoktur. Oysa diğer kişide Eyübün, Yeşaya’nın, Habakkuk’un, Petrus’un,Yuhanna’nın o içrek deneyimlerine benzer bir içsel derinliği görmek mümkündür. Ferisi kendi krallığında kendine saklanmış ama diğer kişi eksikliğinin farkındalığında “Yaratan merhametine” sığınmıştır. Maalesef insanlık kendine not veren bir hale gelmiştir. Ya da ilk uyanışta Adem ve Havva gibi kendi kendini saklamaktadır. “merhamet et” sözü farkındalığın sonsuza kapısıdır.